Mehmet Şükrü Rona

İnsana iyi gelen üçlü: Kültür, sanat ve spor





Her sabah yeni bir gündem, yeni bir tartışma ve yeni bir yorgunlukla uyanıyoruz. Hayat pahalı, gelecek belirsiz, insanlar bitkin, tüm dünya karma karışık, politikadan, siyasetten ve gerginlikten yorulduk. Dünyanın bu gürültüsü içinde nefes almak bile bazen zor geliyor.
Gazetelerin sayfalarını karıştırırken ya da internette dolaşırken sık sık bu kelimeleri aynı yerde görürüz: kültür, sanat, spor. Üçü de yan yana, sanki birbirini kollayan üç eski dost gibi. Bu bir tesadüf değil. Çünkü bu üç alan, insanın hem aklına, hem ruhuna, hem de bedenine aynı anda dokunabilen ortaklardır. Bu yüzden kültür, sanat ve spor sayfaları bir kaçış değil, bir ihtiyaçtır.
Kültür, sanat ve spor aslında insanın kendini ifade etme biçimlerinin üç farklı ama bir biriyle çok bağlantılı alanıdır. Hepsi insanın bedensel, zihinsel ve duygusal gelişimine katkı sağlar ve insana iyi gelir.
Üçü de insanı geliştirir.
Üçü de toplumsal birleştiricidir.
Üçü de evrenseldir ama yerel özellikler taşır.
Üçü de eğitimle doğrudan ilişkilidir.
Kültür, bir toplumun yaşam biçimi, değerleri, düşünce yapısı ve üretimleridir; hafızasıdır. Nereden geldiğimizi, neye benzediğimizi, neye inanıp neye güldüğümüzü anlatır. Kültürle temas eden insan, yalnız olmadığını hisseder; geçmişiyle bağ kurar, geleceği için fikir üretir. Sanat ve spor da kültürün içinden doğar ve kültürü şekillendirir. Yani sanat ve spor, kültürün somut yansımalarıdır.
Sanat ise bu hafızanın duygularla konuşma biçimidir. Bazen bir şarkı, bazen bir film sahnesi, bazen de tek bir cümle… Sanat, anlatamadığımızı hissettirir. İnsanı yavaşlatır, düşündürür, kimi zaman sarsar ama çoğu zaman iyileştirir. Günün gürültüsünde kaybolan duygularımız, sanat sayesinde yeniden yüzeye çıkar. Bu yüzden sanatla temas eden insan, kendine biraz daha yaklaşır.
Spor ise işin beden tarafıdır. Hareket etmek, terlemek, sınırları zorlamak… Spor yalnızca kasları değil, zihni de güçlendirir. Disiplin öğretir, sabrı öğretir, kaybetmeyi ve yeniden denemeyi öğretir. Bir takımın parçası olmak, bir hedefe doğru koşmak ya da sadece yürürken nefesini fark etmek… Spor, insanı hayata bağlayan en somut temaslardan biridir.
Belki de bu üçlünün sürekli yan yana anılmasının asıl nedeni tam da budur: Kültür düşünceyi besler, sanat ruhu onarır, spor bedeni ayakta tutar. Biri eksik olduğunda insan da eksik hisseder. Günümüz dünyasında artan yorgunluk, huzursuzluk ve kopukluk hissine karşı bu üç alan hâlâ güçlü bir panzehir sunar.
Hayatı yalnızca “ciddi meseleler”den ibaret sandığımızda, bizi ayakta tutan şeyleri ilk gözden çıkaran yine biz oluyoruz. Oysa kültür, sanat ve spor tam da bu yüzden hayatın kenarında değil, merkezinde durmalıdır. Kültür, sanat ve spor; lüks değil, ihtiyaçtır. Sadece belli kesimlerin değil, herkesin hayatında yer bulması gereken insani temas alanlarıdır.
Belki de bu yüzden gazetelerde aynı başlık altında toplanırlar: Hatırlatmak için… İnsana iyi gelen şeyleri unutmamak için.

İnsana iyi gelen üçlü: Kültür, sanat ve spor
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.