Akay Cemal

Sütte gösterilen beceri enginarda da olamaz mı?





Geçen günkü yazı başlığımız “Koronavirüse rağmen inatla üretimden kopmamak gerek” şeklindeydi. İngiliz döneminden beri üretimden kasıtlı olarak koparılan bu toplum, 1974 Barış Harekâtı’ndan sonra kısa süre içinde toparlanarak, üretmenin tadına varmıştı… Onca yıl üretimden niye koparıldığının da farkına varmıştı…

Yıllar yılları kovalarken, bocalama döneminden sonra kollar sıvanmış, ticarette, sanayi ve turizmde, tarımda “illa ki memur ol’ zihniyetini benimsemeyenler, özel sektörün gelişmesinde öncü olmuşlardı. Bu gibileri her zaman takdir etmek gerek. Kıbrıs patatesi eskiden olduğu gibi, Londra piyasasında layık olduğu yere otururken, narenciye ürünü de Avrupa’da boy göstermiş ve alıcı bulmuştu…

Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın (ABAD) Kıbrıs Türk halkına karşı aldığı ambargo kararına kadar üretici ihya olmuştu. O dönemde Asil Nadir’in İngiltere’deki girişimleri, babası merhum İrfan Nadir’in de Kıbrıs’ta yoğun uğraşlarıyla Kıbrıs Türk ekonomisi adeta çağ atlamıştı…

Dünya bir süreden beri Koronavirüs’le (Covid-19) cebelleşirken, her şeye rağmen üretimden kopmamak gerektiğini geçen gün de vurgulamıştık… Doktorlar diyor ki; hayatta kalabilmek için vücut direncinizi artırmak için bol sıvı tüketiniz. Bu cümleden olarak geçen gün Karpaz’a bir TIR dolusu narenciye ürünü gönderilmesi boşuna değildir. Narenciye üreticisi, krizden dolayı, kapıların kapanmasından, ulaşımın olmamasından ötürü haklı olarak şikâyet edebilir.

Enginar üreticisi de benzeri durumdadır. Süt üreticileri gibi, hayvan ve narenciye üreticileri gibi mağduriyet yaşamaktadır. Daha önceleri Türkiye’ye ihracat vardı, şimdi o da yapılamıyor. Daha çok İstanbul, Bursa ve Ankara’ya gönderiliyordu. Üreticiler, “Yetkililer bize destek olmalı. Aksi halde Koronavirüs’ten değil, açlıktan öleceğiz” diye dert yandılar.

Binlerce öğrencinin ülkesine döndüğü, turizmin çarklarının durduğu, otellerin kapalı olduğu bir dönemde üreticinin sıkıntılarını anlamak mümkündür de, çözüm ne olmalıdır?

İşte bütün mesele bu! KKTC’nin patatesi kadar narenciyesi de ünlüdür, enginarı da! Üstelik enginar vitamin deposudur ve karaciğerin de dostudur. Yemeğinin her türlüsü yapılmakta, hatta marketlerde temizlenmiş biçimde buzdolaplarında muhafaza edilmekte ve satılmaktadır. Ancak yukarıda sıraladığımız nedenlerden dolayı satışlar düşmüş olup, üreticiyi gaileler almış bulunuyor. Haklı olarak bu sektör de önünü görmek istemekte, üretimden kopmamak için dayanmaktadır. Ama nereye kadar?

Evet, bu günlerde fiyatların düşmesi elbette tüketicinin yararınadır. Ancak üretilen enginar, KKTC’nin boyunu aşmaktadır. Enginar üreticisi aylar önce tarlasını ekerken, Koronavirüs musibetinin çıkacağını nerden bilebilirdi? Süt üretiminde de benzeri sorun yaşandı. Türkiye ile yapılan temaslar ve alınan olumlu kararlar sonucu, KKTC’deki 3 milyon litre süt, Türkiye’de işlenerek kaşar peyniri olacak. Başbakan Tatar, üretilen günlük 100 bin litre, aylık ise 3 milyon litrelik sütün salgın nedeniyle pazarlanmasında yaşanan sorunların Türkiye’nin desteğiyle çözüldüğünü söyledi.

Türkiye büyük bir pazar… Her ne kadar orada da Koronavirüse karşı önlemler uygulanıyorsa da, KKTC’deki enginar üreticisinin ürünü Türkiye’ye pazarlanamaz mı? Kaldı ki, üretilen enginar İstanbul’un bir bölgesine bile yeterli olmaz diye düşünüyoruz.

Çok zor bir süreçten geçtiğimizin farkındayız. Ama bu şartlar altında dahi üretime gönül verenlerin, inatla ve ısrarla üretim yapanların şevkini kırmamak, darboğazı aşmaları için yardımcı olmak, ellerinden tutmak gerek. Toplumsal başarının sırrı burada yatmaktadır.

***

Limasol’un köklü ve tanınmış ailelerinden merhum

İsmet Hamzalar’ın eşi de Hak’kın rahmetine kavuştu

Limasol’un köklü ve tanınmış ailelerinden Hamzalar, bir saygıdeğer büyüğünü daha yitirdi. Merhum İsmet Hamzalar’ın sevgili eşi Mebrure İsmet Hamzalar önceki gün Lefkoşa’da son yolculuğuna uğurlandı. Herkes tarafından sevilen iyi insan Mebrure hanım 1927 doğumlu bir çınardı. Aslen Limasol’lu olup, Güzelyurt’ta ikamet etmekteydi.

Oğlu ve eşi Hamza-Yezdan Hamzalar, kızları ve eşleri Havva (merhume), Osman Korukoğlu, Zehra-Önder Akkargılı, Nilgün-Ahmet Bayraktar (merhum), torunları İsmet ve Mebrure Korukoğlu, Sezai ve İsmet Bayraktar, Hasan Hamzalar, Fatoş Hamzalar Erdenay, Nilah Özdemir, Yaprak Hamzalar Depreli ve Hamza Akkargılı, torun çocukları Su, Hamza, Erke, Devrim, Lâl, Dünya, Beren, Nilgün, Hamza, Uzay ve Yezdan, üzüntülerini tüm akraba, dost ve sevenlerine ileterek, ‘Yattığın yer nur, mekânın cennet olsun’ dediler.

Öte yandan LAÜ Mütevelli Heyeti ve Rektörlüğü, İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Faruk Kalkan’ın çok kıymetli eşi Buket Kalkan’a Allahtan rahmet, acılı ailesine sabır ve başsağlığı dileklerini iletti.

Sütte gösterilen beceri enginarda da olamaz mı?
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.