* Sınırsız Doktorlar Hareketi, küresel beladan en etkin kurtuluş yöntemini duyuruyor: “Korona ile savaşmanın tek yöntemi hastane dışındadır… Yani izolasyon ve sosyal mesafeyi korumak… Salgını bunlar durduracaktır”.
* Sıkı Korona önlemleri insanları öylesine evcilleştirmekte ki, artık dış hayata zor alışırlar…
* Sokağa çıkma yasağını delenler ihtiyaçlılardır genellikle… İhtiyaçları evlerinde karşılanmalı…
* O ünlü yazı sadece ürünlere değil tabutlara da yazılır oldu: “Made in China.”
* “Normale dönemeyiz çünkü eski normalimiz, sorunun ta kendisiydi.”( Hong Kong’ta bir duvar yazısı)
* Biz Kıbrıslı Türkler hiçbir konuda kıramadığımız pozitiflik rekorunu elbette ki Korona’da da kırmayacağız…
* E pes yani!… Trafik kazaları ve trafikten yaralanmalar durmuyor… Yani yollar bu kadar tenha iken nasıl başarabiliyorlar bunu, hayret?!..
* “İşte bunu not etmek lâzım, çünkü trafik kazalarında kendinden başka, ya da sürücüden başka herkesi ve her şeyi özellikle de devleti suçlamayı adet edinenlerin gözüne sokmak için gerekecek..” (Teşekkürler Tijen Zeybek)
* Yunus Emre şu dizesini acaba bugünler için mi terennüm etmişti?: “Bir sinek bir kartalı / Salladı vurdu yere / Yalan değil gerçektir / Ben de gördüm tozunu…”
* Hedef olarak gösterilen “ihtiyar” değil, “ihtiyat”tır…
* Korona’dan nice genç de ölmekte… Bu konudaki “yaşlı” takıntısından vaz geçilmeli… Korona tüm yaşlar için ölümcül… İhtiyat, herkes için acil ve gerekli.
* Normalleşme için çaba harcamayanlar anormallerdir…
* Hayat böyle bir şey işte… Çoğunlukla planladıklarımızın dışında gelişir…
* Dünya kamuoyunun Korona belasına kilitlendiği bugünlerde 2 Milyar dolara mal olan ve Hiroşima’ya atılan bombanın 1200 misli güce sahip “16 B-61” ve “B-83” nükleer bombalar taşıyan Amerikan B-2 Spirit uçakları gizlice Avrupa’ya konuşlanmış… Bunlar neyin derdinde?!..
* KKTC’de bazı sendikalar eylem tehdidinde bulunuyorlar. Evlere kapanıldı, nasıl eylem?..
* Atalarımız der ki; “Yoktan yonga çıkarılmaz…”
* Tavsiyemdir: Pazarlama ve ihracat tıkanınca, köylünün ihtiyaç fazlası sütü elinde kaldı. Köylü ailelerin süt ürünlerini de tercih edelim… Ki, üretim durmasın, üretici azıcık nefes alabilsin…
* Bir tavsiye daha: Borç taksit ödemeleri ertelenmiş olsa bile, imkânı olanlar borç taksitlerini ödesinler. Borç dediğin iyi güne kalmaz… Bakalım daha neler olur, neler görürüz!..
* 2020’nin Dünya Tiyatro Günü en sessiz şekilde geçiştirildi tüm dünyada. Sahnede izleyicisiz oynanan tek dram vardı: Koronavirüs!..
* Lütfen, ama lütfen; “Aşağı mahallede bir yalan uyurdum, yukarı mahalleye geldim, kendim de inandım” hallerinden arınalım… Yalanlar değil, gerçekler gerek bize…
* Demiş ki; “Hangi kötülüğe tahammül edebileceğimiz, hangi iyiliğin arkasında olduğumuza bağlıdır.” Richard Sennett.
* Haftanın öğüdü Gabriel Garcia Marquez’den: “Yoksulluk, elini cebine attığında boş olması değil, elini boş cebinden çıkardığında tutacak birinin olmasıdır…”
* Büyük harflerle yazılması gereken: NE EKERSEK ONU BİÇERİZ…
* Temel’in dünyası: Korona’dan şikâyetçi olan Temel’i yanlışlıkla psikiyatri kliniğine havale ederler. 15 gün sonra taburcu edilip eve döndüğünde eşi Fadime sorar: “Korona durumları geçti mi?..” “Geçmedi” der Temel; “Ama artık hiç de takmıyorum…”
* Ve dizeler… Bülent Fevzioğlu’ndan: “Cümbez ağacı olduk Mağusa Camisinde / ‘Korumaya alındık! 60 yaş üstesinde!.. / Ey musalla, iyi bak, son gördüğün ‘İnsan’ bu; / “Beatles”lardan geliriz… “Yesterday” üstümüzde… / İyi bakın bizlere! ‘İnsanatbahçesi’yiz / Bizden sonrası robot! Son etten – kemikteniz…”





Yorumlar kapalı.