* Akıllı ve donanımlı insan, içselleştiremediği bir görüşle yüzleştiğinde karşıt düşünceler üretir… Akılsız ve donanımsız insan o durumlarda sadece küfür üretir…
* Kimileri kendisine sövenleri ödüllendirebilecek kadar sövgüleri sever…Çoronik Sendromu da mı başladı?…
* Masum beklenti: Kırmızı çizgimizde şeftali kebabından başka şeyler olduğunu da görmek isteriz…
* Devlet dairelerinde “siesta” anlamında yaz mesaisi!. Her şeyimizin yerlerde süründüğü bu süreçte bundan daha absürt bir uygulama olamaz… Cumhuriyet Meclisi’nin yaz tatili de iptal edilmeli… Başımızı bile kaşımadan kan ter içinde çalışmamız gerek…
* Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu “okulların açılması için acele etmiyoruz” diyor… Valla öğrenciler ve veliler de o konuda pek aceleci görünmüyorlar…
* Hastalığın yeni belirtilerini inceleyen Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, Koronavirüs mutasyon değiştiriyor… Pozitif sonuçların durması için bunun pozitif bir mutasyon olmasını dileyelim…
* Korona eserinle övün… Herkesin birbirine korku, kuşku ve hatta sevgisizlikle baktığı toplumlar yarattın… Dükkânına velinimeti müşteri girer, adam müşterisine düşmanıymış gibi bakar..
* “Sosyal mesafe” dediğimiz aslında asosyal mesafe… Yakınlaşmayı unutmaya mahkûm insanlar birbirlerine karşı uzaktan hiç temassız durmakta!..
* Buna “korunma mesafesi” ya da “sağlık mesafesi” denilse daha iyi olmaz mı?.. O mesafenin sosyallikle ilgisi ne?..
* İnsanlar ekmek alır gibi artık maske de almak zorunda…
* Korona sayesinde herkes evinin berberi ve kuaförü oldu… Bu meslekler de çıkmazda!..
* KKTC’de yeni trent: Eldivenleri ve maskeleri etrafa fütursuzca saçmak!..
* Aşının ve kesin tedavi ilacının bulunması, eskiye dönüşün başlayabileceği momenttir. O momenti yakalamadan eskiye dönüş yok…
* Amaç üzüm yemek olmalı, bağcıyı dövmek olmamalı. Yoksa üzümü sunacak bağcıyı bulamaz oluruz…
* Kedi – köpek mamaları dövizle birlikte füzelendi… Paketçi restoranlar açıldı ya, onlardan şeftali kebaplar getirtiriz artık… Daha ucuz…
* Yunanistan İsrail’den istihbarat amaçlı İHA’lar kiralayacak… Trajikomik!.. Ey Yunanistan; o kiralık İHA’lar topladığı istihbaratı Atina’dan önce Mossad’a geçer… İHA’nı kendin üreteceksin… Tıpkı Türkiye’nin yaptığı gibi…
* Kurallar değişik olsa da, etik her ortamda aynıdır…
* Sosyal medya serseri mayınlardan geçilmez oldu… O mayınlardan korunabilmek için maharetli olmak da yetmiyor…
* Bu ülkede banka hesapları mı, yoksa sosyal medya hesaplar mı daha çok? Sanırım ikincisi…
* Başkalarının silikon vadisi varsa, bizim de kurtlar vadimiz var… Nice vadilere de taş çıkartır…
* Dünyada her şey adil olsaydı, “adalet” kavramına gerek kalmazdı…
* Haftanın öğüdü Hz. Mevlâna’dan: “Ben dostlarımı ne kalbimle, ne de aklımla severim… Olur ya; kalp durur, akıl unutur… Ben dostlarımı ruhumla severim… Çünkü ruh ne durur, ne de unutur…”
* Büyük harflerle yazılması gereken: SEV Kİ SEVİLESİN…
Demiş ki: “Tecrübe çok acımasız bir öğretmendir… Önce sınavı yapar, dersi ondan sonra verir…” VernonLaw.
*Temel’in dünyası: Temel arkadaşı Cemal’le birlikte turistik gezi için Afrika’da… Araziyi dolaşırken karşıdan bir kaplan görünür… Temel hemen çantasındaki koşu ayakkabılarını çıkarıp giyerken Cemal; “Kaplandan hızlı koşamazsın” der… Temel; “Öyle, ama senden hızlı koşarım” diye yanıt verir.
* Ve dizeler… Sabahattin Ali’den: “Satın alınamayan şeyleri severim ben… / Deniz gibi…/ Gökyüzü gibi…/ Ay ve güneş gibi… / Sevgi gibi…”
Ahmet Tolgay
Diğer Yazıları
Köşe Yazarı





Yorumlar kapalı.