Yrd.Doç.Dr.Erdoğan Saraçoğlu

Özgün şairlerimizden Edip Cansever





Yaşam Öyküsü
   Edip Cansever, 8 Ağustos 1928’de İstanbul’da doğdu. Tam adı Ömer Edip Cansever’dir. Pembe Hanım ile Fazlı Cansever’in oğlu olarak dünyaya geldi. İlköğrenimini Saraçhane başındaki 56. İlkokul’da (1940) ve Kumkapı Ortaokulu’nda (1943) yaptı. İstanbul Erkek Lisesi’nden mezun olduktan (1946) sonra Yüksek Ticaret Okulu’na girdi; fakat burayı bitiremedi. 1947’de on dokuz yaşında evlendi ve iki çocuk sahibi oldu. Daha sonra Babasının Kapalıçarşı’daki dükkânında ticaret hayatına atıldı. İstanbul’daki Hadımköy ve Ömerli’de askerlik görevini tamamladıktan sonra, 1976’ya kadar Kapalıçarşı’daki dükkânında antikacılık yaptı. Tüm hayatı halkla içiçe ve onların sorunlarını dinleyerek geçti.
   Nevzat Üstün ile birlikte Nokta Dergisi’ni çıkardı ( 8 sayı, 1951 ). Bodrum’da tatil yaptığı sırada beyin kanaması geçirdi ve getirildiği İstanbul’da 28 Mayıs 1986’da hayata gözlerini yumdu. Aşiyan Mezarlığı’na gömüldü.
   Edip Cansever, Yerçekimli Karanfil ile 1958 Yeditepe Şiir Armağanını; Ben Ruhi Bey Nasılım ile 1977 TDK Şiir Ödülünü; Yeniden ile Sedat Semavi Vakfı Edebiyat ödüllerini kazandı.
  

Sanat anlayışı
  

   İlk şiirini, 1941’de daha 13 yaşındayken çocuk dergisi Arkadaş’ta yayımlayan Edip Cansever’in ilk ciddi şiiri, 1944’te İstanbul Dergisinde yayımlandı. Ardından şiirlerini Yücel, Fikirler, Edebiyat  Dünyası, Kaynak, Nokta, Yeditepe ve Yenilik dergilerinde neşretti. İlk dönem şiirleri Garip şiirinin etkisindedir. Dirlik Düzenlik adını taşıyan şiir kitabı, Garip şiiri ile II. Yeni arasındadır. Edip Cansever şiirinin hâkim niteliklerinden biri olan bireysellik ilk kez bu kitapta kendini gösterecektir.
   Edip Cansever daha sonra II. Yeni Akımının temsilcileri arasına katılır. Değişik bir söyleyişin, imge düzeninin egemen olduğu şiirlerinde, çağdaş insanın yabancılaşmasını düşünsel yanı ağır basan bir anlayışla işlemiş, yaşanan gerçekliği belli bir dünya görüşüyle irdelemeyi amaç edinmiştir.
   1957’de yayımladığı Yer Çekimli Karanfil adlı şiir kitabıyla dil ve anlatım teknikleri bakımından ustalaştığı görülür. Edip Cansever, zamanın gözde akımı olan varoluşçuluğu benimser. Behçet Necatigil’e göre Cansever: “ 1950’lerde başlayarak varoluşçuluk akımı etkisinde, kişinin sınırlı, tekdüze dünya karmaşasında yerini araştıran ve düşünce payı ağır basan şiire geçti. Bu yönelişiyle de II. Yeni şiirinin önderlerinden oldu “.
   Umutsuzlar Parkı adlı şiir kitabı (1958), şairin bu dönemdeki varoluşçu şiir macerasını özetler gibidir. Bireyin yalnızlığı, umutsuzluğu ve bunların gündelik hayatta yol açtığı travmalar, şiirinin konusudur. Bireyin parçalanmışlığı karşısında gösterdiği umut yolları hayatın engelleriyle kapanmıştır.
   Bu devrenin ardından Tragedyalar kitabını (1964) yayımlar. Tragedyalar, Cansever’in Türk şiirindeki  yerini belirler niteliktedir. Bu kitap aynı zamanda onun, II. Yeni’den daha farklı bir şiir ortaya koyduğunu gösterir. Dizenin işlevini yitirdiğini söylediği dönemdir bu. Bu dönemde şairin şiiri, nesrin imkânlarına doğru açılır. Türk şiirinin özgün kalemlerinden biri olan Cansever, zengin imge dünyası, dramatik şiirdeki başarısıyla çağdaş insanın yaralı portresini en usta biçimde çizen şairidir.
   Edip Cansever’in Masa Da Masaymış Ha adlı şiirinin çözümlemesi:
  

