Ahmet Tolgay

Pazartesi notları





“ŞEYTAN” ŞEYTANLIĞINI GÖSTERDİ: İranlılar “Şeytan” derler Amerika’ya… Şimdilerde ise şeytanlığının gereğini bir kez daha yapmış olduğunun acısı ve öfkesiyle bakarlar o ülkeye…
Nasıl bakmasınlar ki?..
ABD İran’ın nükleer programını diplomasi yoluyla durduramayacağını anladığından gerçekleşti bu 12 günlük füzeler savaşı…
İsrail ve İran 12 gün boyunca karşılıklı füze yağmurlarıyla birbirlerinin tozunu attılar… O karşılıklı toz atma işleminde ABD’nin onay ve teşviki ile bu işe girişen ve epeyce de hırpalanan İsrail tabii ki İran’ın yerin yedi kat derinliğindeki nükleer tesislerini vurabilecek askeri kapasiteye sahip değildi…
Ve ne oldu?..
Eşref saat geldiğinde, bu tuhaf ama yıpratıcı savaşın 12’nci gününde, o şeytan hem B-2 Spirit hayalet bombardıman uçaklarının ve hem de hiç kullanılmamış olan sığınak bombalarının denemesini yaparak İran’ın 3 ayrı yerdeki nükleer program tesislerini hallaç pamuğu gibi dağıttı… Oldu da bitti maşallah!..
Şeytan başı Donald Trump, şeytan karargâhı Pentagon’da planlanan o senaryo işlem gerçekleştiği halde füze teatisi oyununu safça sürdüren İsrail ile İran’a da dünya kamuoyunun gözü önünde hem de Texas kovboyu ağzı ile bir güzel küfretti, amansızca fırça çekti…
Birkaç psikopat siyasetçinin doyumsuz ve tehlikeli egosunun eseri olan 12 günlük füze savaşının ağır faturası İsrail halkı ile İran halkına düştü ne yazık…
Gizlenen sayıda ölü, binlerce yaralı, başa çıkılamayacak travma ve tuzla buz edilen nice toplumsal ve kişisel umut…
Ödenen bedelin acı özeti bu…
***
MİLLET PARKININ İLK YÜRÜYÜŞÇÜSÜ: O vesileyle halkla buluşmalarını da gerçekleştirdiği düzenli yürüyüşlerin tanınmış uygulayıcısıdır Cumhurbaşkanı Ersin Tatar… Ülke dışındayken bile günlük yürüyüşlerini ihmal etmez… Mesaisi ne kadar yoğun olursa olsun günlük yürüyüşlerine mutlaka zaman ayırır…
Başkentimiz Lefkoşa’da sosyal aktivitelere ev sahipliği yapacak olan ve bir çevre başyapıtı olarak ustaca ve titizlikle düzenlenen millet parkının ilk yürüyüşçüsü de o oldu nitekim… Üzerine eşofmanını geçirdi ve imar çalışmaları sürdürülmekte olan bu müstesna Lefkoşa vahasında kendini tutkunu olduğu yürüyüşe verdi…
Bu millet parkının yaratılışında alın ve beyin teri olan 1450’den fazla kişiye teşekkür etmeyi ihmal etmeyen Tatar, çalışmaların son durumu hakkında bilgi alırken memnuniyetini gizlemedi…
Cumhurbaşkanlığı, Cumhuriyet Meclisi ve parkın bulunduğu yerleşke toplamda yaklaşık 500 dönümdür…
Kıbrıs’ın iklimine uygun binlerce ağaçla donatılmakta ve bir peyzaj başyapıtına dönüşmekte olan bu 500 dönümlük arazinin kısa sürede KKTC’nin simgeleri arasına giren albenili bir devlet yerleşkesine dönüşmesi Ersin Tatar’ın TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a arzı ile gerçekleşti…
Çevre düzenlemelerinden yerleşkenin çevresi de nasibini almaktadır…
Şimdilerde “külliye” ahkâmı kesen proje muhaliflerinin bile mutlulukla yararlanmaya başladığı muhteşem yerleşkenin tarihi Erdoğan ve Tatar adlarıyla birlikte anılacaktır…
Vefa, belki yerleşkenin bazı bölümlerine onların adlarının verilmesini sağlar…
***
TAPUSU KIBRIS TÜRKÜ’NÜN: Devlet kurumları, camisi ve millet parkı ile sinerjisini tüm ülkeye yaymaya başlayan bu muhteşem yerleşkenin gerçek tapusu tüm Kıbrıs Türkü’nün…
Üzerimize tapulanan bu değere sahip çıkmamız gerektiğini sevgili Hüseyin Ekmekçi adresime attığı mesajda şöyle dillendirdi ki, ona teşekkürlerimle birlikte yürekten katılırım:
“Bizim yürüyüş ekibi Cumartesi günü didik didik ettik abi yürüyüş parkını… PEYZAJ, OTURMA ALANLARI, ÇOCUK OYUN ALANLARI, GÖLGE SAĞLAYACAK AĞAÇLAR… GERÇEKTEN ÇOK GÜZEL… BAKIM VE İDAMESİNE KAYNAK AYIRMAK LAZIM…. BELEDİYEYE DE DEVRETMİYORLAR… UMARIM KAMU BAŞARIR… DA, DİĞER ÖRNEKLERE BAKINCA…
İyi bakılır ve doğru amaçlar için kullanılırsa, muazzam bir eser… Bakamazsak, büyük bir enkaza dönüşecek…”
Atalarımız demiş ki, “Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur…”
Kulağımıza küpe yapalım… Aidiyet duygumuzu da hiç yitirmeyelim…
***
BİLGE AZGIN DİYOR Kİ: Siyaset Bilimci Bilge Azgın, İsrail’i en acımasız devletlerden biri olduğunu belirterek, “Ancak Grivas posterinin önünde poz veren Hristodulidis’in elinde güç olsa ve fırsat bulsa Kıbrıslı Türklere zarar vereceği gerçeği su götürmez” dedi. Kıbrıslı kimliğini değil de, Türk kimliğini benimseyen biriyim” diyen bu akademisyen delikanlıyı takdirle izlemem, onunla dijital temasta olmam ve onu sevmem boşuna değil…
Genç jenerasyondan gerçekçi seslendirmelere ve değerlendirmelere devam Fatma ve Bekir Azgın’ın oğlu sevgili Bilge… Buna toplumsal ihtiyaç var…
Genç jenerasyon kendilerine bir devlet armağan eden eski jenerasyonun mücadelesini iyi okuyamazsa tekerrür edecek tarihle baş başa kalır… Karşı tarafın kana doyumsuz Grivas’ları hiç tükenmez… Tıpkı Siyonizm’in kana doyumsuzlarının hiç tükenmediği gibi…

Pazartesi notları
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.