Uluslararası Su ve Küresel İklim Değişikliği Konferanslarında dile getirilen görüşler, öneriler üzerinde durmak gerek. Konuşmacıların, özellikle de Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Yasin Ekrem Serim’in ortaya koyduğu fikirlerin ne denli önem arz ettiğini vurgulamakta yarar vardır.
İlk sözü alan Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, suyun KKTC için ne kadar önemli olduğunu sinevizyonu izlerken de gördüklerini söyledi, gelecek yüzyılın su savaşlarına sahne olacağını ve savaşların en büyük sebebinin su olacağını dile getirdi. Dünyada ciddi bir su krizinin yaşandığına dikkati çeken Arıklı, su krizinin yarattığı ekolojik felaketin ve kuraklığın insanların geleceğini tehdit ettiğini vurguladı, ayrıca insanoğlunun tabiat anaya karşı ciddi bir savaş verdiğini dile getirdi.
Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, çevre dersinin müfredata girmesi konusundaki çalışmalara değindi.
Büyükelçi Yasin Ekrem Serim ise, “Küresel ısınma, iklim değişikliği, kuraklık, çölleşme, plansız sanayileşme ve kentleşme nedeniyle su kaynaklarımız olumsuz etkilenmektedir.” dedi ve şunları aktardı:
“Küresel ısınma, afetlerin sıklığını ve şiddetini de artırmaktadır. Son yıllarda su baskınları, seller, fırtınalar, orman yangınları ve kuraklık gibi doğal afetlerle daha sık karşılaşıyoruz.”
Bunların tümü de gerçek ve bizzat yaşıyoruz. Ama buna karşı hiç mi tedbir alamayız? Örneğin son yıllarda su baskınları yaşandı, sellerle boğuştuk. Hem de yazın ortasında! Çünkü dere kenarlarına binalar dikildi, derelerde akan suyun yönü değiştirildi, sel felaketleri yaşandı. Gün geldi, doğa intikamını aldı.
Ders alındı mı? Bilemeyiz.
Orman fakiri bu ülkede, ağaçlandırma yaptık, ama yeterli değil! Her yıl belirli mevsimlerde başta öğrenciler ve asker olmak üzere, çeşitli kurum ve kuruluşların fidan dikimine büyük katkıları olur. Ancak bunların hayatta kalabilmesi için bakıma ihtiyaç var. Malum kurak bir ülkedeyiz. Yağış olduğunda da yağmur suları denize akar gider, biz de seyrederiz. Halbuki suyun bir damlasını bile korumak ve icabında kullanmak gerek. Birçok ülke su tasarrufunda ciddi adımlar atmaktadır. Çünkü su savaşlarının uzak olmadığının bilincindedirler.
Bu kurak ülkede ağaçlandırmayı özendirmek, fidan dikimini sevdirmek için neler yapılmaz ki!
En basitiyle siyasete hevesli her milletvekili adayına şart koşacak ve her birinden gösterilecek alana 10 adet fidan dikeceksin denilecek. O fidanların bakımını da üslendireceksin. Aynı şekilde her galericiden, her dükkân ve mağaza açacak olandan da benzeri talepte bulunacaksın. Bitmedi. Vatandaşlık hakkını elde edenden, sürüş ehliyeti alandan, lüks araç satın alandan, belediyelerden, çeşitli kurum, kuruluş, cemiyet, birlik ve derneklerden ağaçlandırma kampanyasına katkı ve destek talep edildiği takdirde karşı çıkan mı olur?
Bunları organize etmek, ağaçlandırmayı teşvik etmek, aynı zamanda doğal afetlere karşı da bir önlem niteliğindedir. Bir anlamda doğanın öfkesini azaltır ve en az zararla atlatabiliriz. Yeşilin çoğalması, kurak bir ülkeye yapılabilecek en büyük hayır işidir. Çünkü orman, doğada önemli bir denge unsuru olduğu gibi, oksijen enjekte edendir. Sonuçta ağaçlandırma olursa, doğal afetleri savabilir, en az hasar ve zararla atlatabiliriz. Bu konularda hükümet edenlere çok büyük görevler düşmektedir. Konuşulanların, önerilenlerin sözde kalmaması dileğiyle…
***
Hasan Amcaoğlu Gönyeli’de,
Kurşunoğlu Yuvacık’ta defnedildi
Gönyeli’nin tanınmış simalarından, yardımsever, iyi insan Hasan Amcaoğlu’nun dün Gönyeli’de toprağa verildiği tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyuruldu. Sevgili eşi Kezban Hanım, oğlu Selçuk Amcaoğlu, kızı Gülşen Amcaoğlu Uysal, damadı Serhan Uysal, gelini Gülşah Behlül Amcaoğlu, torunları Hasan, Münevver, Defne ve Feriha, “Sevgili eşim, canımız babamız, dedemizi kaybetmenin sonsuz acısı içerisindeyiz. Yokluğuna asla alışamayacağız. Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun” dediler.
Bu arada aslen Baf (Teralı) olup, Güzelyurt’ta ikamet eden, nice torun sahibi yüce çınar Sabiha Fadıl Kurşunoğlu dün Yuvacık’ta toprağa verildi. Sabiha hanım, merhum Fadıl Kurşunoğlu’nun eşiydi.
Evlatları Hasan-Meral Kurşunoğlu, Zehra-Salih Düşünsel, Ayşe-Mehmet Süleyman, Adile-Derviş Sonatlı, torunları Sabiha-Ferruh Asvaroğlu, Fadıl Kurşuoğlu, Bahar-Recep Tozanlı, Raif Kurşunoğlu, Kazım-Buğçe Kurşunoğlu, Serhat Düşünsel, Şenay-Ufuk Ecersoy, Şerife-Richard Buttery, Sabiha Hassan, Sibel Hassan (merhume), Sinem Jordan Duwell, İbrahim ve Hasan Sonatlı, iyi kalpli Sabiha Fadıl Kurşunoğlu’nun vefatı nedeniyle acılarının sonsuz olduğunu ifade ederek, nur içinde yatmasını, mekânının cennet olmasını dilediler.
Öte yandan İhtiyat Sandığı Dairesi Yönetim Kurulu Başkan ve Üyeleri ile dairenin Müdür ve Personeli, eski Yönetim Kurulu Üyesi Tuğşad Tülbentçi’nin değerli annesi iyi insan Ayşe Tülbentçi’ye Allah’tan rahmet, yaslı ailesine başsağlığı diledi, nur içinde yatmasını, mekânının cennet olması temennisinde bulundu.





Yorumlar kapalı.