Arkadaşlarımızdan Eniz Orakçıoğlu’nun dün manşetten verilen haberinde, patatesin elde kaldığı ve üretimin durabileceği ifade ediliyordu. Habere göre, Patates Üreticileri Birliği Başkanı Engin Hakseven, Koronavirüs nedeniyle ülkede patates tüketiminin düştüğünü, 4-5 bin ton patatesin elde kaldığını, kendi dahil, birçok üreticinin üretimden vazgeçme noktasında olduğunu söyledi.
Öğrenciler henüz dönmüş değil, oteller de henüz açılmadığına göre, ürünün küçümsenmeyecek kadarı elde kaldı. Ancak otellerin açılması eli kulağında… Bugün-yarın açılması bekleniyor. Öyle de, kara sınır kapıları da kapalı olduğundan, ‘Yeşit Hat Tüzüğü’ uyarınca Güney Kıbrıs’a da satılamıyor. Zaten yalnız bizde değil, onlarda da fazlalık var.
Sonuçta patates üreticisi tedirgin… Üstelik de zararda. Kör olası Covid-19; etkilemediği sektör, dokunmadığı insan herhalde kalmış değildir. Ancak her şeye rağmen, Koronavirüsün yarattığı süreçten dersler çıkarılması gerekir. Geçen süreçte bu halk, en temel gıda maddelerine öncelikle ve özellikle ilgi gösterdi. Salgın döneminde başka türlü hayatını idame ettirmesi mümkün değildi.
Ve temel gıda maddeleri arasında patates en başta gelendi. Girmediği ev, bulunmadığı sofra yoktu. Bu gibi hallerde nelere önem verilmesi gerektiğini de yöneticiler herhalde not etmişlerdir. Yalnız biz değil, dünya ülkeleri de bunları not etti. Bundan böyle hangi yatırımlara ağırlık ve de öncelik vereceklerini kararlaştırdılar. Örneğin bazı gelişmiş ülkelerin, olağanüstü durumlarda sağlık sistemlerinin yetersiz kaldığı gözlemlendi. Daha nice ülkelerin tarım ve hayvancılığa önem vermemesi, bu alanda gerekli yatırımları yapmamasının nelere mal olduğu da görüldü.
Koronavirüs (Covid-19) öyle dersler verdi ki, değişmekte olan dünya düzeninde, salgınlara karşı nasıl bir koruma kalkanı oluşturulabileceği konusunda kafa yoruldu, fikir üretildi ve üretilmektedir de! Aşı çalışmalarının devam etmesi buna en somut bir örnektir.
Tekrar patates konusuna dönecek olursak, daha önceleri de Kıbrıs patatesi üzerine çok yazılar yazdığımızı bilenler çoktur. Avrupa Birliği Adalet (siz) Divanı’nın KKTC’ye ambargo kararından önce bu ülkeden Avrupa’ya, özellikle de İngiltere pazarına günü gününe Kıbrıs’a özgü sebze ve meyve sevk edilmekteydi. Narenciyeden tutunuz da, molohiyaya varıncaya kadar! Ama patates yine en başlardaydı. Çarşıya alış-verişe çıkan İngiliz kadınlarının ilk sorusu ‘İs it Cyprus potatos?’ (Kıbrıs patatesi mi?) şeklindeydi… Değilse almazlar, Kıbrıs patatesi ise yüzleri güler ve satın alırlardı.
Biliyorsunuz; İngilizler ve diğer Avrupa ülkeleri insanları patatese düşkündürler ve onlarda da patates mutfağın ana maddesidir.
Bunları tekrarlamaya gerek yoktur. Koronanın neden olduğu bu durumda, üreticimizin yüzünü nasıl güldürebiliriz, ona bakmak lazım. Korona salgını sürecinde bir takım fazlalıkla, yapılan istişareler sonucu Türkiye’ye ihraç edilmişti… İlk önce süt konusunda uzlaşmaya varılmış ve peynir yapımında kullanılmak üzere tonlarca süt Türkiye’ye ihraç edilmişti. Bunun üzerine dedik ki, ‘Enginarın başı kel mi?’ Daha doğrusu enginar üreticisine de benzeri bir kapı açılamaz mı? Sonuçta elde kalan enginar da ihraç edildi. Tüm bunlardan sonra aynı işlem patateste olamaz mı? Niye olmasın? Ede kaldığı ifade edilen 4-5 bin ton patates, İstanbul’un bir mahallesini bile doyurmaz.
Bu konuda Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ile Başbakan Ersin Tatar’ın konuşmasına da gerek yok. İki ülkenin Tarım Bakanları istişare eder ve bu sorun da halledilebilir, böylelikle patates üreticisinin de yüzü gülmüş olur. 83 milyonluk bir nüfusta 4-5 bin ton patatesin lafı bile olmaz.
Aksi halde bu ülkede havuç üreticisini bitirdiğimiz gibi, patates üreticisini de bitirmiş oluruz.
***
Koreli’nin yanı sıra, Necat Bağrışan, Kula, Arısu
ve Ali (Musa) Şanlıtürk de bu dünyadan göçtü
Bir dönem Toplumcu Kurtuluş Partisi’nin (TKP) Güzelyurt örgütünden olan eski milletvekillerinden ve Kurucu Meclis Üyesi, Tarım-Sen eski başkanı İbrahim Koreli dün Lefkoşa’da öğle namazını müteakip son yolculuğuna uğurlandı. İbrahim Koreli, eşi Radiye hanımı daha önce kaybetmişti.
