KIB-TEK’te vurgunun boyutu ve karar vericiler arasında da, ‘artık yeter’ diyenlerin yavaş yavaş çoğalması, sona yaklaşmanın ayak seslerini duymamıza neden olabilir.
Eminim, ‘ Çok iyimsersin Hasan Hastürer’ diyorsunuz.
Yaşadıklarımız nedeniyle, KIB-TEK’teki ihale vurgununda sona gelmek gerçekten zor görünüyor.
Ancak, sanki de bu kez durum farklı.
Bir kere, şimdiye kadar bu kısa sürede bu kadar vurgunu Kıbrıs tarihinde görmedik.
İnanılmaz bir cesaretle, korkusuzca beceriyorlar.
Düşünebilir misiniz?…
Tam bir hafta önce İçkale, ikinci turda taşımada metric ton için 45, 9376 dolar teklif attı.
Dün 12 bin ton yakıt getirdi.
Dün getirdiği yakıt için taşıma bedeli olarak 12 bin çarp 75 dolar 900 bin dolar alacak.
Halbuki en azında 45, 9376 dolardan 551 bin dolar alması gerekirdi. Çünkü bir hafta önce makul uygun taşıma fiyatını ihalede onlar beyan etti.
350 bin dolar dolayında fazladan bir ödeme.
Hem de herkesin gözüne soka soka.
KIB-TEK pazartesi atılan tekliflerden sonra fazladan 350 bin doları ödememeli.
İçkale’nin şikayeti varsa mahkemeye gitsin.
***
Vatandaş artık dayanamıyor.
Resmen patlama noktasına geldi.
İşte dün bana iletilen iki mesaj.
Biri uzun, öteki tek cümle
***
“Sevgili Hasan Bey,
Bugün KIB-TEK’in geldiği nokta, daha doğru bir deyişle bilinçli bir şekilde içine düşürüldüğü durum, bu küçücük coğrafyamızdaki yanlışlıklarımızın, ülkemizdeki kokuşmuşluğun ‘anası’, en önde gelenidir.
Bizim siyasiler bu sorunu çözmeden toplumda var olan diğer TÜM sorunları çözümlese bile Kıbrıs Türkünün gözünde “Titanik’in güvertesindeki sandalyeleri düzeltmenin” ötesinde bir iş yapmış sayılmazlar.
Geçen gün yapılan ‘ihale’ doğudan alım fiyatının üçte bir ücretle aynı şirkete verilmesi bu kadar süre resmen dolandırıldığımızın en somut örneğidir ve açıklanacak bir yönü kesinlikle yoktur.
Halka bunun hangi mantığa sığdığını açıklayabilecek bir babayiğit de yoktur.
İşte tam da bu noktada günü kurtarma adına bizim siyasiler topu birbirlerine atarak ‘akıllarınca’ sahte gündem yaratıyorlar.
Tıpkı çocukluğumuzda mahallede top oynarken çıldırtmak istediğimiz arkadaşımıza topu vermemek için ‘dar alanda paslaşarak’ yaptığımız gibi. Bir süre sonra yorulan arkadaşımız pes eder uzaklaşırdı.
Birkaç gün sonra da zaten konu unutulurdu. İşte istenilen de budur. Bence bize, ‘bu kadar süre üç katı fiyata mal satarak bizi resmen kazıkladınız “beleş verseniz almayız/istemeyiz” diyebilecek siyasetçiler lazım. Ammmaaa nerde!!!!
***
“Hasba çıkarsınlar, halkın ensesinde boza pişirirler…”





Yorumlar kapalı.