Dün KIBRIS’ın manşet haberinde önemli bir konuya parmak basıldı. Ülkede inşaat ve sanayi başta olmak üzere, hemen her sektörde kalifiye eleman eksikliği yaşanıyor. Zora giren sektörler, kalifiye eleman açığını üçüncü ülke vatandaşlarıyla gidermeye çalışıyor. İlgililer bu durumun mesleki eğitime önem verilmemesinden kaynaklandığını ifade ettiler.
Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkârlar Odası Başkanı Mehmet Ali Ardıç, tüm sektörlerin zorda ve darda olduğunu söylerken, ilgililer de sıkıntıların bir an önce çözüme kavuşturulması için hükümete çağrıda bulundular, devletin meslek okullarına yönelik bir politika belirlemesi gerektiğini kaydettiler. Ardıç, “5 yıl biz klimacı yetiştiriyoruz, ansızın bir bakıyoruz, gidiyor bir üniversiteden hukukçu olarak çıkıyor. Bu defa öğrendiği mesleği de unutuyor.” dedi.
Daha önce de değinmek istedim konuya, ancak muhabirimiz Emine Gül Özer’in haberini gördükten sonra, daha fazla erteleyemedim. Sanayi Odası Başkanı Ali Kamacıoğlu, “Kalifiye eleman bulamama sorununu tüm dünya yaşıyor. Türkiye’de de, her yerde de durum aynı. İnşaat ve diğer sektörlerde çok fazla işgücüne ihtiyaç var. İnsanlar ağır işte çalışmayı sevmiyorlar.” diyor.
İşin en ilgincini İnşaat Müteahhitleri Başkan Yardımcısı Hasan Sertoğlu söyledi. “Sadece ara eleman değil, altı eleman bile bulamıyoruz artık.” dedi. Bu ülkede herkesin bir şekilde memur olduğunu söyleyen Sertoğlu, Türkiyeli ustaların bile memleketine döndüğünü kaydetti.
Tanıdığım bir fırıncı ustası vardı, en nihayet o da çekip gitti. Ha; Türkiye’de çalışmak daha mı caziptir? Onlar da sıkıntıda. “40-50 bin TL maaş veriyoruz, eleman bulamıyoruz.” diyorlar. Kolay mı bu sıcaklarda fırında çalışmak? Kamacıoğlu ve Sertoğlu’nun ifade ettikleri gibi, benzeri sorunlar halen birçok ülkede yaşanıyor. Ama onlar bir şekilde çare üretmeye çalışıyorlar. Bizdeyse özellikle 6 Şubat depreminden sonrakalifiye elemanlar, ustalar ülkeyi terk etti. Önlerine yeni bir yaşam sayfası açtılar. Hele evleri bir zarar görmemişse, ev sorunları yoksa, burada kirada iseler, niye Türkiye’de çalışmayı tercih etmesinler? Üstelik sebze ve meyvenin kat kat düşük fiyata olduğu kendi memleketlerine niye gitmesinler? Ücretler de buradakinden pek farklı olmadığına göre niye vatanını tercih etmesinler?
Şimdi bir bakıyorsunuz camcı üçüncü ülkeden, klimacı 3’üncü ülkeden, marangoz çırağı aynı şekilde. İnşaatlarda çalışanlar ha keza! Siz hiç evlere yemek dağıtan motorlu kuryeler arasında bir Türk gördünüz mü? Restoranlar, lokantalar, otellerde kaç tane Kıbrıslı Türk garson görürsünüz? Çeşitli tamir işlerinde de artık 3’üncü ülke vatandaşları çalışıyor.
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulduğu 1960’ta Anayasaya göre yüzde 70-30 oranı vardı. Dairelere 70 memur alınacaksa, 70’i Rum, 30’u da Türk olacaktı, ya da mesela 7’si Rum, 3’ü de Türk olacaktı. Ancak ‘Cumhurbaşkanı Makarios’ yönetimi buna da itiraz etmiş ve Türklerin sayısının düşürülmesi gerektiğini söylemişti. O günlerde milyarder zengini olan ve dünyaca tanınmış Lanitis, ‘Cyprus Mail’ gazetesinde bir yazı yayınlayarak, Rum Yönetimini eleştirmiş, daha doğrusu uyarıda bulunmuş ve şöyle demişti:
“Bu konuda niye ısrar ediyorsunuz? Ticaret elimizde, ekonomi elimizde, teknoloji elimizde, niye şikâyet ediyorsunuz? Bana kalırsa memuriyetin yüzde yüzünü verin Türklere. Nasıl olsa aybaşı ceplerindeki paralar bize akmayacak mı?”
