Akay Cemal

Galadari: Ermenilerle Rumlar, kahvaltıya bize gelirlerdi…





Bugün Pazar ya, biraz da eskilerden söz edelim diyoruz. Hafta boyu siyasiler, yetkililer-yetkisizler konuşur, vatandaş pahalılıktan yakınırken, eski dönemlerden bazı anılara yer verelim dedik. Üstelik belirli yaşın üstündekiler için de nostalji olur.

Bir zamanlar ‘Galaldari’ yoğurtta ve ayranda markaydı. Erol Tütengil (Yoğurtçu Galadari) ilkokulu bitirdikten sonra, babası Ahmet Galadari ile uzun süre Kumarcılar Hanı’nda bulunan yoğurtçu dükkânında çalışmış 7 kardeşten biriydi. “Büyük toprak kaselere yoğurdu salar ve el arabasıyla dağıtırdık. İmalatı evde yapar ve okka hesabı satardık” diyen Tütengil, şunları ekliyor:

“O zamanlar Süt Kurumu yoktu. Sabah bisikletle Lefkoşa ve Gönyeli’deki mandıraları dolaşır, süt toplardık. Yoğurdu çıkarıncaya kadar öğlen olurdu. Aşçılara küçük kaselerde yapardık. Kahve fincanından biraz daha büyük kaseler 1 porsiyon sayılırdı. Topraktan kaseler Rum tarafında yapılırdı, daha sonraları ‘Bulliciler’ ve başka iş adamları Türkiye’den getirmeye başlamışlardı.”

Tütengil, o dönemde en büyük aşçılardan söz ederken, bunlardan birinin ‘Bozkurt’ gazetesi sahibi Cemal Togan’ın babası Sadi bey olduğunu ve Büyük Han’da iş yaptığını ifade etti, Girne Caddesi’nde ise Aşçı Musa ve Aşçı Mustafa ile diğerlerinin bulunduğunu söyledi.

“O zamanlar şimdiki gibi fazla yoğurtçu yoktu” diyen Erol Tütengil, o günleri anlatırken özetle şunları dile getiriyor:

“Dükkânı ilk açtığımızda babam kahvaltı çıkarırdı. Çörek, reçel, sıcak süt, peynir verirdi. Ermeni ve Rum müşteriler de vardı. EOKA’nın faaliyete geçmesinden sonra gelmez olmuşlardı. Türkler ise daha fazla sabahları ciğer yemeğe giderlerdi. Sütler de artmaya başlayınca, kahvaltıdan vazgeçip kalan sütü ayran yapmaya başladık. Ayranı önceleri elle yapar, buzla soğuturduk. Şimdi Maliye Bakanlığı’nın olduğu yerde bir Rum’un buz fabrikası vardı. Dirifilci Enver, fabrikadan buzu toptan alır, perakende satardı. Biz de ondan alırdık.”

Ayran makinesini Barış Harekâtı’ndan sonra Türkiye’den getirttiklerini söyleyen Galadari, Gülgün Yoğurtları’nın sahibinin eşine yoğurt yapmayı öğrettiklerini ifade ederek, “Sonradan fabrika kurdular” dedi ve şunları ekledi:

“Babam Ahmet Galadari, Dr. Küçük’ün en yakın dostlarındandı. Denktaş, diğer politikacılar, iş adamları gelip bizde ayran içerlerdi. Denktaş her geldiğinde civardaki esnafın fotoğrafını çeker, resimlerini bana gönderir, ben de dağıtırdım. Babamın Ali Süha ile arası iyiydi, beni Yıldırım Bölüğü’ne aldırdılar. Orada sabahları yoğurt yapma imkânı fazlaydı.”

Bugün de eskilere gittik ve bir zamanların ünlü yoğurtçusu Galadari’den söz ettik. Değerli dostum Halil Erdim’in ‘Eski Meslekler Eski Ustalar’ isimli kitabından yararlanarak kaleme aldım. Kendisine çok teşekkür ederim. Asmaaltı’nda Yoğurtçu Galadari, Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş ile nicelerinin uğrak yeriydi. Babaları Ahmet Galadari ile hayatta olmayanlara Allah’tan rahmet, hayatta olanlara da sağlık ve uzun ömürler dileriz.

İyi Pazar’lar.

***

 

Bilardo Federasyonu Başkanı Burcu

Lefkoşa’da son yolculuğuna uğurlandı

 

Bilardo Federasyonu Başkanı Aşkın Burcu dün Lefkoşa’da dualarla son yolculuğuna uğurlandı. Burcu ailesi, tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyururken, yokluğuna hiçbir zaman alışamayacakları canları Aşkın Burcu’nun vefatından dolayı acılarının sonsuz olduğunu belirttiler, nur içinde yatmasını, mekânının cennet olmasını dilediler.

Spor camiasının sevilen isimlerinden olan Aşkın Burcu, uzun süreden beri amansız hastalıkla mücadele etmesine rağmen, hayata tutunamadı ve Hakk’ın rahmetine kavuştu. Burcu’nun vefatıyla ailesi, sporcu arkadaşları ve sevenleri yasa boğuldu.

Bu arada Lefkoşa sakinlerinden Bülent Gürsoy Ersoy da dün Lefkoşa’da defnedildi. Ailesi ve sevenleri, nur içinde yatmasını, mekânının cennet olmasını dilediler.

 

Galadari: Ermenilerle Rumlar, kahvaltıya bize gelirlerdi…
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.