Yrd.Doç.Dr.Ahmet Maslakcı

Değişim





   Niye değişmek isteriz? Değişmek istemimize rağmen neden değişemeyiz? Herkes neden kendisinin daha iyisini olmak ister ama yapamaz? Değişmek için geçmişin perdelerini kaldırmamız ve dinlememiz gerekmektedir. Değişmeye arzulu olmalı geçmişin ötesine bakabilmeliyiz. Böylece gelenek ve efsanelerin ötesinden bakarak değişimin önündeki dogmalarımızı yıkabiliriz. Peki değişime tabi olmamış insan var mıdır? Bu soruyu Roma imparatoru Marcus Aurelius 160’lı yıllarda sormuş. Değişim hayatımızın her alanındadır. Aynı suda iki kez yıkanamayacağımızı söylemiştir Efesli Herakleitos. Çünkü zamanı ne kadar küçük parçalara bölersek bölelim, ne su aynı sudur ne de biz aynı bizizdir. Her şey her an değişmektedir. İnsan vücudundaki değişim fiziki olarak doğumla başlar ve ölene kadar devam eder. Doğarız, büyürüz, yaşlanmaya başlarız ve ölürüz. Bu süreçte değişim belirleyicidir ve aynı zamanda bireyin kişiliğinde de kendini gösterir. Fiziksel yaşa, o dönemin koşullarına, psikolojik ve sosyolojik, içsel ve dışsal diğer birçok faktöre bağlı olarak değişim, insanın algısını da davranışlarını da göreceli olarak değiştirir. Tüm büyük değişimler hayatlarımızdaki rutin akışlar bozulduğunda, konfor alanlarımızdan ayrılmaya başladığımızda başlar. Zirveler, çukurlar ve girdapların hepsi yolculuğumuzun bir parçasıdır. Zorluklar içimizdeki en iyiyi ortaya çıkarmaktadır. Covid-19 ise hepimizin konfor alanlarını yıkarak bizi değişime zorlayan bir zaman makinesi gibi hareket ediyor. Yaşadığımız hızlı değişimler, bu yeni gerçekliğe uyum sağlama yolculuğumuzun sonuçlarıdır. Önemli olan bu yolculukta akışa uyarak değişebilmektir. Değişim ve ölüm bu akışın doğal gerçekleridir. Belki de bu, Heraclitus’un eşsiz ifadesinde kastettiği şeydir: ‘Tanrılar ölümlü, insanlar ölümsüzdür, ölümlerini yaşar, yaşamlarına ölürler’. Bizleri değiştirecek olan enerjide tam anlamıyla budur. Yaşam amacı olan bir yaşam değişimin öncüsüdür. Böylesine sosyal, politik ve ekolojik bir kargaşanın yaşandığı bir zamanda değişebilmeli ve yeni çağa uyum sağlayabilmeliyiz. Hiçbir şey yokmuş gibi davranarak bu değişimi görmemezlikten yana tavır sergilemek doğru değildir. Nasıl alışveriş yaptığımıza, çalıştığımıza, sosyal ilişkilerimize bakın. Video konferans uygulaması Zoom’un günlük indirmeleri 56.000’den 2.13 milyona çıkmış. Birçoğumuz yeni sanal bağlantılar kuruyoruz. Egzersiz yapmak veya sanal bir galeride gezinmek için çevrimiçi oluyoruz. Bu eğilimler çeşitliliğe yardımcı oluyor. Kaçınılmaz olarak, Covid-19 yardımsever bir şekilde bu değişimde bizlere eşlik ediyor. Vaka sayılarımızın hızla arttığı bu dönemde her şey değişiyor ve tarih yeniden yazılıyor. Pandemiler yalnızca değişim talep etmekle kalmaz, aynı zamanda yerleşik çıkarları kıracak, yeniliği teşvik edecek ve öncelikleri yeniden belirleyecek en korkunç güçlerden biridir. Kolera, 19. yüzyılda sanayileşen kentsel yoksulların içinde bulunduğu kötü durumu ortaya çıkardı ve tüm dünyada kanalizasyon sistemlerinin finanse edilmesini sağladı. Covid-19 belki bizim adamız içinde pandora’nın kutusunu açmış olabilir. Kurumsal ve altyapısal köklü değişimlere ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde, hepimizin bu değişimi talep etmesi gerektiğine inanıyorum. Son günlerde gerek finans sektörü, gerek eğitim sektörü, gerekse hastane ile gündemde olan konularımıza bir bakarsanız ne demek istediğimi eminim anlayacaksınız. Sürekli müjdesini verdiğimiz ama bir türlü açamadığımız pandemi hastanemiz, belirsizliğini koruyan eğitimin nasıl olacağı sorumuz, kapanan iş yerleri, işsiz kalan insanlar, bozulan ilişkiler, artan şiddet olayları ve boşanmalar, tacizler ve daha nicesi. Tüm bunlara rağmen değişmemeyi hala aynı şekilde kalmayı aynı sistemi devam ettirmeyi istemek hayatın akışına aykırı hareket etmek olmaz mı? Değişen partilere, yöneticilere rağmen hala sorunların aynı kalması ve değişmemesi sorunun daha temelde bir değişim gerektirdiğini sizce de göstermiyor mu? “Ben başıma gelenlerin sonucu değilim, ben olmayı seçtiğim kişiyim” demektedir, İsviçreli psikiyatr Karl Gustav Young. Bizlerin de nerede olacağına karar vermesinin zamanı geldi. Büyük değişimi kendimiz için çocuklarımız için istemeliyiz. En azından onların olmayı istedikleri kişiler olmasına izin vermeliyiz. Hayalleri olmasına olanak sağlamalıyız. Bunun için soru sormalı, değişmeli, değiştirmeliyiz, bunu talep etmeli ve bu değişimin bedelini gelecek kuşaklar için ödemeye hazır olmalıyız.
  

Değişim
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.