Kendi toplumu ve ülkesini seven çok akıllı bir iş insanıydı Lanitis. O kadar zengindi ki, devlet maddi yönden sıkıntıya düştüğünde devlete kredi açardı. İşte ticaret, zanaat, ekonomi ve teknolojinin önemi! Hele bu devirde!
***
Emekli Yüksek Mahkeme Yargıcı
Talat Derviş Refiker, defnediliyor
Emekli Yüksek Mahkeme Yargıcı Talat Derviş Refiker, bugün Lefkoşa’da öğle namazını müteakip toprağa verilecek. Daha önce saat 11.00’de Mahkeme binaları önünde anma töreni düzenlenecek. Refiker, görev süreleri içerisinde Güzelyurt ve Girne Kaza Mahkemeleri ile Ağır Ceza Mahkemesinde Yargıç Mahkeme Başkanı olarak görev ifa etti. 2014 yılında Yüksek Mahkeme Yargıçlığından emekliye ayrıldı. Refiker, yargıçlık kariyeri boyunca baktığı dava dosyalarına verdiği kararların hiçbirinin üst mahkemece bozulmamış olmasıyla da tanınıyordu.
Bir süreden beri rahatsız olan Derviş Refiker’in vefatı, ailesinin yanı sıra, meslektaşları ve genelde hukuk camiasında, ayrıca dostları arasında derin üzüntü yarattı. Sevgili eşi Necla Hanım, evlatları Derviş Refiker-Faika Öznaçar, Meltem Refiker-Muhammet Murat Güntay, torunları Talat Derviş Refiker, Metin Akman Refiker, Yağmur ve Irmak Ege, “Adalet yolunda ilkelerine bağlılığı, onurlu ve şerefli yaşamı, beyefendi kişiliğiyle iz bırakan, aslen Gazi-Baf’lı (Kasaba) Emekli Yüksek Mahkeme Yargıcı sevgili eşim, canımız babamız, biricik dedemiz, ailemizin çınarını kaybettik. Acımız büyüktür. Nur içinde yatsın, mekânı cennet olsun” dediler.
Bu arada Lefkoşa’da herkes tarafından sevilen iyi insan Göral Üçay, dün son yolculuğuna uğurlandı. Tüm sevenlerine üzüntüyle duyuruldu. Göral Hanım, TMT’den merhum Akan Şükrü Üçay’ın eşiydi. Oğlu Ufuk Akan Çüçay’ı birkaç yıl önce kaybetmişti. Evlatları Funda Üçay Aladağ-Erdal Aladağ, Zehra Üçay, torunları Ahmet ve Göral Sönmeler-FunsanTürenç ve çocukları, “Acımız büyüktür. Yokluğuna hiçbir zaman alışamayacağız. Yattığın yer nur,mekânın cennet olsun” dediler. Merhume için yarın saat 19.00’da Girne’de kendi evinde mevlit okutulacağı bildirildi.
Öte yandan Mertoğlu ailesinin değerli varlığı, merhum Abdulgani Mertoğlu’nun eşi, iyi insan Emetullah Mertoğlu’nun dün Lefkoşa’da defnedildiği tüm dost ve akrabalarına üzüntüyle duyuruldu. Evlatları Enver Mertoğlu—Nurlan Gürçem, Mehmet-Emine Mertoğlu, Pembe Mertoğlu, Metin-Kezban Mertoğlu, torunları Yusuf-Ellie, Gökçe-Emete, Emete-Mansur, Cemil, Mert, Ayşe-Tuğra, torun çocuğu Ayza-Esme, bakıcıları, mekânının cennet olmasını dilerken, Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesi Onkoloji Bölümü doktor ve hemşirelerine gerekli bakım ve ilgilerinden dolayı canı gönülden teşekkür edildi.





Yorumlar kapalı.