Dünya kamuoyu nefesini tutmuş, İsrail-İran savaşına ilişkin gelişmeleri izliyor. Savaş 9’uncu gününe girerken, dikkatler bir yandan da Washington’da. Başkan Donald Trump neye karar verecek? Son seçimde kendisine oy verenlerin yüzde 53’ü ABD’nin savaşa müdahil olmasını istemiyor. Gerçi her yönden İsrail’e verdiği destekle bir bakıma müdahildir de, direkt olarak değil.
Trump’ın,‘tüccar misali’ kafasında bin bir türlü soru işaretleri var. Petrol fiyatları ve genelde ekonomik durum… Diğer yandan ‘Yahudi lobisinin’ beklentileri, İran’ın nükleer kapasitesi, ABD’nin dünya üzerindeki prestiji ve Amerikan çıkarlarının neyi gerektirdiği. Bir başka ikilem de, İran’a saldırmakla bölgede savaşı genişleten, yeni facialara yol açan Netanyahu’nun peşinde gitmek mi, yoksa İsrail yönetimini frenlemek mi?
Savaşı İsrail başlatmasına rağmen, her zaman olduğu gibi, dinsel ayrımcılık yapan ve İsrail’e destek çıkarak, İran’ın nükleer silah sahibi olmamasını savunan İngiltere, Fransa, Almanya’ya ne demeli? İsrail nükleer silah sahibi olmasına rağmen, İran olmayacak, olmamalı! Bunu anlayabilmek mümkün mü? Bir başka deyişle İran’ın ipleri neden Tel Aviv’in veya bir başka ülkenin elinde olsun?
Bunlar tartışılırken, hemen yanı başımızda, göklerde savaş uçakları dolaşır, füzeler atılırken, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yaşayan insanlar olarak ne yapmalı, nasıl davranmalıyız?
İşte bunların cevabını Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, geçen akşam Lefkoşa’da Paşa Otel’de düzenlenen toplantıda verdi. Özetle şunları söyledi:
“Kıbrıs adasının çevresinde ve bölgemizde yaşanan son gelişmeler, güvenliğin ne kadar hayati ve vazgeçilmez olduğunu açıkça göstermektedir. Rum tarafının ‘Sıfır asker, sıfır garanti’ ısrarı, masum bir talep değil; bizi savunmasız bırakmayı ve bu yolla tüm adayı kendi kontrolüne almayı hedefleyen stratejik bir adımdır. Bu durumu halen görmezden gelenler olsa da, biz bulunduğumuz coğrafyanın stratejik öneminin bilincindeyiz.”
Tatar, bu gerçekler ışığında, milli davanın, anlamını yitirmiş içi boş müzakere sloganları olmadığını ifade ederek şöyle dedi:
“Rum liderliği, yabancı güçleri adaya davet ederek, yalnızca sorumsuz bir tavır sergilememiş, aynı zamanda Kıbrıs’ı ciddi bir güvenlik riskiyle de karşı karşıya bırakmıştır. Kıbrıs Türkü için Türkiye’nin etkin ve fiili garantisi, müdahale hakkı ve adadaki mevcudiyeti vazgeçilmezdir. Bu güvenlik kalkanı sadece geçmişten gelen bir hak değil, bugünün dünya ve bölge jeopolitiğinde bir zorunluluktur.
Bizim için milli dava, anlamını yitirmiş içi boş müzakere sloganları değil, Kıbrıs Türkünün ve devletimizin özgür, bağımsız ve refah içinde gelişimini sağlamak, çocuklarımızın geleceğine ve vatanımıza sahip çıkmaktır.”
Beş yıllık görev süresi boyunca ortaya koyduğu hedefler ve ulaşılan kazanımları düzenlenen toplantıda katılanlarla paylaşan Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, bulunduğumuz coğrafyada cereyan etmekte olan endişe verici olaylara da değindi, Rum tarafının niye uzlaşmadan kaçtığını örnekler vererek anlattı.
Bölge ülkeleri halklarının, kafalarında çeşitli soru işaretleriyle birlikte izlediği İran-İsrail savaşı devam ederken, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın ortaya koymuş olduğu görüşler, ne yapılması, nasıl davranılması gerektiğinin yanıtlarını içermektedir. Böyle bir durumda ve Kıbrıs toprağının her önüne gelene Rum tarafınca peşkeş çekilmesinin ne denli tehlikeli olduğunun bilincindeyiz. Bu halk neyin ne olduğunu çok iyi bilmektedir.
Annan Planı’na Rum tarafının niye hayır dediğinin ve buna rağmen AB’ye alındığının da bilincindedir. Tüm bu gerçekler ışığında hala Rum’un kuyruğunda maşrapa olmaktan vazgeçmeyenler, kendi yollarında yürüyebilirler, ama Kıbrıs Türk halkı o yolun yolcusu değildir ve olmayacaktır.
***
Başsağlığı dileğinde bulundular
Kıbrıs Türk Eczacılar Birliği Yönetim Kurulu ve Üyeleri adına yayınlanan mesajda, değerli üye ve meslektaşları Eczacı Yüksel Altuner’e Allah’tan rahmet, ailesine ve tüm sevenlerine başsağlığı dileğinde bulundular, nur içinde yatması, mekânının cennet olması temenni edildi.
Sivil Savunma Teşkilatı Başkanlığı Personeli adına yayınlanan mesajda da, personelleri Osman Uğurlu’nun kıymetli kayınvalidesine Allah’tan rahmet, yaslı ailesine başsağlığı ve sabır dileğinde bulunuldu.





Yorumlar kapalı.