Sağlık sorunlarıyla boğuştuğu bir anda; “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” demiş dünya imparatoru Kanuni Sultan Süleyman… Ne güzel demiş…
***
Sağlık temel meselemiz, en büyük değerimiz… Sağlık konularına hepimizin duyarlılığı var… Geçen pazar okurlarımla buluşturduğum “İnsanlığın Dramı Alzheimer” başlıklı yazımın beklentimin de üstünde ilgi toplaması ve sosyal medyada hafta boyunca çok sayıda paylaşımın ve yorumun konusu olması bu duyarlılığın yansımasından başka bir şey değildir. Bir farkındalık yaratabilmişsem ne mutlu bana…
Yaşlı sayısına paralel olarak yaşlı hastalıklarının da arttığı ortamımızda, bu hastalıklarla başa çıkabilmekte, tedavi ve bakıcı bulabilmekte karşılaşılan ciddi sorunlar beni arayan ve adresime mesaj atan birçok okurumun ortak vurgusuydu… İlgi alanlarında yaşlı hastalıkları olan tıp uzmanlarından ve bakıcılarından yoksun olduğumuz gerçeğinin altını çizen haklı ifadelerle yüzleştim… Özellikle felç, beyin kanaması, Alzheimer, demans, Parkinson gibi hastalıklar yaşlılık dönemi sinir sistemi hastalıklarının başında geliyor… Bu hastalıklarla savaşan kaç tane yaşlımızın bulunduğuna ilişkin sağlıklı verilerimiz bile yoktur… Çünkü yaşlı hastalıkları ve bakımı bağlamında bilimsel bir denetim mekanizmasından yoksunuz… Yaşlılarımız çoğu zaman kendi yalnızlık köşelerinde kaderlerini yaşayıp kurtuluş gibi gördükleri ölümü beklemektedirler ne yazık…
***
Başta Alzheimer olmak üzere yaşlı hastalıkları yaşlı hastalar kadar, o hastaların yakınları için de zorlu bir mücadeleyi gerektirir…65-70 yaşlarında yüzde 3 ile 7 arasında görülen Alzheimer 85 yaş üzeri kişilerde yüzde 47’ye çıkıyor… Toplumlarda Alzheimerli hasta sayısının hızla artması, toplumsal bilincin oluşturulması yanında hasta yakınları ile bakımını üstlenenlerin mutlaka eğitim almasını da zorunlu hale getiriyor…
İnsanlığın gerçeği şu ki, dünya nüfusu giderek yaşlanıyor. Sağlık alanındaki bilimsel, teknolojik gelişmeler ve koruyucu hekimlik uygulamalarıyla beklenen yaşam süresi uzamaktadır… Bundan 25 yıl önce 40’lı yaşlardakiler yaşlı veya yaşlılığa yakın olarak görülürken bugün yaşlı kavramı çok değişti. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre “yaşlılık” tanımı 65 yaş ve üstü bireyler için kullanılıyor artık… Bu yaş grubunda bir yandan diyabet, hipertansiyon, kalp hastalıkları, romatizmal hastalıklar, kanser gibi vakaların görülme sıklığı artarken, diğer yandan da “geriatrik sendrom” olarak adlandırılan ve hastalık olarak tanımlanamayan ancak varlığında yaşam kalitesini bozan, diğer hastalık ve ölüm riskini yükselten durumların da oranı yükseliyor.
Geriatrik sendromları immobilizasyon (hareketsizlik), düşme, malnütrisyon (beslenme bozukluğu), demans, depresyon, osteoporoz, baş yarası, polifarmasi (çoklu ilaç kullanımı), duyma ve işitmede azalma, sarkopeni (kas kütlesinde azalma), idrar ve dışkı kaçırma ile kemiklerde kırılganlık gibi durumlar yaşlılık sonuçları olarak sayılabilir… Geriatrik yaş grubunda bu durumların biri veya birkaçı bir arada sıkça bulunabiliyor genellikle…
Günümüz dünyasında 65 yaş ve üzerindeki nüfus, tüm nüfusun yüzde 15’i civarında. KKTC’de kesin nüfus bilinmediğinden yaşlı nüfusun oranı konusunda da kesin rakam veremiyoruz… Bu yaş grubu aynı zamanda psikiyatrik ve bedensel hastalıkların birbirine eşlik ettiği bir gruptur… Yaşın ilerlemesiyle birlikte beyindeki kimyasal iletkenlerin metabolizması ve üretiminde belirgin değişiklikler olur. Beyindeki bu olağan değişimler nedeniyle yaşla birlikte bellek, dikkat, hareket ve algılama gibi zihinsel işlevlerde kısmi bir kayıp gözlenir. Ancak bu kaybın ne kadarının doğal ve beklenen süreç olduğu, ne kadarının bir beyin hastalığına işaret edeceğini saptamak son derece titiz bir muayeneyi ve arkasından da özel bir tedaviyi ve bakımı gerektirir. Bu nedenle geriatri bilimi önemlidir… Yaşlılık sağlığıyla ilgilenen bir bilim dalı olan geriatri yaşlıların giderek hastalıklarıyla birlikte artması karşısında dünyada bile çok yeni bir kavramdır..
Geriatri doktoru önce iç hastalıkları uzmanlığında yetişir… Kişiye bütün olarak bakar. “Yaşlılık hastalık değildir” geriatri biliminin en önemli ilkesidir… Yanlış tanılar, tedavi edilebilecek hastalığın çözümsüz noktaya ulaşmasına neden olabilir…
***
Şimdi gelelim “KKTC için geriatri ekiplerimizi nasıl yetiştirebiliriz?” sorusunun yanıtına… Artık Türkiye’de de, yaşlı bakımı önlisans programı uygulayan üniversiteler vardır… Bu programlarda, her geçen gün artış gösteren yaşlı nüfusa nitelikli ve profesyonel bakım hizmeti sunabilecek meslek elemanları yetiştirilir… Programda yaşlı bakımı alanında hizmet veren kurumların temel ilkelerine, süreçlerine ve yönetimine vakıf, yaşlılarla etkin ve verimli iletişim kuran, onların yaşam kalitesini yükseltebilen, yaşlılara bakım hizmeti konusunda gerekli bilgi, beceri ve değerleri özümsemiş insan kaynağını yetiştirmek hedeflenmektedir. Kendi evlerinde yaşamlarını sürdürmeyi tercih eden yaşlılara evde bakım hizmeti sunacak ekipler de bu programlarda yetiştirilmektedir… O programlar çerçevesinde hâlihazırda yaşlı bakımı alanında çalışanlara, ancak uzmanlığını belgelemek isteyenlere, ya da bu alanda eğitim alarak uzmanlaşmak isteyenlere de uzaktan eğitim yoluyla öğrenim olanağı sunulmaktır…
Tüm bu eğitim süreçlerini ve uygulamalarını bir sistem çerçevesinde yaşama geçirecek olan da tabii ki ülkemizin Sağlık Bakanlığı’dır… Yaşlı hastaların bakımını üstlenen kişiler mutlaka eğitim almalı… Yaşlı hasta bakımı, hassaslığı, titizliği, özeni, hasta psikolojisini tanımayı ve bilimsel metotları mutlak surette kullanmayı gerektirir…





Yorumlar kapalı.