MASA DA MASAYMIŞ HA
 

Adam yaşama sevinci içinde

Masaya anahtarlarını koydu

Bakır kâseye çiçeklerini koydu
Sütünü yumurtasını koydu
Pencereden gelen ışığı koydu
Bisiklet sesini çıkrık sesini
Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
Adam masaya
Aklında olup bitenleri koydu
Ne yapmak istiyordu hayatta
İşte onu koydu
Kimi seviyordu kimi sevmiyordu
Adam masaya onları da koydu
Üç kere üç dokuz ederdi
Adam koydu masaya dokuzu
Pencere yanındaydı gökyüzü yanında
Uzandı masaya sonsuzu koydu
Bir bira içmek istiyordu kaç gündür
Masaya biranın dökülüşünü koydu
Uykusunu koydu uyanıklığını koydu
Tokluğunu açlığını koydu
Masa da masaymış ha…
Bana mısın demedi  bu kadar yüke

Bir iki sallandı durdu
Adam ha babam koyuyordu

 

   Masa da masaymış ha şiiri, ses yapı ve içerik bakımından masa kadar basit bir esasa dayanır ve kuvvetini basitlikten alır. Şiir boyunca yeknesak olarak tekrarlanan “koydu” fiili, hem basit bir uyum sağlar, hem de komik bir etki uyandırır. Şiirde iç kafiye görevini gören bazı sözcük tekrarları da vardır. Bu tekrarların hepsi de şiirin kahramanı yerinde olan “adam”ın davranışını ve sembolik bir anlam taşıyan masanın dayanıklılığını belirtme amacını güder.
   Şiirin esas yapısının basitlik ve yeknesaklığına karşılık, masanın üzerine konulan şeyler hem çok çeşitli, hem de karmakarışıktır. Burada bir insanın hayatına giren maddi ve manevi her şey gelişigüzel bir araya getirilmiştir. Süt, yumurta, ekmek, bira gibi şeylerin yanı sıra ışık, çiçek, sevgi, gökyüzü ve sonsuz gibi şairane varlıkların da aynı masanın üstüne konulması komik amacın sadece mekanik tekrarlara tek başına sahip olmadığını, içeriği de kapsadığını açıkça gösteriyor.
   Edip Cansever, kendi yaşantılarını anlatmaktan çok başkalarını izleyen, daima yeni görünmeye çalışan, bunun için de durmadan son akımların peşinden koşan bir şairdir. Yer Çekimli Karanfil (1990) adlı kitabındaki parçaların çoğunda, her dizede bir tuhaflık yapma ve orijinal görünme merakı, şaire bütünlüğü kaybettiriyor. Şiirde bütünlük ise, değişiklik yapmak kadar önemli bir unsurdur.
   Şairin daha önce yayımladığı Dirlik Düzenlik (1954) adlı kitabından alınan “Masa da Masaymış ha” şiirinin en büyük özelliklerinden biri, şekil ve içerik bakımından bir bütünlüğe sahip olmasıdır. İçeriğe giren değişik ve karışık unsurlar, şiirin esas bünyesini oluşturan tekrarlar sayesinde bir bütünlük ve tutarlık, belirsizlik de olsa, muayyen bir anlam kazanıyor. Bu şiirin bütünlüğü beki de şairin günlük gözlemlerine dayanmasından ileri geliyor. Çünkü Edip Cansever’in Kapalıçarşı’da bir antikacı dükkânı vardı ve Kapalıçarşı’nın insanda bıraktığı izlenim, baş döndürücü bir eşya ve insan kalabalığıydı. Bütün gününü burada geçiren bir kimsenin hayat hakkında çok gereksiz bir fikir edinmesi yadırganmamalıdır. Hayatları tabiatın basit unsurları, deniz, gökyüzü veya dağ içinde geçen insanların hayat görüşleri bundan tamamıyla farklıdır. Onlar teferruata dalmadıkları için bütünü görürler ve bütünden hoşlanırlar.
   İnsan hayatını, bir eşya yığını, girinti çıkıntı ve ayrıntı ile dolduran şehirde, ekseriya tabiat ve evrenin birliği düşüncesi kaybolur. İşte Edip Cansever de “Masa da Masaymış ha” şiirinde çarşı (eşya) ile insan arasındaki ilgiyi, galiba biraz da farkında olmadan yakalamış. Hayat deneyiminin verdiği bir izlenimden yararlansaydı, Behçet Necatigil’in derin ve zengin bir şekilde ele aldığı “evler” temini tamamlayan, yeni ve gerçek bir şey ortaya koymuş olurdu.
   Aydınların, köylülerin, balıkçıların, patronların ve işçilerin hikâyesi, romanı, şiiri yazıldığı halde, nedense küçük esnafın yaşam deneyimi, edebiyatçılar tarafından pek az ele alınmıştır. Halbuki şehirde temel kütleyi onlar oluşturur ve onların hayatında da güzel, derin ve anlamlı şeyler vardır. Edip Cansever “Masa da Masaymış ha” dan başka, bazı şiirlerinde Kapalıçarşı’dan aldığı izlenimleri kullanır ve bunlar onun en güzel şiirleridir.

