Cemal Aslan

Doğu Akdeniz’de keşfedilen doğal gaz: Jeopolitik ve Jeostratejik konumu





Yeni keşfedilen doğal gaz kaynakları sayesinde devletler için ekonomik açıdan değer kazanan Doğu Akdeniz, küresel doğal gaz ticaretine önemli bir alternatif olmuştur. Doğu Akdeniz, jeopolitik olarak dünyanın en değişken bölgelerinden biridir. Bu değişkenliğin temel nedeni, bölgenin uluslararası politikada üstlendiği roldür. Kabaca bakıldığında bile, devletler arası rekabet, değişen koalisyonlar, güvenlik tehditleri, sosyoekonomik eşitsizlikler, sıcak ve soğuk çatışmalar hemen göze çarpıyor.
Akdeniz’in, tarih boyunca güç dengelerinin önemli bir ölçeği olduğu aşikâr. Bu nedenle, bölgesel ve uluslararası aktörlerin farklılaşan çıkarlarına aynı anda ev sahipliği yapmış. Bugün Akdeniz’de güç ve enerji kaynaklarının kontrolü için ortaya çıkan yoğun rekabet, yalnızca bölgesel ve küresel çatışmaları körüklemiyor, aynı zamanda ciddi istikrarsızlığı da beraberinde getiriyor.
Aslında Doğu Akdeniz’in jeopolitik öneminin belirlenmesinde temel faktör, jeostratejik konumudur. Bölgeye bu açıdan bakıldığında, jeostratejik önemini artıran üç faktörün olduğu söylenebilir.
Bunlardan İlki, bölgenin okyanus ve iç denizlerle bağlantısını sağlayan tartışılmaz stratejik öneme sahip kanal ve boğazlara ev sahipliği yapmasıdır.
İkincisi, stratejik ham madde niteliğindeki petrolü taşıyan stratejik ulaştırma hatlarının bölgeden geçerek tüketici ülkelere ulaştırılma zorunluluğudur.
Sonuncusu ise, başta Avrasya olmak üzere kritik bölgeler üzerinde stratejik kontrol imkânı sağlayan Kıbrıs’ın konumudur. Kıbrıs, hem Orta Doğu ve Doğu Akdeniz‟i hem de Süveyş Kanalı ve Çanakkale Boğazı’na giden yolları kontrol altında bulundurmaktadır. Jeopolitik önemini tartışılmaz hale gelen Kıbrıs, küresel ve bölgesel güçlerin ilgi odağında yer.
Doğu Akdeniz’de keşfedilen yeni doğal gaz yatakları üzerinde yaşanan doğal gaz mücadelesi, Akdeniz havzasının jeopolitik ve jeoekonomik önemi daha da artmıştır. Doğu Akdeniz bölgesi, Ortadoğu ve Hazar bölgesinden Batı’ya yönelik petrol ve doğalgaz ihracatında, transfer ve geçiş güzergâhı olarak önemli bir kavşak konumundadır. Bölge, gerek mevcut gerekse inşası planlanan petrol ve doğalgaz boru hatları ile stratejik bir konuma sahiptir. Bölge, transit petrol ve doğal gaz taşımacılığında önemli bir rol oynamakta ve milyonlarca varil ham petrol Batılı pazarlara bu coğrafya üzerinden ulaştırılmaktadır.
Bölgenin jeoekonomik önemini belirleyen faktör ise, keşfedilmiş ve potansiyeli olduğu iddia edilen petrol ve doğalgaz kaynaklarıdır. Keşfedilen petrol miktarı, iyimser hesaplar yapılmasını gerektirecek seviyede değildir. Aynı durum, keşfedilmesi öngörülen petrol için de geçerlidir. Ancak doğal gaz konusunda durum tamamen farklıdır. Doğu Akdeniz, dünyadaki doğal gaz rezervlerinin %4,5’ine sahip olduğu iddia edilmektedir.
Keşfedilen doğal gazın Avrupa’ya nasıl aktarılacağı konusundaki tartışmalar devam etmektedir. Enerjide dışa bağımlılık oranı petrolde %90, doğal gazda %66 seviyelerinde olan AB, bu durumdan kurtulmanın yollarını ararken, özellikle Rusya’ya bağımlılıktan kurtulmak için özel gayret sarf etmektedir. Hatta bölgedeki gazın Avrupa’nın Rusya’ya bağımlılığını azaltabilmesi ihtimali, bölgedeki gündemin önemli maddelerinden biri haline gelmiştir.
Rusya’nın bu konudaki politikası ise, kendi bölgesi dışındaki doğal gaz ve petrolün doğrudan Avrupa’ya ulaşımını öngören boru hatlarının inşa edilmesini engellemeyi hedeflemektedir. Gelirlerinin büyük bölümü petrol ve gaz kaynaklarına dayalı olan Rusya, bu tür girişimleri yakından takip etmekte, faaliyetlerin kendi aleyhine sonuçlanmaması için özel dikkat saf etmekte ve bölgedeki enerji kaynaklarının tüketici pazarlara aktarılmasında oyun kurucu olmak istemektedir.
