Basın lafla yaşayamaz…
Geleneksel Kıbrıs Türk basını, hiç yaşamadığı, daha önce hiç yüzleşmediği çok zor, çok kritik günlerden geçiyor.
Dün bir izleyici Kıbrıs TV’deki programımı arayıp, “Kıbrıs Türk basını susturulamaz” dedi.
İçinden geçtiğimiz günler, basının susmasına kadar gidecek tehlikeler içeriyor.
Faşist bir baskıyla susturulmasına gerek olmadan, susma tehlikesinin ayak sesleri duyuluyor.
***
Dün yayında da görüşlerimi seslendirdim.
Önemli olan, bir gazetenin, televizyonun, radyonun, kendi ayakları üzerinde durmasına yetecek gelir kaynaklarına sahip olmasıdır.
Gazete örneğinden devam edelim.
Bir gazetenin iki ana gelir kaynağı var.
Birincisi ve en önemlisi okurlardır.
Bugünkü fiyatlarla, beş liracıklar birleşir ve gazetenin hayat pınarı olur.
İkincisi, reklam gelirleridir.
***
İçinden geçmekte olduğumuz günler her ikisi için de olumsuz sonuçlar yarattı.
Sokağa çıkma yasağı, ya da sokağa çıkmaya yönelik kısıtlamalar, insanların gazeteye ulaşımını olumsuz etkiledi.
Nasıl oturursak oturalım, ama doğru konuşalım.
İnsanların satın alma gücü geriye gitti.
Geliri azalan insanlar, kuruşun hesabını yapar duruma geldi ya da gelmek üzere.
Nerelerden tasarruf yaparım, sorusu aklından geçerken, gazete de o tasarruf listesinde yer alabiliyor.
***
Gelelim reklam konusuna…
Alınan kararlarla ekonominin çok geniş alanında da yaşam durdu.
Faaliyeti duran bir işletme neyin reklamını yapacak?
Peki, reklam vermesi gereken hiçbir kuruluş yok mu?
Elbette var.
Ekonomik aktivitesi süren kuruluşlar, Kıbrıs Türk Basınının ayakta durmasına destek sorumluluğuyla reklam vermelidir.
Bankalar açıktır..
Bankalar işlemlerini sürdürüyor.
Bankalar, bütçelerinden ayıracakları paylarla her zamankinden daha fazla reklam hamlesi içinde olmalıdır.
***
Marketler ve onların tedarikçileri…
Aynı sorumluluğu, marketler ve tedarikçileri de düşünmeden öte yapmalı.
Bu günlerde, tüketimi artan ürünler var.
O ürünlerin imalatçıları ya da ithalatçıları…
Onlar da basının yanında durmalıdır.
***
Ve gelelim en önemlisine.
GSM operatörleri. Yani cep telefonu şirketleri..
İnsanlar, evde kalmak zorunda.
Sokağa çıkma yasağı kararlarına, uyuyor insanımız.
Canı sıkılan telefona sarılıp, yüz yüze yapamadığı sohbetleri yapıyor.
Her zamankinden daha çok konuşuluyor.
Bir… Gün tarifelerin gözden geçirilerek, indirim yapılması günüdür. Aksi bir tavırla, pahalı tarifelerde ısrar, fırsatçılıktır.
Ya paketlerdeki kullanım kapasiteleri artırılmalı ya da tariflerde ucuzlamaya gidilmeli.
Doğru olan ucuzlatılmasıdır.
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Tolga Atakan’ı bu konuda göreve davet ediyoruz.
GSM operatörleri de geleneksel basının, geleneksel medyanın yaşaması için reklam bütçelerini artırarak kaynak yaratmalıdır.
Gün, Rabbena hep bana günü değildir.





Yorumlar kapalı.