 

Özgün şairlerimizden Edip Cansever
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Yrd.Doç.Dr.Erdoğan Saraçoğlu

Özgün şairlerimizden Edip Cansever





Yaşam öyküsü

   Edip Cansever, 8 Ağustos 1928’de İstanbul’da doğdu. Tam adı Ömer Edip Cansever’dir. Pembe Hanım ile Fazlı Cansever’in oğlu olarak dünyaya geldi. İlköğrenimini Saraçhane başındaki 56. İlkokul’da  (1940) ve Kumkapı Ortaokulu’nda (1943) yaptı. İstanbul Erkek Lisesi’nden mezun olduktan (1946) sonra Yüksek Ticaret Okulu’na girdi; fakat burayı bitiremedi. 1947’de on dokuz yaşında evlendi ve iki çocuk sahibi oldu. Daha sonra Babasının Kapalıçarşı’daki dükkânında ticaret hayatına atıldı. İstanbul’daki Hadımköy ve Ömerli’de askerlik görevini tamamladıktan sonra, 1976’ya kadar Kapalıçarşı’daki dükkânında antikacılık yaptı. Tüm hayatı halkla içiçe ve onların sorunlarını dinleyerek geçti.
   Nevzat Üstün ile birlikte Nokta Dergisi’ni çıkardı (8 sayı, 1951). Bodrum’da tatil yaptığı sırada beyin kanaması geçirdi ve getirildiği İstanbul’da 28 Mayıs 1986’da hayata gözlerini yumdu. Aşiyan Mezarlığı’na gömüldü.
   Edip Cansever, Yerçekimli Karanfil ile 1958 Yeditepe Şiir Armağanını; Ben Ruhi Bey Nasılım ile 1977 TDK Şiir Ödülünü; Yeniden ile Sedat Semavi Vakfı Edebiyat ödüllerini kazandı.
  