Doğu Akdeniz’in jeopolitik önemini belirleyen faktörler, bölge dışı aktörlerin ilgisini bu bölgeye çekmekte ve kesişen çıkarlar, bölgeyi küresel rekabetin arenası haline getirmektedir. Bu rekabet neticesinde bölgenin kaderi, büyük güçler tarafından belirlenmektedir. Bölgedeki rekabetin sonuçlarının Avrasya’yı da etkilemesi nedeniyle Rusya, bölgede varlığını göstererek rekabete dahil olmak istemektedir.
Günümüzde bölgedeki rekabet ABD, AB ve Rusya arasında devam etmektedir. Bölgedeki aktörler ise, bölgesel ve küresel dinamiklerin yarattığı etki ve çıkar algılarına göre konumlarını belirleyerek bu rekabetteki yerlerini almaktadırlar.
Gaz keşiflerinin bölgesel ve küresel yansımaları, bir diğer bölgesel dinamik olarak ortaya çıkmaktadır. Aslında buna, küresel sonuçlar doğurabilecek bölgesel dinamik denmesi daha doğru olacaktır. Doğu Akdeniz’de keşfedilen enerji kaynakları bölge ülkeleri için ekonomik avantajlar sunmakla birlikte deniz alanlarının resmi paylaşımının yapılmaması ülkeler arasında gerilime neden olmuştur.
Bu olumsuz gelişme, başta Türk-Yunan uyuşmazlığı ve Filistin Sorunu gibi bölgede süre gelen sorunları daha da tetiklemiş ve hatta içinden çıkılmaz hale getirmiştir. Bölgedeki gaz keşifleri ve bu alandaki yeni beklentiler, Doğu Akdeniz’in yetki alanlarının paylaşımı konusunu bölgedeki gelişmeleri doğrudan ya da dolaylı etkileyebilen bir dinamik haline dönüştürmüştür.
Belirsiz beklentiler
Orta vadede, doğal gazın küresel enerji karışımındaki gelecekteki belirsiz rolü nedeniyle Avrupa’nın gaz talebi yavaşlayabilir. Uluslararası Enerji Ajansı’na göre, 2025’de gaz piyasasında yaşanacak aksaklıklar, doğalgazın geçiş statüsünü zorlayabilir. 2022 yılında yaşanan jeopolitik olaylar arz kesintilerine ve çok yüksek fiyat dalgalanmalarına neden oldu.
Gaz statüsündeki bu olası değişiklik, yenilenebilir enerji kapasitesindeki artışın yanı sıra Avrupa’nın talebini de azaltabilir. Uluslararası Enerji Ajansı, merkezi senaryosunda küresel gaz talebindeki büyümede keskin bir yavaşlama bekliyor. Bu, 2010 ile 2020 arasında %20 oranında artarken, sonraki on yılda bu artış yalnızca %5 olacaktır. Arz tarafında ise Katar’da 2025’ten itibaren yeni üretim kapasitelerinin pazarlanması, piyasada mevcut gaz miktarını önemli ölçüde artıracak.
2023 yılı İsrail, Kıbrıs ve Mısır’da bir dizi yeni gaz keşfine tanık oldu. Bu keşiflerin ortaya çıkardığı manşet rakamların hiçbiri, Mısır’ın Zohr ya da İsrail’in Leviathan sahası gibi bölgenin en büyük buluntularıyla aynı seviyede ilgi çekmezdi; ancak mevcut üretim altyapısının yakınındaki yeni rezervler, Doğu Akdeniz’den yapılan ihracatı destekleyecektir. Özellikle, Kıbrıs’taki keşifler, ihracat için en uygun rota belirsiz kalsa veya takip edilemese bile, ülkenin komşularına katılma ve sonunda bir gaz ihracatçısı olma şansını artırabilir mi an itibariyle bilinmemektedir.
Hiçbir bulgu özellikle büyük olmasa da, kolektif olarak mevcut altyapıya bağlandığında bölgede sürekli gelişmeyi ve üretimi destekleyecek. 2022’nin sonunda Kıbrıs sularında yapılan yeni bir keşif, henüz gelişmemiş rezervlerin ihracat beklentilerine ilişkin soruları bir kez daha gündeme getirdi. Kıbrıs’ta, Mayıs 2023’te açıklanan, ExxonMobil liderliğindeki konsorsiyumun 10. bloktaki (Qatar Petroleum da dahil) en son Glaucus-2 kuyusu da dahil olmak üzere bir dizi gaz bulgusu bulunmaktadır. Gaz bulgularının en son doğrulanması, Kıbrıs MEB’indeki jeolojik olarak kanıtlanmamış kaynakların kümülatif miktarını yaklaşık 350 milyar metreküpe çıkarmaktadır; bunların 100 milyar metreküpü Afrodit, 30 milyar metreküpü Calypso1, 60 milyar metreküpü Zeus1, 70 milyar metreküpü Cronos 1, 90 milyar metreküp Glafkos 1’de  ama Bugüne kadar bu keşiflerin hiçbiri çeşitli teknik, ticari ve politik nedenlerle geliştirilip paraya çevrilemedi.

Doğu Akdeniz’de keşfedilen doğal gaz: Jeopolitik ve Jeostratejik konumu
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.