Doların 6 önemli para birimine (euro, yen, sterlin, Kanada doları, İsveç kronası, İsviçre frangı) karşı oluşturulmuş olan dolar değerini endekse bakarak anlayabiliriz. Endeksler üzerinden değerlendirebiliriz.
Amerika, piyasalar ve dünyayı çok iyi takip etmektedir. Her zaman ekonomide çok hızlı aksiyonlar almaktadırlar. 2008 mortgage krizi zamanında da günümüzde de para basarak sistemi toparlamaya çalışıyor.
Dolar bildiğiniz üzere dünya parası ve itibarı olan bir para dolayısı ile diğer para birimleri yanında güçlü olduğu için dolar alımları yabancı yatırımcılar tarafından talep ediliyor. Ülkelerin borçlanmaları ve fonlama yapmaları için borçlanmaları dolar oluyor ve tabi ki teminatlar da bunula beraber dolar üzerinden oluyor. Ülkeler dolar rezervlerini düzenlemek için de dolara ihtiyaç duyuyor ki para birimleri karşısında dolar kurlarını düzenlesinler. Dünyada dolara talep arttıkça, doların değeri de normal olarak artıyor. Amerika dolar basıyor, para arzı yükseliyor ama talep çok olduğu için karşılıyor. Eğer zaten parayı az bassalardı talep daha çok olacağından dolayı çok daha büyük değerlere ulaşacak olan dolar bu defa ekonomi açısından ihracatta ve ticaret bacağında ve ülkeler bazında da bakıldığında pahalı gözükeceğinden Amerika da rekabette sınıfta kalacaktır.
Dünyadaki her ülkenin ekonomisi ve kaynakları farklı olduğu için para değerleri de farklıdır. Ülkelerin birbirlerinden ticaret yaparken farklı para birimi değerleri üzerinden fark oluştuğundan dolayı para çevirme yani parite yaparlar. Ama bu parite değişiklikleri sürekli değişim içerisinde olduğundan dolayı etkilenmemek için daha güçlü para birimini güçlü olan ülkelerden seçerler. Buna da rezerv paralar denir. Dolar ve euro para birimleri dünyada rezerv para olarak da kabul edilmektedir.
Amerikan doları rezerv para olduğundan dolayı, Amerika Merkez Bankası (FED) dolar emisyonunu iç piyasa borç stokuna göre dengeliyor. Yani piyasaya sürülen altın vb. karşılığına göre değil ülkenin oluşturabileceği borç kriterine göre para arzı oluşturuyor. Amerika dünyada en çok tüketim yapan ülke dolayısı ile tüketiminin önemli bir kısmını dışardan tedarik etmektedir. Bunu da karşılamak için ithalat ile dış piyasaya dahil olup açılıyor.
Amerika bir nevi de kredi demektir. İç piyasadaki borçlanmalarını, uluslararası finansı da fonladığından dolayı da beslemiş oluyor. Dolar dünya genelinde de piyasaya dolaşıma çıkıyor. Amerika Merkez Bankası dolardaki dengeyi de kontrol altına almak için sıkı para politikası uygulamak zorunda kalıyor. Bazı zamanlar faizleri yükseltip Amerika dışındaki dolarları Amerika’ya çağırırken gücünü yeniden kazanıyor; Doların emisyonunu arttırıp iç piyasada da hareket olanağı sağlıyor. Amerika’nın dünyanın en büyük cari açığa sahip ülkesi olması ve bunu çok da önemsememesinin sebebi, doların çok güçlü bir rezerv paraya sahip olması ve Amerika’nın bankacılık ve finans sektöründe dünyadaki olağanüstü etkisidir.
Amerika’nın para basma modeli biraz farklı. Parasal gevşeme politikası, Amerika’nın Merkez Bankası (FED), Bank of Amerika’dan örneğin 100 dolarlık bono alıyor. Bu kâğıtlar FED’in varlığına ekleniyor. FED Bank of Amerika’nın hesabına 100 doları aktarıyor. Peki, para nereden geldi? Bank of Amerika bu durumda FED’e gidiyor ve bu 100 doları fatura şeklinde tahsil ediyor. Fed bonoyu banka olmayan herhangi birinden de alsa işlem bu kişinin bankası aracılığıyla gerçekleşiyor.
Diğer taraftan Fed aynı zamanda parayı yok etme gücüne de sahiptir. Mesela 100 dolarlık bir bonoyu Bank of Amerika’ya geri sattığını varsayın. 100 doları Bank of Amerika’nın Fed’deki hesabından düşün. Para birdenbire ortadan kayboluyor. Bu tarz para basmadan da dolaşımdaki parayı kontrol altına alabiliyorlar.





Yorumlar kapalı.