Bir ülkenin dünya ölçeklerinde etkin güç olabilmesi için, ekonomisinin de gerçek anlamda güçlü olması gerekir.
Ekonomisi zayıf, ya da kırılgan olan ülkelerin, ekonomisi yumuşak karnıdır.
Kabul etmek gerekir ki ABD Başkanı Trump’ın söylem ve uluslararası sorunlara bakış biçimi, dünya için bir tehdit olurken, dünyanın ABD politikalarını algılamasında da yardımcı oluyor.
Her insan gibi ülkelerin de kendi çıkarlarını koruması doğaldır.
Önemli olan, öz çıkar korumasında, karşılıklı çıkarlara saygılı olmak, konulara, soruna dönüşmeden empati ile bakabilmektir.
Bölgesel ve dünya ölçekli barış ve istikrara ulaşmanın en sağlıklı köprüsü, ekonomik, ticari işbirliğidir.
Avrupa Birliği’nin temelleri, iki dünya savaşının ardından, bu gerçek görülerek atıldı.
Ezeli ve ebedi düşman kalacağı varsayılan ülkeler, ekonomilerini kaynaştırarak, bir birine bağımlı hale getirerek, kendi coğrafyalarında barışı da sağlama almışlardır.
***
Siyasi geleceğinin önünü kesebilecek gelişmeler ABD’de yaşanırken, Trump, sıcak ve soğuk savaş için her gün ateşleyecek bir fitil buluyor.
Geçtiğimiz günlerde Pekin’de Yeni Ekonomi Forumu düzenlendi.
O forumla ilgili haber merkezlerine düşen haberi paylaşayım:
‘ Pekin’de Bloomberg’in düzenlediği Yeni Ekonomi Forumu’nda konuşma yapan ABD Eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger ABD ve Çin’in soğuk savaşın eşiğinde olduğunu ifade etti. Kissinger, Çin’le ABD arasındaki tansiyonun Sovyetler Birliği dönemindeki kadar artmasa da siyasi gerilimi azaltacak müzakerelerde de ilerleme sağlanmadığını belirtti.
Çin ve ABD’nin büyük ekonomisi olan 2 ülke olduğunu kaydeden Kissinger çatışmanın devam etmesi halinde çıkacak sonuçların Birinci Dünya Savaşı’ndan daha ağır olacağı uyarısını yaptı. 96 yaşındaki Kissinger 2 ülke arasındaki ticaret müzakerelerinin bir anlaşmayla sonuçlanmasını umduğunu ifade etti.
ABD ve Çin arasında 2018’de gümrük tarifelerinin karşılıklı olarak artırılmasıyla başlayan ticaret savaşlarında Pekin ve Washington yönetimleri anlaşma için müzakerelerde bulunsa da henüz kapsamlı bir anlaşma gerçekleşmiş değil.’
***
Dünyanın neresine gidersek gidelim, hangi konuyu takip edersek edelim, dönüp dolaşıp geleceğim yer Kıbrıs’tır.
Kıbrıs’ın toplam Pazar büyülüğü…
Kıbrıs’ın üretim potansiyeli…
Kıbrıs’ın çok yönlü albenisinin, ekonomik karşılığı…
Kıbrıs, yüzlerce yıldır, stratejik konumuyla da bağlantılı artılı fazla bir adadır.
Etnik farklılıklarıyla toplumları sıralayacak olursak ilk üç sırayı Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Ermeniler almıştır uzun yıllar.
Ekonomik etkinlikte bu sıralamadan Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Ermenilerin yer değiştiği dönemlerde unutulmadı.
Yüksek ekonomik bir rekabet uzun yıllar yaşanmadı.
Zaten 1974’e kadar Kıbrıslı Türklerin dikkate alınacak ekonomik bir dinamizmi yoktu.
Endüstriyel değerlendirmesi olan tarım ürünlerinin Rumlara aile tesislerde değerlendirilmesi dışında, iç içe geçen bir ekonomi dinamizmi yoktu.
Bunun adada, barış içinde yaşamak için gereksinim olduğu da görülmedi.
Kıbrıslı Türkler, Kıbrıslı Rumlar için müşteri olarak kaldı yıllarca.
Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıslı Türklerin müşterisi olmaya yakın geçmişe kadar müthiş bir direnç gösterdi.
Bu direnç, Kıbrıslı Türklerle, Kıbrıslı Rumların, dengeli ticari ilişkisine engel olmadı mı?
Ebette oldu.
Eğer yıllar öncesinde, benimsenen ve geliştirilerek sürdürülmesi istenen bir ekonomik paslaşma olsaydı, şimdi, adanın etrafında bulunan enerji kaynaklarının paylaşımında çok kolay ortak noktaya gelinirdi.
Kissinger’in ABD ve Çin’in eşiğinde olduğunu ifade ettiği soğuk savaş, küçük adamızda Kıbrıslı Türklerle, Kıbrıslı Rumlar arasında yaşanmıyor mu?
Yaşanıyor.
Kıbrıs’ta uzun yıllardır sıcak çatışma yaşanmıyor.
Buna karşılık soğuk savaş, yıllardır devam ediyor.
Soğuk savaş adada, ekonomik işbirliği ve paylaşımın önüne engeller koyuyor, duvarlar örüyor.
Soğuk savaşı sonlandırabilsek, her konuda yakınlaşma çok daha kolay olacak.





Yorumlar kapalı.