1960’lı ve 70’li yıllarda Lefkoşa Venedik surlarının Barbaro Burcu’ndaki o inanılmaz inşaatla bir mucize yaratılmıştı… Kıbrıs Türk halkının ambargolar altındaki getto yaşamında en sıkıntılı günler özveriyle omuzlanırken, TMT mücahit gücünün gecesini gündüzüne katan çalışmasıyla o burcun üzerinde, alt yapısı ve perde gerisi halka hep kapalı tutulan, Mücahitler Sitesi yükseltilmişti…
Ambargolar altındaki Türk gettolarında ciddi inşaat malzemesi ve inşaat ustası sıkıntısı vardı… Öyle büyük bir inşaat projesini yaşama geçirebilmek için çılgın bir ruh gerekirdi… Çılgın Türkler o yaratıcı ruhu, o çok zor koşullar altında devreye koymuşlar ve mücahitlerden oluşan ekiplerle geceli gündüzlü çalışarak, 1571 fetih şehitlerinin türbelerinin de bulunduğu Barbaro Burcu üzerindeki o yaratıcılık mucizesini kan ter içinde başarmışlardı…
Tamamlandığı 1973 yılında Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) Lefkoşa Sancak Karargâhı’nı sinesinde barındırdı… TMT’nin savunma ve direniş görevini KKTC Güvenlik Kuvvetleri’ne devrettiği 1976’dan sonra bu Kuvvetlerin Birinci Alay Karargâhı’na dönüşen, bu karargâhın başkent dışına taşınmasından sonra da TMT Mücahitler Derneği’nin Genel Merkezi olan bu tarihi yapı, 1974 Mutlu Barış Harekâtı’nın yönetildiği merkezlerden biri olarak da tarihe adını yazdırdı…
***
Özetle sunduğum bu temel özellikleri bile, oranın toplumsal bir müze konumuna çoktan geldiğini anlatmaya yeter… Ama sözünü ettiğim o çılgın Türkler ruhu bununla da yetinmedi… Direnişçi ve yaratıcı mücahit ruhunun halâ var olduğu kanıtlanırcasına şimdi orası KKTC’nin en büyük ve en anlamlı müzesine dönüştürüldü: “Kıbrıs Türk Tarih Kültür ve Milli Mücadele Müzesi.”
Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın girişimleri ile KKTC Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Türkiye’nin destekleri ve Ankara Etimesgut Belediyesinin katkılarıyla yaratılan kalıcı bir eser…
Resmi sunumu KKTC’nin 40’ncı kuruluş yıldönümü etkinliklerinde yapılan ve izleyenlerine parmak ısırtan bu müze henüz tam anlamıyla tamamlanmadı, ama şimdiki haliyle bile büyüleyici bir atmosferi barındırıyor… Hem yer üstünde ve hem de yer altında, KKTC’nin ve Kıbrıs Türk halkının en büyük ve en albenili müzesi yaratıldı… Emek verenleri, heykelleri ve mizanseni oluşturan sanatçıları, projeye finansal yatırımda bulunanları içtenlikle alkışlarım…
***
Müzeyi adım adım gezenler, tarihi Mücahitler Sitesi’nin dış görünüşüne aldanmamak gerektiğini hemen teslim ediyorlar… Çılgın Türklerin durdurulamaz ruhu, 1970’lerin zor koşullarında meğer ne inanılmaz bir yaratıcılık göstermiş!… Barbaro Burcu’nun derinliklerine karınca yuvaları gibi inen gizli bölümler, sır karargâhlar, gizemli salonlar, dehlizler şimdi bir kez daha elden geçirilerek Kıbrıs Türk varoluş mücadelesinin objeleri ile donatıldı ve de donatılmakta… Duvarlardaki yüzlerce siyah – beyaz fotoğraf, bu mücadelenin isimsiz ve isimli kahramanlarını, ister erkek, ister kadın olsun, mücadele günlerindeki halleriyle yansıtırken, efsanevi bir direnişin hangi koşullarda verildiğini etkileyici bir görsellikle anlatıyor…
