BRÜKSEL… Avrupa Birliği, iki dünya savaşı yaşayan Avrupa’da çoklu birliktelikle çıkarların iç içe geçtiği bir birliktelik.
Brüksel bir anlamda Avrupa Birliği’nin merkezi.
Dün sabah Sanayi Odası Başkanı Ali Kamacıoğlu ve Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası Koordinatörü Hürrem Tulga ile Brüksel’e geldim.
Brüksel’e ilk kez gelmedim elbette.
Ancak kentin özellikle merkezinde AB’nin varlığı çok net fark ediliyor. Belçika’nın değil AB’nin başkenti gibi duruyor.
***
Avrupa Komisyonu Yapısal Reform Destek Bölümü Genel Müdürü Mario Nava ile ofisinde bir saate yakın görüştüm.
Kıbrıs’ta yaptığımız TV program çekiminden sonra bu ilk buluşmamız.
AB, muktesebatların yol gösterdiği yapıdır.
Kişisel inisiyatifler sınırlı bile değildir.
Mario Nava ve yakın çalışma arkadaşlarıyla çok verimli bir sohbet gerçekleştirdim.
Genelde ortaya koyduğum yaklaşımlarımı bir kez daha ortaya koydum, anlattım.
Dikkatle dinlendiğimden hiç kuşkum yok.
***
AB, Kıbrıslı Türklerle verimli bir iletişim istiyor mu?
İstiyor.
Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğü AB’nin daha rahat kararlar üretip hayata geçirmesini olumsuz etkiliyor mu?
Karar vermeyi zorlaştırmıyor da bütünüyle, fiilen her bakımdan kendi toprağı olmayan bir yere katkıları kendiliğinden doğallaştırıyor.
***
Bir süre önce Mario Nava ile yaptığım söyleşinin metnini KIBRIS gazetesinde yayımlamıştık.
Orada söylenenlere eklenecek yeni şeyler söyledi mi?
Net söylenen, Kuzey Kıbrıs’a Kıbrıs Türk halkına etkili ve verimli yardım konusunda çok daha kararlı gördüm.
Kısa bir süre içinde pek çok yerde, ölçek farkı olmaksızın AB yardımlarını göreceğiz.
Kıbrıslı Türklerin mağduriyeti, bana göre rahatsızlık nedenidir.
2023, AB’nin bizlerle çok daha yakın bir yılı olabilir.
Bizim her türlü konumuzdan haberleri var. Yerel seçimleri de izliyorlar. Ancak, sonucu saygı ile karşılamanın ötesinde niyetleri hiç yok.
***
Ara bölgede enerji yatırımı masalarında duruyor.
Yatırımın önüne başka yaklaşımlar yerleşirse, ileriye gitmesi zor.
***
İlk günün sonunda şunu yazayım.
Kuzey Kıbrıs siyasetinde söylenenler, ya da söylemler, Avrupa Birliği ile de ilişkilerin olumlu gelişimine engel.
Dünkü sohbette onlar bana daha çok soru sordu.
Ben de yanıtladım.
Ancak onların duruşunu da bir kez daha dinleyerek, gözleyerek öğrendim.
Avrupa’ya sırtımızı dönemeyiz.
Türkiye’de dönemez.
Bu bir gerçek olarak ortada durduğuna göre söylemlerle bu ilişkileri olumsuz etkilemeye hiç gerek yok.
Kazancı olmayan söylemler, zarar verir.
Bu bir bir daha iki eder kadar net.





Yorumlar kapalı.