Akay Cemal

Dikkatler, Doğu Akdeniz’den Kafkaslara çekilmek istenirken…





   Dünya ülkeleri Koronavirüs (Covid-19) salgınına karşı mücadelesini sürdüredursun, dünya kamuoyunun dikkatleri de Doğu Akdeniz’den Kafkaslara, Azerbaycan-Ermenistan savaşına çevrilmiş bunuyor. Doğu Akdeniz kazanının altındaki ateşin harareti şu veya bu şekilde düşürülmeye çalışılırken, dikkatlerin bir anda Kafkasya’ya çevrilmesi anlamlı ve de manidar değil midir?

   Anlıyoruz, kısa bir süre önce, iki ülke arasında kısa süreli bir çatışma çıkmıştı, ama bu denli şiddetli ve yaygın olmamıştı. On beş-yirmi gün kadar önceki sınır çatışmasını da, geçen Pazar günü başlayan savaşı fitilleyen de Ermenistan oldu. Niye?

   En başta Azerbaycan’ın 30 yıla yakın bir süreden sonra, gelinen noktada askeri gücü test ediliyor. İkincisi; Erivan yönetiminin başarısızlıkları sonucu ağır ekonomik koşullar altında yaşam mücadelesi veren Ermeni halkının dikkatleri dağıtılmak isteniyor. Ve üçüncüsü, kimlerin düğmeye ve niçin bastığı önemli. Uzmanların üzerinde durduğu ülke isimleri Rusya ve Fransa… Ancak özellikle de Fransa… Başkan Emmanuel Macron da ‘Sarı Yeleklilerin’ eylemleriyle kaybettiği prestijini yeniden kazanabilmek için sağa-sola saldırmıyor mu?

   Doğu Akdeniz ülkesi olmamasına rağmen, bölgedeki doğalgazdan pay koparabilmek için baş aktörlüğü oynamak istemesi, Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ın hamiliğine soyunması, AB’yi de kullanarak, Türkiye’nin ve KKTC’nin önünü tıkama girişimlerine ardı ardına devam etmesi boşuna mıdır? Amaç, Türkiye’nin dikkatlerini Libya ve Doğu Akdeniz’den, bu arada Suriye’de ‘Zeytin Dalı’, ‘Barış Pınarı’ ve ‘Fırat Kalkanı’ operasyonlarıyla bu bölgelerde sağlanan huzurun bozulması, Türkiye’nin zor duruma düşürülmesidir. Söz konusu bölgelerde son günlerde bombalı saldırıların artması ve can kayıplarının yaşanması dikkat çekici değil midir?

   Peki ‘Dost ve müttefik’ ABD’nin bu işlerde rolü ya da payı yok mudur? Hele Suriye ve Irak’ı da kapsayan coğrafyada ve Kafkaslarda Rusya’nın arka bahçesi sayılan Ermenistan-Azerbaycan çatışmasında? Olmamasına imkân ve ihtimal var mıdır? Suriye topraklarında Türkiye’nin tesis ettiği güven ortamını bozmak için gece gündüz uğraşan terör unsurlarının, şimdilerde ‘paralı asker’ olarak Ermenistan saflarında savaşmak için bölgeye nakledilmelerine ne demeli? Bir başka olasılık da, Azerbaycan üzerinden Türkiye’yi test etmek olabilir.

   Görünen o ki, henüz tümüyle ortaya konmamış olan planlar çok önemli. Öteden beri Ermenistan’a daha yakın olan Rusya ise şimdilik pek sesini çıkarmıyor. Daha doğrusu müdahale etmek istemiyor. Çünkü son yıllarda yüzlerini Batı’ya dönen Ermenistan yöneticilerinin, gönlü razı olmasa da,  burunlarının sürtünmesini istiyor. Dağlık Karabağ’ın, işgal edilmiş Azeri toprağı olması ve BM’nin de bunu kabul etmesine, hatta iade edilmesi gerektiğini dile getirmesine rağmen, bu güne kadar ortada bir sonuç, bir başarı var mıdır? Aradan koskoca bir 30 yıl geçmiş bulunuyor. Bu arada iki ülke arasındaki sorunları sözde çözmek için arada bir toplanan, ancak işleri yeme-içme ve denize girmekten başka bir şey olmayan ‘Minsk Grubu’ ne yaptı bu güne kadar?

   İnanmayan okurlarımız, yukarıda yazdıklarımızı iyice araştırıp öğrenebilir. Bunları konuyu derinliğine bilen ve izleyen uzmanlar söylüyor. “Otellerde toplanırlar, beş-on dakikalık görüş alış verişinden sonra kendi alemlerine dalarlar” diyor uzmanlar. Ermenistan, Dağlık Karabağ’ı işgal etmiş, Hocalı’da katliam yapmış, Minsk Grubu’nun ne umurunda? Bunları gördükçe, yaşadıkça üzerinde yaşadığımız devletin ne denli değerli olduğunu takdir etmemek elde değildir.    

                                                                                ***

Hamitköy, Arif Çocuk için yasta

   Hamitköy’ün köklü ailelerinden ‘Çocuk ailesinin’ sevilen mensubu, iyi insan Arif Çocuk, nam-ı diğer Komando Arif’in en verimli çağında yaşama veda etmesi Hamitköy’ü yasa boğdu.1961 doğumlu olan Arif Çocuk (Komando) dün Hamitköy’de gözyaşlarıyla sonsuz yolculuğuna uğurlandı.

   Sevgili eşi Aysan Hanım, evlatları Hasan-Derya Çocuk, Emete-Hasan Dinçel, torunları Aysan, Salih, Arif ve Mithat, tüm akraba, dost ve sevenlerine üzüntü ile duyururken, sonsuz acı içinde olduklarını belirtiler, nur içinde yatmasını ve mekânının cennet olmasını dilediler.

   Bu arada Geçitkale’de sakin Kencer ailesinin değerli mensubu, iyi insan Salih Kencer, önceki gün Geçitkale’de son yolculuğuna uğurlandı. Annesi Seniha Hanım, kardeşi Yıldız Kencer, yeğenleri Azra Çağan, Seniha, Uğur ve Yağmur Gündoğan, kendilerini sonsuz acılar içerisinde bırakarak ayrılan Salih Kencer’i her zaman kalplerinde yaşatacaklarını ifade ederek, ‘Yattığın yer nur, mekânın cennet olsun’ dediler.

   Öte yandan aslen Dohni köyünden olup, Taşkent’te kalan, köyün sevilen simalarından Yılmaz Şöförel, önceki gün Taşkent’te toprağa verildi. Annesi Cemaliye Hanım, kardeşleri Hasan ve Reşat Şöförel ile Konce Doruk, “Acımız büyüktür. Tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntüyle duyurulur. Yattığın yer nur, mekânın cennet olsun” ifadesini kullandılar.

Dikkatler, Doğu Akdeniz’den Kafkaslara çekilmek istenirken…
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.