Hasan Hastürer

Adil karar vermek, zor olsa da şarttır…





   Liseyi bitirip, tam üniversiteye gitmeye hazırlanırken, babamın ardından, anacığım da ciddi bir rahatsızlık geçirmeseydi, Türkiye’de hukuk öğrenimi görecektim.

   O zamanki sınav sistemine göre, hukuk fakültesine girmeye de hak kazanmıştım.

   Kısmet değilmiş…

   Öğretmen oldum…

   Hukuk konularına, her zaman yüksek ilgi gösterdim.

   Yargı sistemi ve yargıda görüşülen konularla ilgili, kurallara uyarak çok yazılar yazdım.

   Uzun yıllar geriye gidersem, sayısını unutacağım kadar çok kez, Yüksek Mahkeme üyeleriyle buluşup, yazıp, söylediklerimin nedenini, mantığını anlattım.

   Ne olur kimse yanlış anlamasın, hemen hemen tümünde yaklaşımlarıma saygı gösterildi.

   Yargının neredeyse tüm kademelerinde görev yapan rahmetli Oktay Feridun’un, hukuki konulardaki analizlerimden yola çıkarak şahsımla ilgili söyledikleri, her zaman beni onurlandırmıştır.

***

   Kutsal kitap Kuran-ı Kerim’i okumadım.

   Ancak, Kuran-ı Kerim’de en çok kullanılan kelimelerden birinin DENK olduğunu dinlemiştim, konunun uzmanı bir kişiden.

   Denk kelimesini, ADALET anlamında okumak, modern dünyayla daha uyumlu olur.

   Kuvvetler ayırımı olan devlet yapılarında YASAMA- YÜRÜTME VE YARGI vardır.

   Yasama, yürütme ve yargı, bakış açınıza ve o aşamadaki değerlendirme önceliğinize, sıra değişimiyle ilk sıraya da yerleşebilir.

   Yasama organı, yani Meclis, temsili demokrasilerde, halk iradesinin temsil edildiği organdır.

   Yürütme, yani hükümet, ülkeyi yasalara uygun olarak yönetir.

   Yasama organının, yapacağı yasalar, anayasaya, anayasanın ruhuna uygun olmalıdır. Anayasanın ruhundan başlayarak, her türlü yasal düzenlemenin, kamu vicdanından onay alması gerekir.

   Sayısal üstünlükle yapılacak yasal düzenlemeler ve alınacak kararların, adaletten yoksunluk halinde, yargı duvarına toslayıp geri dönmesi YAŞAMSAL ÖNEM TAŞIR.

***

   Bozulmuş, kokuşmuş düzenlerde, yasal düzenlemeler, alınan kararlar, zaman zaman, fotoğrafı eksik adrese teslimdir.

   Böylesi durumlarda kitabına uydurulan, kamu yararına aykırı, kamu vicdanını derinden yaralayan karar ve uygulamalara yargı ‘tamamdır’ derse, bozuk ve adaletsiz düzenin parçası olur.

   Hem de şaibe altında kalarak.

***

   Yargının evrensel kurallarından biri de, adalet tecelli ederken, süreçte söz hakkı olan, savcıların, avukatların, yargıçlara, adil karar konusunda yardımcı olmasıdır.

   Adil karara katkı koymayanlar için, meslekten men cezası bile verilebilir.

   Bu bağlamda bizde hassasiyet gösterilse, çok sayıda meslekten men cezası verileceğine hiç kuşkum yok.

***

   Kamu yararını korumayan, devletin çıkarlarına açık bir şekilde aykırı olan bir anlaşmaya, sorumlu konumda olanların attığı imza zaman aşımı olmaksızın sorgulanmaya, hatta yargılanmaya açık olmalıdır.

***

   Bu satırları yazmama neden olacak örnek var mı?

   Var, hem de, bir çırpıda sayamayacak kadar çok.

   Geçmişte örnekler vererek, devletin, kamunun çıkarlarını koruyarak yazılar da yazdım. Tüm yazdıklarımın altına imzamı yeniden atarım.

   Bu konuları canlı yayında konuşmak, tartışmak isteyenlerle, buluşmaya da hazırım.
   Devletin taraf olduğu, kamu vicdanını derinden yaralayan uygulamalara, onay veren yargı, bozuk düzenin parçası olur.

   Şunu herkes görünebilir bir yere yazıp gözünün önünde tutsun: ŞAİBELİ BİR SÜREÇLE, ELDE EDİLEN KİŞİSEL ÇIKARLAR TOPLUMSAL ÇIKARDAN DEĞERLİ OLAMAZ.

   Sorumlu konumda olanların, devletin hakkına sahip çıkması, KKTC’de yaşayan herkesin ortak hakkına sahip çıkmasıdır.

   Kitabına uygun olsa da, hiçbir karar, adalet anlayışının, kamu yararının üzerinde yer alıp, geçerliliğini sürdüremez. Kağıt üzerinde ne yazarsa yazsın, yargı, toplumun adalet duygusunu yaralayan hiçbir karara onay vermez.

   Adil karar vermek, zor olsa da şarttır.

Adil karar vermek, zor olsa da şarttır…
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.