Ahmet Tolgay

Yeni yılı beklerken





2018’in son iki günündeyiz… Yeni yılı karşılama heyecanı her yanımızı belirgin şekilde sarmış durumda…
   Ama “hangi takvime göre yeni yıl?” şeklinde bir soru sormak ve o sorunun da açılımını yapmak isterim şimdi burada yeri gelmişken… Hangi takvime göre yeni yıl gerçekten?   Birkaç yıl öncesinin global bir olayını anımsıyor ve anımsatmak istiyorum: Maya Takvimi’ne inananlar o takvime göre mahşerin çok yakın olduğu paranoyasına kapılmışlar ve ‘dünya batıyor’ diye binecek bir Nuh gemisi aramışlardı!..Aradan birkaç yıl geçtikten sonra şimdilerde anımsayanınız var mı o global fobiyi bilmem…
   Bir de Jüstinyen Takvimi var insanlığı etkileyen…
   Biz Müslüman Türkler ise beş yüz yıl boyunca Hicri Takvime göre yaşadık… Arkasından yüz yıl kadar Rumî Takvimi aldık gündemimize…
   Yılın Ocak ayında başlatılan Gregoryen Takvimi ise tüm dünyada 15’nci yüzyılda çıktı ortaya… Ondan önce yeni yıl, Mart ayında başlardı… İnsanlığın şu kadar bin yıllık tarihinde, sadece son altı yüz yıldır yılı Ocak’ta başlatmak kuralı… Biz Müslüman Türklerde ise bu geleneğin yüzyıllık tarihi bile yoktur…
   Bu girişten sonra gelelim zamanımıza… Sınır kapılarının açıldığından bu yana Güney Kıbrıs’a geçmekte olanlarımız yılbaşı yaklaşırken Hıristiyan dünyasının Noel coşkusuna da tanıklık eder oldular… Noel ve Yılbaşı Kıbrıs’ta artık zengin batı ülkelerindeki kutlamaları aratmayacak bir şatafatla kutlanıyor. İnsanlar geride bırakılan yılın yorgunluğunu son zerresine dek çıkartan bir hırsla sarılır eğlenceye. Yemeklerin ve tatlıların iştah açıcı çeşitliliği ile sofralar donanır. İçki su gibi akar. Sokaklarda, vitrinlerde ve bahçelerde renk cümbüşü yaratan ışıklandırmalar ve mütevazı evlerin yılbaşı iç dekoruna kadar giren Noel ağaçları diyebilirim ki yılın en büyük elektrik tüketimine yol açar…
   İnsanlar, yeni yıla parasız – pulsuz gireceklerini bilseler bile uğurlanacak yılın son haftasında bonkörleşirler. Eğlenceye, yemeğe, içmeye, özel yılbaşı giysilerine, hediyelere harcanan paralar ülkenin ilgili sektörlerinin cirosunu tavana fırlatırken, bireylerin bütçesi de tabana vurur!..
   Hiç kuşkusuz ki bu coşkunun bir anlamı ve efsanesi var… Kıbrıs’taki yaygın inanışa göre insanlar yeni yıla hangi koşullarda girmişlerse o koşullar 365 gün boyunca sürer. O nedenle herkes yaşam koşullarını ve kalitesini yılın son haftasında alabildiğine yükseltme çabasındadır. Dar gelirliler bile olanaklarını zorlayarak her zamankinden farklı bir yaşam düzeyini tutturmaya çalışırlar… Ki yeni yılın her gününü de o düzeyin mutluluğu, neşesi ve bolluğu içinde geçirebilsinler. İnanç bu işte!…
   Zenginlik ve neşe gösterisine dönüşen yılbaşı eğlencelerinin Kıbrıs’taki tarihi aslında pek eskilere uzanmaz. Ada’nın insanları geçmişte bugünkü refah düzeyinin çok altındaydılar… Belirgin bir yoksulluğun hüküm sürdüğü günleri yaşı 60’larda olanlar bile gayet iyi anımsar. Kıbrıs insanlarının genellikle kendi içine kapalı, dış etkilerden arınmış köy ve kasaba insanları olarak sade ve iddiasız yaşam sürdükleri günler pek uzakta değildir. O mütevazı ve iddiasız yaşam günlerinin görüntüleri siyah beyaz fotoğraflarda çeşitli yansımalarla önümüze gelmektedir…