Müzeye asıl görkem kazandıran hem açık havadaki ve hem de yer altı salonlarındaki onlarca mermer heykel… Varlığını heykellerle ifade edemeyen bir toplumda alın size bir heykel koruluğu… Toplumsal varoluş mücadelemizin ve 1974 Mutlu Barış Harekâtı’nın tarihe geçmiş tüm sivil ve asker kahramanlarının sıra sıra heykelleri müzeye derin bir vefa kazandırıyor aynı zamanda… Ta fetih günlerinden başlayan sunum, sömürge ve TMT direniş günlerinden geçerek, 1974 Barış Harekâtı dönemine dek uzanıyor… Tabii ki, eksikliği duyumsanan daha başka heykeller de var, ama onlar da yolda…
Devasa heykellerle kimlerin ifade edildiğini anlatmaya dursam köşem dar gelir… Birkaçını saysam, sayamadıklarıma haksızlık ederim… İyisi mi, gidip siz görün o muhteşem heykeller topluluğunu…
***
Müzenin düzenlenmesinde yüklendiği gönüllü koordinatör sorumluluğunu yerine getirebilme adına gecesini gündüzüne katmakta olan TMT komutanı Halil Paşa, bir grup gazeteci yazara müzeyi gezdirirken yaptığı sunumda, Ankara Etimesgut Belediyesi’nin bu görkemli projeye verdiği destekten şükranla söz ediyor… Etimesgut Belediye’sinin bilinçli tarihçilerle el ele vererek organize ve finanse ettiği çalışmalarda üretilen mermer heykeller son derece başarılı… Türkiye’deki sanat atölyelerinde nasıl üretildikleri panolardaki fotoğraflarda da açıklanan heykellerin her biri, birer başyapıt… Yansıttıkları kimliklerin birebir benzeri… Her heykelin kaidesinde isimler yazıyor… Ama tabii ki bu yetmez… O isimlerin altı da doldurulmalı ve heykelleri dikilenlerin varoluş mücadelesine koydukları katkılar anlatılmalı… Bu işlem de yapılmaktadır tabii ki…
***
Kronik Kıbrıs meselesinin 1974’te başladığı iddialarını muhteşem ve zengin içeriğiyle kökten çürüten bu müzenin herkes tarafından gezilmesini ve objelerin dikkatle incelenmesini dilerim… Kıbrıs Türkü’nün asimilasyoncu İngiliz Sömürge Yönetimi’ne ve ENOSİS’çi Rum kalkışmasına karşı can ve kan pahasına verdiği varoluş mücadelesinin köklerinin ne denli derinlere gittiği ve Kıbrıs Türk halkının vermeye zorlandığı bu mücadelenin nasıl bir özverinin mucizesi olduğu yüzlerce obje ve belgeyle sunuluyor…
Kapsamlı müzeye rağmen TMT hakkında bilmediğimiz daha çok şey var… O içilen ant nasıl bir antmış ki, yakın tarihi aydınlatacak sırlar mezara götürülüyor… Ama yine de birçok sorunun yanıtı bu müzenin zengin muhteviyatında…
TMT’ye karşı olanlar ve bu karşıtlıklarını çeşitli yorum ve eleştiriyle gündemde tutmaya çalışanlar var… Bilhassa onların bu müzeyi gezmelerini ve gezerken de kendi kendileriyle yüzleşmelerini dilerim… Türk Mukavemet Teşkilatı’nın tarihimizdeki varoluşunun nedenleri bu müzedeki objeler ve belgelerle teker teker açıklanıyor…
İyi ki Türk Mukavemet Teşkilatı vardı ve iyi ki bu teşkilatın toplumsal mücadelesi Anavatan Türkiye ile bütünleşerek verildi… Yoksa halimiz dumandı!..
Ahmet Tolgay
Diğer Yazıları
Köşe Yazarı





Yorumlar kapalı.