Haftaya damgasını vuran olay Maraş toplantısı idi. ‘Hukuki, Siyasi ve Ekonomik Yönleri ile Kapalı Maraş Açılımı’ toplantısı, Kapalı Maraş’taki Ordu Evi’nde yapıldı. Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Kapalı Maraş’ın kapalı olmasının abesle iştigal olduğunu ifade etti ve “Burası KKTC’nin kenti toprağıdır. Kıbrıs Türkünün kendi toprağında kendi ekonomisi için adım atması son derece meşrudur. Ümidimiz yakın zamanda Maraş’ın yeniden hayat bulmasıdır” dedi.
Oktay, “Artık Kapalı Maraş’ın ‘kapalı’sını kaldırmak lazım” şeklinde konuşurken, Başbakan Ersin Tatar da, BM Güvenlik Konseyi kararlarına çok ters düşmeden açılım getirmek istediklerini belirtti. Kapalı Maraş’ı açıp ekonomiye kazandırabilecek noktada olduklarına inandığını belirten Tatar, “Maraş’ın açılması KKTC’nin siyasi hayatında önemli bir kavşak olacaktır” şeklinde konuştu. Başbakan Yardımcısı Kudret Özersay da, envanter çalışmalarında sıranın bina ve arazilerin durumuna ilişkin çalışmaya geldiğini, bu kapsamda DAÜ ile bir protokol imzalanacağını kaydetti.
Toplantıda ilginç görüşler ortaya konulurken, DP Genel Başkanı Fikri Ataoğlu, kadife ayrılığın gündeme getirilebileceğini ifade etti. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ise, “Kıbrıs sorununu çözecek olan Maraş açılımıdır” dedi. Barolar Birliği Başdanışmanı Prof. Dr. Necdet Basa da, Maraş’ın bir an önce yerleşime açılması gerektiğini ifade etti.
Konuşmaların, toplantıda ortaya konulan görüşlerin, önerilerin tümünü de buraya aktarmanın gereği yok. Zaten medyada geniş biçimde yer buldu.
Maraş konusu tam 46 yıldır Kıbrıs sorununun gündeminde… Rum tarafı, Maraş’ı ‘ayrı bir paket’ olarak sunmak isterken, Türk tarafı, ‘Bütünlüklü çözümün bir parçası’ olarak takdim etti. Hatta Ercan Havaalanı’nın direk uçuşlara açılması karşılığında Maraş’ın iade edilebileceği bile masaya getirildi, ancak Rum tarafı buna da ‘Ohi’ yanıtını verdi.
Sonuçta ne ambargolar kaldırıldı, ne de Maraş açılabildi! Aradan yarım asır geçti. Maraş’ta mülkü, oteli, işyeri bulunan birçok Rum, “Ne olur açın da gelelim” dercesine, Türk tarafından bir hamle bekledi. Rum Yönetimi’nin caydırma girişimlerine rağmen, gelmekte kararlı olanların sayısı her geçen gün daha da arttı. Bu arada birçok hak sahibi Rum da Maraş’ı sayıklayarak son nefesini verdi, geriye varisleri kaldı. O inanların çoğu hala Maraş’ın açılması beklentisinde…
Kapalı Maraş, her şeyden önce KKTC sınırları içindedir ve yüzde yüze yakını da vakıf malıdır. Ancak şu veya bu şekilde orada mala-mülke kavuşan Rumlar ve yabancıları da inkâr edemeyiz. Bu açılımda, haklarının yeneceğini de söyleyemeyiz. Karar verildiğinde dileyen gelir, dileyen gelmez! Ancak TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın dediği gibi, artık Kapalı Maraş’ın ‘kapalı’sını kaldırmak lazım.
Biz yine iddia ediyor ve diyoruz ki, bu hayalet kentin açılmasında çok geç bile kalındı. Bugünkü haliyle bizim elimizde değil de, Rum tarafının elinde olsaydı, bunca yıl bekletilmez ve 3-5 yıl içinde açılırdı… KKTC ve Türkiye bu konuda sabır taşını bile çatlatacak ölçüde sabır gösterdi.
Bazıları BM Güvenlik Konseyi kararını gerekçe göstererek, “Aman dokunmayın, açmayın” demeye getiriyor. Güvenlik Konseyi kararı Allah’ın kelamı değil ki! Kıbrıslı Türkler, ambargolar ve izolasyonlar altındayken, Güvenlik Konseyi kararı mı vardır? Kaldı ki, farelerin, yılanların-çıyanların canları insanlardan daha mı değerlidir? Daha değerliyse, bir yarım asır daha kapalı tutsunlar ve sağlam binalar da yıkılsın, harap olsun, oralarını mesken edinen fareler, yılanlar ve her türlü haşarat da bayram etsin…
Bu mu istenilen?
Geçen gün de yazdım, zamanında Rumların tekmelediği, hor baktığı, ortadan kaldırılması için her türlü çabayı gösterdiği Maraş şehidi, Maraş mücahidi Pertev Paşa’nın türbesini bile restore edemedik. Elimizi tutan mı vardı? Pertev Paşa, Osmanlı’nın bölgeyi fethi sırasında şehit düşmüştü… Maraş’ın bir sembolüdür. Bunun yanında Maraş’taki Bilal Ağa Çeşmesi ve Bilal Ağa Camii’nin restorasyonu yapılabilirdi. Elimizi tutan mı vardı? Yoksa bu konuda da mı önümüze BM Güvenlik Konseyi kararlarını süreceklerdi?
Bu toplantıdan sonra, artık bu meselelere el atılması ve Maraş’ın sembollerine gerekli ilginin gösterilmesi lazım… Karar verilmesi ve yetkili kılınması durumunda Vakıflar İdaresi’nin, kısa sürede bu işlerin üstesinden geleceğine inanıyoruz.
Kıbrıs Türk halkına uygulanan insanlık dışı ve insanlık adına utanç verici ambargolara rağmen, biz Maraş’ta karşı unsurla örnek bir işbirliğine gidileceğine de inanıyoruz. Böylesine büyük bir potansiyel hem ekonomik hem de turistik, hatta kültürel açıdan ortak bir zemin oluşturabilir. Daha da ileri giderek, Kıbrıs sorununun çözümüne önemli katkıda da bulunabilir.
Sonuç itibarıyla Kapalı Maraş’ı kurda kuşa, farelere, yılana-çıyana, her türlü haşarata daha fazla yem etmeyelim. Doğanın tahribatına daha fazla fırsat vermeyelim.





Yorumlar kapalı.