Çocuk masumiyetini sadece davranışla ölçenler, aslında en büyük gerçeği ıskalıyor, görmezden ve devamında bilmezden geliyor.
Masumiyet, bir çocuğun yürüyüşünde, konuşmasında ya da oyunundaki sadelikten ibaret değildir. Masumiyet, kirlenmemiş bir zihnin, hesap kitap bilmeyen bir vicdanın, “doğru”yu içgüdüsel olarak bulabilen bir yüreğin adıdır.
Çocukların verdiği yanıtlar çoğu zaman ansiklopedik bilgiye, yeterli bilgi birikimine dayanmaz. Ama o yanıtların beslendiği yer çok daha değerlidir… Temiz bir kalp, filtresiz bir akıl ve korkudan arınmış bir ifade biçimi. İşte bu yüzden çocuklara sorulacak soruları “Çocuklara göre olsun” diyerek sınırlamaya gerek yoktur. Hatta tam tersine… Eğer çocuk psikolojisini bilinmesi gereken kadar biliyorsanız, zarar vermeyecek bir çerçeve içinde her konuyu konuşabilirsiniz.
Ve çoğu zaman alacağınız cevaplar, yetişkinlerin — özellikle de siyasetçilerin — verdiği cevaplardan çok daha berrak, çok daha sahicidir, çok daha organiktir.
***
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı vesilesiyle 22 Nisan Çarşamba akşam üzeri KIBRIS TV’de gerçekleşen programımdaki minik konuklarım, bu gerçeği bir kez daha, hem benim hem izleyenlerin görmesine neden oldu. Mağusa’dan Doğu Akdeniz Doğa İlkokulu beşinci sınıftan üç öğrenci… Larin Kahraman, Melin Amber ve Selin Ünlüer.
Programda benimle ev sahipliği yapan torunum Zara da Yakın Doğu İlkokulu’ndan dördüncü sınıf öğrencisi.
Soruları ben ve Zara’dan, yanıtlar konuklarımızdan. Zara da sorulara kendi penceresinden yanıt da verdi. Yanıtları özgürlük ve masumiyet tütüyordu… Hem de korkmadan, eğip bükmeden, olduğu gibi.
***
Verdikleri yanıtlar içtendi. Ama sadece içten değil, aynı zamanda sorgulayıcıydı. Okullarda sadece bilgi verilmesinin yeterli olmadığını, ahlaki değerlerin, saygının ve sevginin en az sınavlar kadar önemli olduğunu öyle sade ama öyle net anlattılar ki…
Bu cümleleri kuranların çocuk olduğunu unutmak mümkün değildi ama söylediklerinin ağırlığı yetişkinleri utandıracak nitelikteydi.
Öğretmenlerin öğrencilere yaklaşımı bile satır aralarında eleştiriliyordu.
Sert değil, kırıcı değil ama farkındalık yaratan bir dille… Bir başka çocuk, annesiyle kıyafet tercihi konusunda yaşadığı fikir ayrılığını anlattı. “Kendi tercihime, seçimime göre kıyafet alırım” dedi. Bu cümle küçük olabilir ama içinde özgürlük vardı. Kimlik vardı. Yaşam yolculuğunun daha başlarında, var olma haykırışı ve mücadelesi vardı.
***
Akran zorbalığına da dokunduk. “Bizde yok” dediler. Ama o cümlenin arasında bir boşluk vardı. Sanki “şimdilik yok” demek istediler. Bu da çocukların ne kadar farkında olduğunu gösteriyordu. Görüyorlar, hissediyorlar ama henüz kirlenmemiş bir umutla konuşuyorlar.
***
Ve barış…
Çocuklar barışın en doğal savunucusudur. Çünkü onlar ölmek istemez. Onlar yaşamak ister. Hem de insanca yaşamak. Sınıflarında yazdıkları kompozisyonlarda tek bir çocuk bile savaşı savunmamış.
Bu bir tesadüf değil. Bu, insan doğasının en saf halidir. Keşke bu saflık büyüdükçe kaybolmasa… Keşke bizim sistemimiz gibi Rum tarafının eğitim sistemi de çocukların zihinlerini düşmanlıkla zehirlemese.
Çocukları dinlerken insanın içinden alkışlamak geliyor. Ama o alkış, aslında bir sevinçten çok bir mahcubiyetin sesi. Çünkü o çocukların kurduğu cümleleri kuramayan, o berraklığı kaybetmiş bir yetişkin kalabalığı var etrafımızda hem de ön sıralarda, mikrofona en yakın…
***
Minikleri dinlerken aklıma şu soru geldi: “Halkın güvenini yitirmiş “ben merkezli” siyasetçiler, bu çocuklara nasıl bir gelecek hazırlayacak?”
Kendini düşünen, günü kurtarmaya odaklanan bir anlayışın çocuklara parlak bir gelecek sunması mümkün değildir. Geleceğin planlandığı yılı her günü söylenebilir.. Bir planın merkezinde çocuk yoksa, o planın adı gelecek olmaz.
Eğer çocuklarımız gerçekten geleceğimizse, onları nutuklarla sevmekten vazgeçmeliyiz. Onlara slogan değil, sağlam bir zemin sunmalıyız. Güvenli bir toplum, adil bir sistem, sevgiyle yoğrulmuş bir eğitim…
Çünkü çocuklar yalanı bilmez doğuştan.
Yalanı yetişkinler öğretir.
Belki de en acı gerçek şudur:
Çocuklarımız yetişirken masumiyetini kaybettikleri gün, aslında Kıbrıs Türk halkının kaybettiği gündür.





Yorumlar kapalı.