Mete Tümerkan

Cenevre’de yeni çıkış yolu aranacak    





Kıbrıs konusunda 17-18 Mart tarihlerinde Cenevre’de gayri resmi bir toplantı düzenleniyor.

4+1 formatında yapılacak olan gayri resmi Kıbrıs zirvesi, Kıbrıs konusunda ilgili taraflar arasında ortak bir zemin olmadığının BM tarafından kayıt altına alındığı koşullarda gerçekleşecek.   

Bu çok önemli.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres gayri resmi zirve için taraflara gönderdiği davet mektubunda bu toplantının hedef ve amacını açık bir şekilde ortaya koydu.

Cenevre’nin yeni bir dinamik için başlangıç noktası olacağının davet mektubunda altını çizen Guterres, tarafların “karşılıklı kabul edilebilecek bir çıkış yolu bulması” gerektiğini vurguladı.   

Aslında Guterres’in mektubunda kullandığı bu ifadeler müzakerelerin Crans Montana’da kaldığı yerden başlamayacağının mesajını da net bir şekilde veriyor.   

Cenevre’de belli ki Kıbrıs konusunda yeni bir çıkış yolu aranacak.

Yeni fikirler masaya gelecek ve tartışılacak.

Görünen o ki Cenevre’deki gayri resmi zirve bir son değil, yeni bir başlangıç olacak.

Yani bu toplantıların arkası gelecek.

Önemli olan ilgili tüm tarafların masaya açık görüşlü ve yapıcı bir anlayış içerisinde oturmalarıdır.

Kıbrıs’ta nasıl bir gelecek istediklerini yapıcı bir şekilde ortaya koyarak, Kıbrıs meselesinin geleceğine dönük anlamlı bir tartışma yapmalarıdır.

Kısacası Cenevre’deki toplantı önemli.

Cenevre’deki gayri resmi zirve öncesinde Rum Lider Hristodulidis düzenlediği basın toplantısında Yunanistan ile ilişkilerine atıfta bulundu ve KKTC ile Türkiye arasındaki ilişkilere göndermeler yaptı.

Basın toplantısında Yunanistan’ın Kıbrıs konusu ile ilgili payının dış boyutla alakalı olduğunu söyleyen Rum Lider Hristodulidis “Biz kimsenin vesayeti altında değiliz. Yunanistan’ın vesayeti altında değiliz. Yunanistan tarafından terk edilmiş hissetmiyorum. Tam tersine!” ifadelerini kullandı.

İlginç!

Hristodulidis 1974’te Kıbrıs’ta darbeyi yapanın Yunanistan olduğunu belli ki unutmuş.    Yunanistan’ın onları terk ettiğini de!

Rum Lider bir de KKTC ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki ilişkileri anlamamış.

Bu ilişkilerin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Yunanistan arasındaki ilişkilerle karşılaştırılamayacak kadar derin ve güçlü bağlarla bağlı olduğunu bilmiyor.   

Kıbrıslı Rumlar Kıbrıs’ta Yunanlıların ihtiraslarının kurbanı oldu.   

Bir sabah Yunan darbesi ile hayatları ters yüz oldu.   

Yunan darbesi sonrasında 1974’te adaya barış ve huzuru Türkiye getirdi.   

Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş Kıbrıs Türklerinin Anavatan Türkiye’nin ayrılmaz bir parçası olduğunu söylerdi.  

 ‘Et ve tırnak’ benzetmesi yapar, milli davanın tek olduğunu ve bu ortak davanın Türkiye ile Kıbrıs Türkleri tarafından ortak yürütüldüğünü vurgulardı.   

Bu hep böyle oldu ve olmaya devam ediyor.   

Kıbrıslı Rumlarla Yunanlılar arasındaki ilişki ile Kıbrıs Türkleri ile Türkiye arasındaki ilişkileri ayıran en önemli nokta da bu.

Türk tarafı olarak tek bir millet anlayışı ile yürütülen Kıbrıs davasında Crans Montana’daki Kıbrıs Konferansı sonrasında ortaya konulan yeni politika ile önemli ilerlemeler kaydedildi.   

Federal çözüm müzakerelerine dönülemeyeceği ve yeni fikirlerle yeni arayışların öne çıkması gerektiği kabul görmeye başladı.

Hafta başında Cenevre’de yapılacak gayri resmi 4+1 formatındaki Kıbrıs zirvesi de aslında ortaya konulan yeni Kıbrıs politikasının bir sonucu.

Bakalım bu toplantıdan ne çıkacak. Kıbrıs Medya Grubu olarak Cenevre’deki gayri resmi toplantıyla ilgili tüm gelişmeleri yerinden sizlere anında aktaracak ve yorumlayacağız.

Cenevre’de yeni çıkış yolu aranacak    
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.