   Ada insanları turizmin gelişmesine koşut biçimde gelişmeye başladılar. Bu sektör sadece birey başına düşen geliri artırmakla kalmadı. İnsanların ada şartlanmalarından çıkarak dışa açılmalarını ve yepyeni vizyonlar kazanmalarını, çeşitli güzellikleri keşfetmelerini de sağladı. Turizm işte öyle bir mucize!..
   Kıbrıs insanlarının kaderlerinin turizme bağlı olduğu gerçeğini algılamaları ve vatanlarının eşsiz doğasıyla iklimini içten konukseverlikleriyle pazarlamaya başlamaları otantik ve yoksul Kıbrıs’ı da pırıltılı boyutlara taşıdı… Türkler, Rum toplumundan çok sonra 1974’ü izleyen yıllarda turizm sektörünü yaratabildiler. Siyasi etkenlerden ve izolasyonlardan kaynaklanan büyük zorluklara karışın, kısa sürede ulaşılan turizm başarıları, gerçekten göz kamaştırıcıdır. Son yıllarda Noel ve yılbaşı turizm hareketleri bu sektörün kalkınmasına ve uluslararası alanda tanınmasına önemli katkıda bulunuyor. Yeni yılı Kıbrıs’ta karşılamak pek çok yabancı ülke insanının öncelikli tercihidir. O nedenle konaklama ve eğlence yerlerindeki doluluk oranları tavan yapar… Otellerde, eğlence yerlerinde, restoranlarda, hatta sokaklarda ve meydanlarda Kıbrıslılarla haşır neşir olan turistler Noel’in ve yeni yılın büyüsü içinde ada insanlarının içtenliği, sıcaklığı ve konukseverliğiyle yüzleşirler…
   Tekrar eski günlere dönecek olursak anlattıklarımın tadı buruklaşır. Çünkü belirttiğim gibi o günlerde yoksulluk vardı. Sadece yoksulluk mu? Siyasi gerginlikler, toplumlar arası çatışmalar ve en kötüsü tüm bu olaylardan kaynaklanan yoğun yas vardı. Bu koşullar altında ada insanları kimi yılbaşlarının gelip geçtiğinin farkına bile varamamışlardır… Örneğin “Kanlı Noel” başka hangi ülkenin tarihinde vardır… Kıbrıs’ın geçmişte kalan ve hep geçmişte kalmasını dilediğimiz çok acı gerçekleri vardır hiç kuşkusuz…
   Noel’in farklı bir ritüelle kutlanıp o coşku içinde yılbaşının karşılanması İngiliz sömürge yönetiminin Kıbrıs’a taşıdığı gelenekti. Osmanlı yönetiminden sonra yoksul ve mütevazı Kıbrıslıların arasına karışan bu Avrupalılar, Noel ve yılbaşı kutlamalarına yüksek ve değişik bir coşkuyu getirmişlerdi. Eğlencelerine Kıbrıslıları da katmaya başladılar. Bu aslında bir Hıristiyan geleneğiydi. O günlere dek bu geleneği renkli paskalya yumurtaları ve köy fırınlarına salınan pilavunalarla sınırlayan Rumlar, vizyonlarını geliştirdiler. Ekonomik çıtalarını yükselttikçe Noel ve yılbaşı eğlencelerini Avrupai tarzda kutlamaya da özen gösterdiler.
   Adadaki bu değişim kuşkusuz ki Türk halkını da etkileyecekti. Müslüman Türkler, Noel’i değil ama evrensel anlamı olan yılbaşını evrensel geleneklerine uygun biçimde kutlamaya başladılar. Şanslısına çıkmak üzere içine madeni para konulan; kaynatılmış buğday, nar taneleri, badem ve susamla hazırlanan “golifa”lı ve kekli, irmik helvalı mütevazı yılbaşılar artık çok geride kaldı. Eski Kıbrıs’ın o “golifa”ları, irmik helvaları ve kekleri, anılara gönderme yapan otantik tatlar olarak, şimdi zengin yılbaşı mönülerine eşlik etmektedir… Gerek evlerde, gerekse otellerde ve restoranlarda…

 

Yeni yılı beklerken
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.