Sanat anlayışı

   İlk şiirini, 1941’de daha 13 yaşındayken çocuk dergisi Arkadaş’ta yayımlayan Edip Cansever’in ilk ciddi şiiri, 1944’te İstanbul Dergisinde yayımlandı. Ardından şiirlerini Yücel, Fikirler, Edebiyat Dünyası, Kaynak, Nokta, Yeditepe ve Yenilik dergilerinde neşretti. İlk dönem şiirleri Garip şiirinin etkisindedir. Dirlik Düzenlik adını taşıyan şiir kitabı, Garip şiiri ile II. Yeni arasındadır. Edip Cansever şiirinin hâkim niteliklerinden biri olan bireysellik ilk kez bu kitapta kendini gösterecektir.
   Edip Cansever daha sonra II. Yeni Akımının temsilcileri arasına katılır. Değişik bir söyleyişin, imge düzeninin egemen olduğu şiirlerinde, çağdaş insanın yabancılaşmasını düşünsel yanı ağır basan bir anlayışla işlemiş, yaşanan gerçekliği belli bir dünya görüşüyle irdelemeyi amaç edinmiştir.
   1957’de yayımladığı Yer Çekimli Karanfil adlı şiir kitabıyla dil ve anlatım teknikleri bakımından ustalaştığı görülür. Edip Cansever, zamanın gözde akımı olan varoluşçuluğu benimser. Behçet Necatigil’e göre Cansever: “ 1950’lerde başlayarak varoluşçuluk akımı etkisinde, kişinin sınırlı, tekdüze dünya karmaşasında yerini araştıran ve düşünce payı ağır basan şiire geçti. Bu yönelişiyle de II. Yeni şiirinin önderlerinden oldu “.
   Umutsuzlar Parkı adlı şiir kitabı (1958), şairin bu dönemdeki varoluşçu şiir macerasını özetler gibidir. Bireyin yalnızlığı, umutsuzluğu ve bunların gündelik hayatta yol açtığı travmalar, şiirinin konusudur. Bireyin parçalanmışlığı karşısında gösterdiği umut yolları hayatın engelleriyle kapanmıştır.
   Bu devrenin ardından Tragedyalar kitabını (1964) yayımlar. Tragedyalar, Cansever’in Türk şiirindeki yerini belirler niteliktedir. Bu kitap aynı zamanda onun, II. Yeni’den daha farklı bir şiir ortaya koyduğunu gösterir. Dizenin işlevini yitirdiğini söylediği dönemdir bu. Bu dönemde şairin şiiri, nesrin imkânlarına doğru açılır. Türk şiirinin özgün kalemlerinden biri olan Cansever, zengin imge dünyası, dramatik şiirdeki başarısıyla çağdaş insanın yaralı portresini en usta biçimde çizen şairidir.
   Edip Cansever’in Masa Da Masaymış Ha adlı şiirinin çözümlemesi:
  

Masa da masaymış ha
 

Adam yaşama sevinci içinde
Masaya anahtarlarını koydu
Bakır kâseye çiçeklerini koydu

Sütünü yumurtasını koydu
Pencereden gelen ışığı koydu
Bisiklet sesini çıkrık sesini
Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
Adam masaya
Aklında olup bitenleri koydu
Ne yapmak istiyordu hayatta
İşte onu koydu
Kimi seviyordu kimi sevmiyordu
Adam masaya onları da koydu
Üç kere üç dokuz ederdi
Adam koydu masaya dokuzu
Pencere yanındaydı gökyüzü yanında
Uzandı masaya sonsuzu koydu

Bir bira içmek istiyordu kaç gündür
Masaya biranın dökülüşünü koydu
Uykusunu koydu uyanıklığını koydu
Tokluğunu açlığını koydu
Masa da masaymış ha…

Bana mısın demedi  bu kadar yüke
Bir iki sallandı durdu
Adam ha babam koyuyordu

 

