Faşizmin, ırkçılığın ayak sesleri her geçen gün daha çok duyulur oldu. Nefret ve kinle beslenen toplumlar, eninde sonunda bir vesile ile içindekini kusar ve gerçek niyetini ortaya koyar. Böyle karakterde olanlarla bir yere varabilmek mümkün değildir. Bu gibilerle ne ortak paydada buluşulabilir ne de uzlaşılabilir!
Dünya ne çektiyse bu gibilerden çekti.
Avrupa Parlamentosu’nda (AP) Yunan Milletvekili Yoannis Lagos’un öfkeden Türk bayrağını yırtması, bir şovdan çok, bir millete ve ülkeye olan kin ve nefretin tezahürüdür. Bu olay aynı zamanda ‘Eşeğini dövemeyen semerini döver’ atasözünü anımsatır.
Geçen yıldan beri bayrak yakma, bayrak yıkma Güney Kıbrıs’ta ve Yunanistan’da moda haline gelmiş bulunuyor. Hatırlarsanız, Akdoğan’a ayine giden Rumlardan bir genç, fırsatını kollayarak, oradaki Dr. Fazıl Küçük İlkokulu’ndan Türk Bayrağı ile Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın çerçeveli fotoğrafını alıp kaçmıştı… Barış Harekâtı’nın yıldönümünde ise Lefkoşa’da Lokmacı Kapısı’nın Güney kısmında bir grup Rum genci çığlıklar atarak, KKTC bayrağını yakmışlardı…
Halbuki bayrak bir milletin onurudur, sembolüdür. 1921’de Yunan ordusu İzmir’i işgal ettiğinde, Yunanistan Kralı Konstantin, altına serilen Türk bayrağını çiğneyerek çıkmış, İzmir’deki Yunanlılar da bu olay karşısında Kralı coşkuyla alkışlamışlardı.
Ancak tekerlek döndüğünde ve Türk ordusu 9 Eylül 1922’de İzmir’e girdiğinde, Karşıyaka’daki İplikçizade Köşküne gider. İşgal döneminde Yunan Kralı da aynı köşkte kalmıştı… Atatürk köşke geldiğinde yerde merdivenlere serilmiş kocaman bir Yunan bayrağı görür.
Gazi sormuş:
“Nedir bu?”
Anlatmışlar:
“Yunan Kralı bu eve girerken bu basamaklarda Türk bayrağını çiğnemişti, Paşam!..
Gazi kaşlarını çatmış ve demiş ki:
“Hata etmiş!.. Ben bu hatayı tekrar edemem. Bayrak bir milletin şerefidir, ne olursa olsun yerlere serilmez ve çiğnenemez, kaldırınız!”
İşte aradaki fark!
Beri yandan yine Avrupa Parlamentosu milletvekili ve Rum Dayanışma Hareketi Başkanı Eleni Theoharus, Türk ürünlerini satın almamaları yönünde Rum tüketicilere telkinde bulundu. Ülkeye piyasasında yasal olarak ithal edilen Türk ürünlerinin dolaştığını gördüklerini söyleyen Theoharus, Kıbrıslı Rumların, akaryakıt veya başka alışverişler için Kuzey’e yönelik günlük ziyaretleriyle, Kuzey’deki yönetime bağış yapmamaları gerektiğini savundu.
Hani ‘Al birini vur ötekine’ derler ya, bu da öyle! Her ikisi de Avrupa Parlamentosu milletvekili. Biri Yunan, öteki Rum… Biri Yunanistan’dan, öteki Güney Kıbrıs’tan!
Çok merak ediyoruz, AKEL’in Avrupa Parlamentosu milletvekili Niyazi Kızılyürek, genel kurulda Yunan meslektaşının, Türk bayrağını hoyratça yırtmasına ne diyor? Yine Güney Kıbrıs’tan meslektaşı Eleni Theoharus’un, Türk ürünlerini satın almama yönündeki girişimlerini nasıl karşılar?
Bildiğimiz kadarıyla Niyazi Kızılyürek, Avrupa Komisyonu’na yazılı olarak yönelttiği soruda Yeşil Hat Tüzüğü’nün uygulamasında sıkıntılar olduğunu ve bunun ticaret hacminin gelişmesini olumsuz bir şekilde etkilediğini ifade etti. Tezat teşkil eden bu görüşler karşısında Avrupa Komisyonu ne gibi adım atabilir diye sormadan edemiyoruz.
Ancak gerçek olan şu ki, Kıbrıs Türk halkı karşı unsurun gerçek niyetlerini bir kez daha görme olanağı elde etmekte, yarım yüzyılı aşkın bir sürede Kıbrıs sorununda niye bir uzlaşıya varılamadığını daha iyi kavramaktadır. Bu arada BM’nin öteden beri ısrarla üzerinde durduğu güven artırıcı önlemler konusunda niye bir arpa boyu yol kat edilemediği de, bu tür olaylarla gün ışığına çıkmaya devam etmektedir. Belirli çevrelerin çıkarları doğrultusunda oluşturulan derneklerin de ‘İki toplumlu etkinlik’ diye pazarlamak istedikleri tezgâhların da güveni artıramadığı ortadadır.
Barış Harekâtı’ndan bu yana geçen 46 yıl içinde, burada Yunan bayrağı yırtılıp yakmadığı gibi, ek bir Rum’un burnu da kanamış değildir? İşte aradaki fark! Halkımız her milletin şerefi olan bayrağına saygılıdır ve gereken saygıyı da göstermektedir.
Ha; Güney Kıbrıs’ta veya Yunanistan’da yaşayanların tümü de bayrak yırtma olayını onaylıyor mu? Tasvip edenler olduğu gibi, etmeyenlerin çoğunlukta olduğuna inanç belirtmek isteriz. Gerek Rum lider Nikos Anastasiadis, gerekse diğer yetkililer, bu tür olaylar karşısında ‘sorumsuz kişiler’ diyerek, işin içinden çıkma gayretkeşliğini göstermektedirler. Türk bayrağına karşı en büyük hakaret ve saygısızlığı gösteren Avrupa Parlamentosu’ndaki Yunan milletvekilinin hareketinden Yunan hükümeti sorumludur.
Bu çirkin olaya ilişkin tepkiler çığ gibi büyürken, bilmeliler ki, bu tür olaylar, TC-KKTC saflarını daha da sıklaştırmakta, dayanışmayı artırmaktadır.





Yorumlar kapalı.