Ahmet Tolgay

Sibel Siber’den “Kardeş Ocağı” güzellemesi





Sadece başkent Lefkoşa’nın değil, tüm Kıbrıs Türklüğünün otantik kurumu Kardeş Ocağı’nın yeniden dirileceğini, “nerede kalmıştık?” coşkusuyla kültürel aktivitelerine geri döneceğini düşünmüştüm Sibel Siber’in “Kulüp” adlı kitabıyla yüzleşince…
Beklediğim gibi olmadı ne yazık…
Oysa bu kitabın görkemli tanıtım gecesine katılanların üçte biri bile hemen gidip Kardeş Ocağı’na üye yazılmış ve kimileri de oranın müdavimi durumuna gelmiş olsaydı, bu beklentimiz gerçekleşmiş olacaktı… Tanıtım etkinliğinden sonra, üye sayısı 12’ye dek düşmüş olan Kardeş Ocağı’na üye yazılmaya gidenlerin toplamı parmakla sayılacak denli az…
Bu son yaşanmışlıktan sonra, ben şahsen korkarım ki, Kardeş Ocağı’nın kapısına kilit vurmak yakındır… Ne kadar hazin, ne kadar büyük bir toplumsal kayıp… Ne kadar güzeldi kapanmanın eşiğine gelmiş o ocak…

***
Bu arada Kardeş Ocağı Yönetim Kurulu’na uzun süre başkanlık yapmış olan Hilmi Refik abimiz de, sanki bu toplumsal ocağın bir an önce kapatılmasına çaba harcayan gizli aktivitelerin varlığını duyumsatmaya çalışıyor…  Kardeş Ocağı’nın 100’ncü kuruluş yıldönümü resepsiyonunun engellendiğini sosyal medyada derin bir sitemle  duyurup durdu…
Peki kimdir bu engellemeyi yapanlar?… Ve engellemenin nedenleri ne olabilir?.. Bunu açıklamıyor ısrarlara rağmen Hilmi Refik…
***
Sibel Siber, “Kıbrıs’ta Jön Türk Hareketi – KULÜP – “Kardeş Ocağı” adını verdiği son kitabında kutlanmaya değer bir araştırmacılıkla, “Kardeş Ocağı”nın Kıbrıs Türk halkının tarihsel sürecine, gelişip kalkınmasına ve varoluş mücadelesine koyduğu çok önemli katkıları anlatmaya çalıştı…
Sibel Siber’in de yetersiz bulduğu 224 sayfalık bu anlatım Kardeş Ocağı’nın eski dinamizmi ile devrede tutulabilmesinin ne denli önemli ve gerekli olduğunu açıklıyor… Çünkü tarihi boyunca toplum yararına düşünce, eylem ve ilham üreten bir kurum oldu orası, elitlerimiz arasından özenle seçilen aydın ve yurtsever üyeleri sayesinde… Kardeş Ocağı’na üye olabilmek pek de kolay değildi, bu gerçeğin altını da çizmeliyim…
***
Sibel Siber, çok gerçekçi ifadeleriyle “İngiliz sömürge yıllarında Kardeş Ocağı Kulübü, Kıbrıs Türk toplumunun sosyal, siyasal ve kültürel alanda faaliyet gösteren ve tarihi kararların alındığı en önemli kurumdur. Halkımızın resmi kabul yeridir. O yıllardaki diğer bir adı da ‘Senato’dur…” şeklinde tanıtıyor Kardeş Ocağı Kulübü’nü…
Ve sonra da Kardeş Ocağı’ndan kaynaklanan nice aktiviteye belgeler ve fotoğraflar eşliğinde ayrıntılarıyla değiniyor… Bu anlatımda “lider” nitelikli nice yurtsever aydınımızın da pırıltılı geçit resmine tanıklık ediyoruz…
Kıbrıs Türk toplumunda, toplumsal varlığımızı yok edecek ve adına “kumpas” diyebileceğimiz hareketler başlarken ilk örgütlenme devinimleri Kardeş Ocağı’nda tetiklenir…
Kıbrıs adasını Türkiye’nin elinden alan Lozan Antlaşması’ndan sonra başta Türkiye olmak üzere, çeşitli ülkeye yönelen göçleri durdurabilme adına Kardeş Ocağı aydınlarının başlattığı mücadele gerçekten destansıdır… Bir yandan Türk kültürünü öne çıkartarak Kıbrıs Türk halkını fark ettirebilmek adına gerçekleştirilen kültürel etkinlikler, bir yandan bu halkın yaşam haklarının savunulması ve bir yandan da Anavatan Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesi ve hatta Kıbrıs Türk haklarının Anavatan’a kabul ettirilmesi Kardeş Ocağı camiasının başardığı tarihi hamlelerdir…
Tüm bunların nasıl gerçekleştiğini belgeleriyle ve güçlü yorumlarıyla sunan Sibel Siber, kayıt altına alınmamış ve unutulmuş varoluş öykülerimiz ile bunların kahramanlarına da kitabında göndermelerde bulunmakta, saygı ve şükranlarını sunmaktadır… Kayıt altına alınamayıp unutulan varoluş öykülerimizin ve kahramanlarımızın da birer ilham kaynağı olarak su yüzüne çıkarılması dileğiyle…
Tebrikler sana Dr. Sibel Siber… Verdiğin bilgilerden ve sinerjiden dolayı…

Sibel Siber’den “Kardeş Ocağı” güzellemesi
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.