Hasan Hastürer

Gelecek kaygısı, yaşam kalitesinin baş düşmanıdır…





   Fazla söze gerek yok.

   Oransal karşılığı boş verin, KIBRISLI TÜRKLER, MUTSUZDUR.

   Bazıları, evlerde elektriğin, suyun olmadığı, tokmağa oturup yıkanılan günlerle mukayese yapıp, ‘Neyimiz eksik?’ sorusunu sorarak, şikayet edenleri neredeyse NANKÖR İLAN EDECEK.

   Bu satırların yazarı olarak HAYAT BİR GÜNDÜR, O DA BUGÜNDÜR, deyip, yaşanan anın kıymetine vurgu yaparım.

   Alışık olan bu sözün doğru yanı yok mu?

   Elbette var.

   Var olmasına var da, gelecek kaygısının olduğu yerde, yaşanan gün, yaşanan an, mutluluğa, huzura yetmez.

Kıbrıslı Türklerin, toplumsal kronik hastalıklarından, ya da hastalık nedenlerinden biri en az altmış senedir süregelen gelecek kaygısıdır.

Bu durum kesintisiz travma gibidir.

Geçtiğimiz cumartesi günü GİKAD’ın düzenlediği panelde yaptığım konuşmada da söyledim.

   Kıbrıslı Türklerin, ciddi bir özgüven sorunu var.

   Özgüven yetersizliğinin bir sonraki sonucu ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİKTİR.

   Öğrenilmiş çaresizlik, ruh sağlığı bakımından son kötü durak değil. Öğrenilmiş çaresizliğin yerleştiği toplumsal yapıda, HER TÜRLÜ, TALAN, VURGUN, YOLSUZLUK, ADALETSİZLİK VE HAKSIZ KAZANCIN, ÇOK KOLAY İÇSELLEŞTİRİLMESİ BİR YAZGIYA DÖNÜŞÜR.

Tıpkı yaşadıklarımız gibi.

Gelecek kaygısı, dünyanın neresinde varsa, orada ciddi bir sorun olarak kabul edilip, gecikmesiz çare arayışı için kafa patlatılır.

Bunu konunun uzmanları, bilimsel temelde yaparlar.

Schufa, Almanya’da vatandaşların kredibilitesiyle ilgili düzenli kamuoyu yoklamaları yaptırıp,  veriler toplayan bir kuruluş.

DW’nin haberine göre, son yapılan kamuoyu yoklamasının kapsamlı sonuçları bugün Welt am Sonntag gazetesinde yayımlanacak.

Önceden kamuoyuna yansıyan verilere bir göz attım.

   Schufa adlı kuruluşun son yaptırdığı kamuoyu araştırmasına göre, Almanların neredeyse üçte ikisi geleceğe endişeyle bakıyor. Bu durum son iki yıldır, değişmiyor.

   Anket sonuçlarına göre her on kişiden biri “çok büyük korku” taşıdığını beyan etti.

   Enflasyon bizim önemli derdimiz ya. Enflasyon kontrol altına alınır, hele düşerse insanların, gelecek kaygısının azalacağı yönünde bir görüş var. Son anket bu yargının genel geçer doğruluğunun ters tarafında bir sonuç otaya çıkardı. Almanya’da enflasyondaki düşüş halkın endişelerini gidermedi.

Halkına saygısı yönetimler, enerji fiyatlarında zam, ya da daha yumuşak tanımlamayla fiyat ayarlamasını, kolay yapılmaz. Çünkü enerji fiyatlarındaki artış, özellikle dar ve sabit gelirlilerin korkulu rüyasıdır. Ekim 2022’de Almanya’da enerji fiyatlarına zam yapılınca, ankete katılanların yüzde 75’i, ‘Yaklaşan kışı nasıl geçireceğiz’ diyerek büyük korkuya kapıldığını ifade etmişti.

   Almanya, Avrupa’da refah düzeyi en yüksek ülkelerden biri. Zamlar, enflasyon tüketim alışkanlıklarını olumsuz etkiliyor. Enerji harcamalarını, daha doğrusu genelde harcamalarını kısma yolları ararken, iki kişiden biri seyahat kararını geri çekti.

Almanya verilerini, yazıma özellikle yerleştirdim.

Neden?

Refah düzeyi yüksek Almanya’da, enflasyon insanların gelecek kaygısını bu boyutta etkilerken, bizdeki gerçek durumu hesaplayın, düşünün diye.

   Bir söz var, ağrı, dıştan gözün gördüğü değil, acıyı hissedenin parmağın işaret ettiği yerdedir. Acıyı yaşayanlar bilir.

   İçi boş laflar işe yaramaz, iyileştirmez.

   Herkese en içten dileklerle, güzel bir pazar günü diliyorum.

Gelecek kaygısı, yaşam kalitesinin baş düşmanıdır…
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.