   Masa da masaymış ha şiiri, ses yapı ve içerik bakımından masa kadar basit bir esasa dayanır ve kuvvetini basitlikten alır. Şiir boyunca yeknesak olarak tekrarlanan “koydu” fiili, hem basit  bir uyum sağlar, hem de komik bir etki uyandırır. Şiirde iç kafiye görevini gören bazı sözcük tekrarları da vardır. Bu tekrarların hepsi de şiirin kahramanı yerinde olan “adam”ın davranışını ve sembolik bir anlam taşıyan masanın dayanıklılığını belirtme amacını güder.
   Şiirin esas yapısının basitlik ve yeknesaklığına karşılık, masanın üzerine konulan şeyler hem çok çeşitli, hem de karmakarışıktır. Burada bir insanın hayatına giren maddi ve manevi her şey gelişigüzel bir araya getirilmiştir. Süt, yumurta, ekmek, bira gibi şeylerin yanı sıra ışık, çiçek, sevgi, gökyüzü ve sonsuz gibi şairane varlıkların da aynı masanın üstüne konulması komik amacın sadece mekanik tekrarlara tek başına sahip olmadığını, içeriği de kapsadığını açıkça gösteriyor.
   Edip Cansever, kendi yaşantılarını anlatmaktan çok başkalarını izleyen, daima yeni görünmeye çalışan, bunun için de durmadan son akımların peşinden koşan bir şairdir. Yer Çekimli Karanfil (1990) adlı kitabındaki parçaların çoğunda, her dizede bir tuhaflık yapma ve orijinal görünme merakı, şaire bütünlüğü kaybettiriyor. Şiirde bütünlük ise, değişiklik yapmak kadar önemli bir unsurdur.
   Şairin daha önce yayımladığı Dirlik Düzenlik (1954) adlı kitabından alınan “Masa da Masaymış ha” şiirinin en büyük özelliklerinden biri, şekil ve içerik bakımından bir bütünlüğe sahip olmasıdır. İçeriğe giren değişik ve karışık unsurlar, şiirin esas bünyesini oluşturan tekrarlar sayesinde bir bütünlük ve tutarlık, belirsizlik de olsa, muayyen bir anlam kazanıyor. Bu şiirin bütünlüğü beki de şairin günlük gözlemlerine dayanmasından ileri geliyor. Çünkü Edip Cansever’in Kapalıçarşı’da bir antikacı dükkânı vardı ve Kapalıçarşı’nın insanda bıraktığı izlenim, baş döndürücü bir eşya ve insan kalabalığıydı. Bütün gününü burada geçiren bir kimsenin hayat hakkında çok gereksiz bir fikir edinmesi yadırganmamalıdır. Hayatları tabiatın basit unsurları, deniz, gökyüzü veya dağ içinde geçen insanların hayat görüşleri bundan tamamıyla farklıdır. Onlar teferruata dalmadıkları için bütünü görürler ve bütünden hoşlanırlar.
   İnsan hayatını, bir eşya yığını, girinti çıkıntı ve ayrıntı ile dolduran şehirde, ekseriya tabiat ve evrenin birliği düşüncesi kaybolur. İşte Edip Cansever de “Masa da Masaymış ha” şiirinde çarşı (eşya) ile insan arasındaki ilgiyi, galiba biraz da farkında olmadan yakalamış. Hayat deneyiminin verdiği bir izlenimden yararlansaydı, Behçet Necatigil’in derin ve zengin bir şekilde ele aldığı “evler” temini tamamlayan, yeni ve gerçek bir şey ortaya koymuş olurdu.
   Aydınların, köylülerin, balıkçıların, patronların ve işçilerin hikâyesi, romanı, şiiri yazıldığı halde, nedense küçük esnafın yaşam deneyimi, edebiyatçılar tarafından pek az ele alınmıştır. Halbuki şehirde temel kütleyi onlar oluşturur ve onların hayatında da güzel, derin ve anlamlı şeyler vardır. Edip Cansever “Masa da Masaymış ha” dan başka, bazı şiirlerinde Kapalıçarşı’dan aldığı izlenimleri kullanır ve bunlar onun en güzel şiirleridir.

 

Özgün şairlerimizden Edip Cansever
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.