Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devletini nasıl görmek istiyor? Kendi ayakları üzerinde durabilen, üreten ve kendi kendine yeterli bir ülke! Dahası yeniliğe açık, hantal bürokrasiye ‘elveda’ diyebilen bir KKTC…
Bu kadar zor mudur bunları başarmak? Değildir, ama çeşitli nedenlerden dolayı başarıldığını iddia edemeyiz. Avrupalı olmaya bayılırız, ancak AB’nin yasalarını da benimsemeyiz. Çünkü işimize gelmiyor. O yasalarda işleri kaytarma yoktur. Örneğin eğitimde ‘tam gün’ esası uygulanmaktadır. Peki bizde? Hadi canım sen de! Rahatlığa alışan sıkıya gelebilir mi? Başka ülkelerde paydos saati gelmeden kalemi bırakmak olabilir mi?
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, her geldiğinde öğütler veriyor, tavsiyelerde bulunuyor; görüş, düşünce ve önerilerini ortaya koyuyor. Çünkü bizi, en az bizler kadar tanımış oldu. ‘Hantal bürokrasiden kurtulun’ mesajı verdi. Barış Harekâtı’ndan bu yana 48 yıl geçti, şöyle böyle yarım yüzyıl. Bürokrasideki hantallığın üstesinden gelebildik mi? Mesela sık sık yatırım çağrısı yapılıyor. Gelecek olan yatırımcı bu hantal bürokrasi içinde boğulup kalmak istemez. Türkiye’den ve başka ülkelerden örnekler alınsın diyoruz. Başka yerlerde 5-10 dakikada yapılan işlemlerin burada günlerce sürmesi, ‘Bugün git, yarın gel’ siyasetinin uygulanması, hani sıkça söz edilen çağdaşlaşma ile bağdaşabilir mi?
Neyse ki Başbakan Ünal Üstel, e-devlet ve kamu verilerinin uzun zamandır konuşulduğunu, Türkiye sayesinde bunun açılışını yapacaklarını, böylece insanların bürokraside yaşadığı zorlukların giderileceğini söyledi. Başbakandan bunu duymak sevindirici olsa gerek. Çünkü geçen zamana yazıktır. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde işler o denli kolaylaştı ki, örneğin 5 dakikada şirket oluşturulabiliyor, dairelerde işlemler pratik şekilde çözüme kavuşturulabiliyor, vatandaş da ‘git-gel’den kurtulmuş oluyor.
Nitekim Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, ihtiyaç duyulan hukuki düzenlemeler başta olmak üzere; nerede ilerlemeyen bir süreç varsa, tüm ilgililerin, Meclis ve hükümet başta olmak üzere, sorumluluk bilinciyle elini taşın altına koymasını ve ilerleme yönünde adım atmasını beklediklerini söyledi. KKTC’deki bürokrasiye de seslenerek şunları kaydetti:
“İşlerin yapılması önünde engelleyici değil, işlerin sürükleyicisi konumuna geçin. KKTC’de yaşayan her bir vatandaşımızın ve Türkiye ile ilişkilerdeki her bir projenin destekleyicisi konumunda olun, engelleyicisi değil… Süreçleri geciktirecek eylemlerden kaçının, vaktimiz yok. Durmak yok, yola devam. Biz bu yolu sonuna kadar yürüyeceğiz.”
İlgililerin ve de ilgisizlerin bu sözleri camlatıp da duvara asıp her gün okuyup tekrarlamaları gerekir diye düşünüyoruz. Çünkü bu sözlerde bir devletin nasıl kalkınacağı ve gelişeceğine, nasıl ayakta durabileceğine ilişkin fikirler var.
Egemen ve iki eşit devlet siyasetinin, ete-kemiğe bürünmüş hali olduğuna işaret eden Oktay, külliye konusunda da şunları vurguladı:
“Cumhurbaşkanlığı ve Cumhuriyet Meclisi Yerleşkesi, Kıbrıs Türk Devletinin geleceğe vurulan mührüdür; varlığının, egemenliğinin, bağımsızlığının simgesidir. Bu projenin hayata geçmesini zorlaştırmaya çalışanlar, karşısında KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti’ni bulacaktır.”
Bu ifadeler kesin bir uyarı niteliğindedir. Çünkü bizde, hiçbir yeniliği, Kıbrıs Türk halkına layık görmeyenler vardır. ‘Böyle gelmiş böyle gider’ zihniyetine saplantılar da vardır. Onlara kalsa, bu ülkede tek bir çivi çakılmamalı, çağın gerisinde kalınmalı, her konuda komşuya muhtaç olunmalı! Türkiye’den su getirileceğinde de benzeri martavalları okudular. Gelince de kana kana içtiler ve içmeye devam ediyorlar. KKTC’nin bir adım ileriye gitmesini benimsemeyenlerin, bu tür yeniliklere açık olmaması doğaldır. İyi saatte olsun, Cemal Bulutoğluları, Lefkoşa’da şimdiki modern Belediye Sarayı’nı yapacağında da karşı çıkmışlardı. Şimdiyse ‘çok iyi oldu’ diyorlar.
Sonuçta her şey olacağına varır. Ancak Sayın Fuat Oktay’ın dediklerini unutmamak ve bu topluma ağır bedeller ödeten hantal bürokrasiye de artık bir an önce son vermek gerek.
***
Aygün Gündüz, Karaoğlanoğlu’nda bugün son yolculuğuna uğurlanacak
Aslen Larnakalı olup, Alsancak’ta ikamet eden, Gündüz ailesinin çok sevilen büyüğü Aygün Gündüz bugün Girne, Karaoğlanoğlu’nda son yolculuğuna uğurlanacak. Merhume Gülser ve merhum Süleyman Yücebulut’un kızları olan Aygün Gündüz’ün bugün toprağa verileceği tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyuruldu. Çevresinde her zaman güler yüzlülüğüyle tanınan Aygün Gündüz, bir süreden beri yakalanmış olduğu amansız hastalıkla mücadele etmekteydi. Vefatı, kendisini tanıyanları yasa boğdu.
Sevgili eşi Ali Gündüz, oğlu Timuçin Süleyman Gündüz, gelini Ülfet Gündüz, torunu Ali Gündüz, bakıcısı Hüdeyya Kaya, kardeşleri Cemal-Ümmü Yücebulut, Nilgün-Berson Döşenci, Hasan Yücebulut (merhum), Havva Yücebulut, yeğenleri Yalgı, Begüm, Gülser, Sevinç ve Melis, “Acımız sonsuzdur. Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun” dediler.
Bu arada aslen Baf’ın Siligu köyünden olup, Güzelyurt’ta ikamet eden, Seran ailesinin saygıdeğer büyüğü iyi insan Arif Seran önceki gün Yuvacık’ta defnedildi. Vefatı Güzelyurt’ta büyük üzüntüye neden oldu.
Diğer yandan Emekli Yargıç İlker Sertbay’ın babası, Mağusa’nın sevilen isimlerinden Hüseyin Sertbay dün Gazimağusa’da toprağa verildi. Vefatı, Mağusa’da büyük üzüntü yarattı.





Yorumlar kapalı.