Evlatları Zülal Koreli Özçelik-Mehmet Özçelik, Zühâl Koreli, Mine Koreli-Fevzİ Karani , Devrim Koreli, torunları İbrahim Özçelik, Radiye Koreli, Veysel Karani ve İbrahim Karani, “Çok sevgili babamız, canımız dedemiz, saygıdeğer insan İbrahim Koreli’yi kaybettiğimizden acımız tarif edilemez. Tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyurulur. Barış ve ışıklar içinde uyu canımız babamız, dedemiz. Seni asla unutmayacağız” dediler.
Bu arada Çayönü ve çevre köylerin tanınmış simalarından, iyi insan Necat Ali Bağrışan önceki gün Çayönü Mezarlığı’nda toprağa verildi. Sevgili eşi Cevriye Hanım ile evlatları ve eşleri Vasfiye-Muhsin Arıtman, İbrahim-Zehra Bağrışan, Şeniz-İbrahim Önderoğlu ve torunları, derin acılar içerisinde bırakarak ayrılan Necat Ali Bağrışan’ın vefatını tüm dost ve akrabalarıyla paylaştılar, ‘Yattığın yer nur, mekânın cennet olsun’ dediler.
KKTC Merkez Bankası, banka çalışanlarından İbrahim Bağrışan’ın kıymetli babası Necat Ali Bağrışan’a rahmet, yaslı ailesine sabır ve başsağlığı diledi. Merkez Bankası Çalışanları Kooperatifi Mer-Koop Ltd yönetim kurulu ve üyeleri de taziye mesajı yayınladı.
Öte yandan merhume Muazzez ve merhum Salim Kula’nın oğlu Ahmet Kula geçen pazartesi günü İstanbul’da Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi. Oğlu Mehmet Levent Kula, üzüntülerini tüm akraba, dost ve sevenlerine duyurarak, “Işıklar içinde uyusun, Allah gani gani rahmet eylesin’ ifadesini kullandı.
Ali Şanlıtürk, Lefkoşa’nın çınarlarındandı
Diğer yandan aslen Matyat köyünden olup, uzun yıllardan beri Lefkoşa’da ikamet eden, Şanlıtürk ailesinin direği, 1933 doğumlu başkentin çınarlarından, iyi insan Ali (Musa) Şanlıtürk önceki gün Lefkoşa’da son yolculuğuna uğurlandı.
Sevgili eşi Ayşe Hanım ile hayattaki oğulları Tahir, Mehmet Şanlıtürk, kızı Aysel Emin, torunları Yazgı, Ali, Ayşe, Çağrı, Gizem, Şefik, İzge ve Necla; gelinleri Havva, Alev, Bengül Şanlıtürk, damatları Atalay Kelami Emin, Hasan Sönmezkan ve torun çocuğu Atlas Sönmezkan, derin üzüntü içinde olduklarını ifade ederek, ‘Yattığın yer nur, mekânın cennet olsun’ dediler.
Bu arada Esentepe köyünün saygın ve iyi insanlarından Şöhret Arısu dün kendi köyünde defnedildi. Eşi Tahsin Arısu, evlatları Mithat-Zeynep Arısu, Yücel-Adile Arısu, Nazlı ve Arif Arısu, torunları Tahsin, Huriye, Şöhret ve Aydıncan Arısu, “Acısına asla dayanamayacağız. O bizim canımızdı. Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun’ dediler.
Öte yandan Limasol Bankası Yönetim Kurulu ve tüm banka çalışanları, bankanın İskele Şube personeli Emine Küçük Kutlu’nun sevgili annesi Nilgün Küçük’e Allah’tan rahmet, kederli ailesine başsağlığı diledi. Aynı şekilde bankanın İskele şubesi müdürü Esra Pehlivanoğulları’nın kıymetli kayınpederi Halil Pehlivanoğulları’na Tanrı’dan rahmet, kederli ailesine başsağlığı temenni edildi. Limasol Bankası ayrıca İş Denetim Birimi Hizmetli personeli Zehra Acehan’ın kıymetli kayınpederi Fikri Acehan’a rahmet, kederli ailesine başsağlığı diledi.
Ayşe-Necmi Kutlu da, çok kıymetli dünürleri, iyi insan Nilgün Küçük’e Tanrı’dan rahmet, yaslı ailesi ve sevenlerine başsağlığı ile sabırlar temenni etti.
Hukuk Dairesi ile Savcılar ve Personeli de, değerli çalışanlarından Zühal Demirbüker’in kıymetli annesi Zarif Dilan’a rahmet, yaslı ailesi ve tüm yakınlarına başsağlığı diledi. İhtiyat Sandığı Dairesi Müdür ve personeli, arkadaşları Bengü Çobanoğlu’nun değerli annesi Münevver Boyacı’ya rahmet , ailesine de başsağlığı dilerken, Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı Personeli de, Hüseyin Partalcı’nın kıymetli annesi Kadriye Elsiz’e rahmet, yaslı ailesine başsağlığı temennisinde bulundu. LAÜ Mütevelli Heyeti ve Rektörlüğü ise, kıymetli öğrencilerinden Muwana Liamu Ndulubıla’ya rahmet, yaslı ailesine başsağlığı ve sabır diledi.





Yorumlar kapalı.