Ne demiştim dünkü yazımın bir yerinde? “… Arkalarına aldıkları AB’yi oyunlarına alet ederek, Ada’nın nimetlerini Kıbrıslı Türklerle paylaşmayı reddedenler, bilsinler ki, hak ve adalet eninde sonunda yerini bulacaktır. Kıbrıs Türk halkını insanlık dışı, insafsız ambargolarla dize getirmek isteyenlerin iştahları kursaklarında kalmaya mahkûmdur. Kıbrıs Türkünü yok sayanlar, dışlayanlar bilmelidir ki, bu ada Rumların malı değildir. Türk varlığını ne kadar inkâr etseler de, dünya artık gerçekleri görmeye başlamış bulunuyor. AB, Rum tarafının ve Yunanistan’ın dümen suyundan gitmeye devam etse de, dünya AB’den ibaret değildir. Ada’da dili, dini, ırkı farklı Kıbrıs Türk halkı ve o halın bir devleti vardır. Bu gerçeği yok saymakla bir çözüme varamazsınız.”
Daha çok anlamlı ifadeler vardı 12 Kasım tarihi yazıda. Kısacası; Semerkant’tan alınan karardan Rum tarafının yanı sıra, AB’nin de rahatsız olacağını, paçalarının tutuşacağını ima etmiştim. Nitekim Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu yaptığı açıklamada, AB’nin, yalnızca Kıbrıs sorununda karşıt taraf değil, Kıbrıs Türk halkının her türlü hak ve çıkarlarının karşısında olduğunu söyledi. Bakan, AB’nin, KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’nın Gözlemci Üyeliğine dair açıklamasına yanıt verirken şöyle dedi:
“Türkiye’nin, Türk Devletleri Teşkilatı’nın kararını duyuran açıklamalarını reddetmek veya Teşkilata üye devletleri uyarmak, kendi üyelerine dahi söz geçiremeyen Avrupa Birliği’nin haddi değildir. AB Dış İlişkiler Servisi Sözcüsü’nün açıklamasıyla AB, KKTC’nin varlığına duyduğu hazımsızlığa yenilerek, komik duruma düşmüştür. AB’nin yanlı ve yanlış politikaları, KKTC’nin her zaman kendi kaderini kendi tayin etme hakkı olan Kıbrıs Türk halkının, 1960 Anlaşmalarıyla da teyit edilen egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü gibi müktesep haklarını kullanarak kurduğu demokratik bir devlet olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz.”
Ertuğruloğlu “Bu AB’ye son çağrımızdır ve AB, Rum tarafını tek taraflı olarak üyesi yaparak başladığı yanlış kararlar zincirine yeni halkalar eklemektedir. Gerek Rumlar, gerekse AB, Kıbrıs sorunu için herhangi bir çözüm şekli dikte etme hakkına da, erkine de sahip değildir” dedi.
Allah aşkına Semerkant’ta KKTC lehine alınan bir karar AB’yi niye ilgilendirsin? İlgilendirir, çünkü AB, Kıbrıs konusunda hiçbir zaman Türk’ten yana olmadı. Kıbrıs Türk halkının çıkarlarını da düşünmüş olsaydı, 24 Nisan 2004 tarihli Annan Planı referandum sonucu belli olduğunda, ambargolar ve izolasyonların kaldırılacağına dair verdiği sözleri tutar, sözünden caymazdı. Ama ne oldu, dereyi geçtikten sonra, AB ‘Mafiş kurban’ dedi. Her zaman Rum tarafının arkasını sıvazladı, cesaret verdi ve uzlaşmazlığına göz yumdu, hatta tetikledi.
AB, Kıbrıs’ta iki taraf arasında dengeli, ölçülü bir siyaset izlemiş olsaydı, Kıbrıs Türk halkını ‘Helen Cumhuriyeti’ne dönüştürülen ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ne yamalama çabalarında bulunmamış olsaydı, bu satırları yazmak ihtiyacı duymayacaktık. Ama AB maalesef başından beri Rum yönetimlerinin amacını, ENOSİS istemlerini bilmesine rağmen, bizzat kendi ilkelerini ayaklar altında çiğnedi ve sorunu çözümlenmemiş Kıbrıs adasında, iki taraftan birini ‘devlet’ addederek, tek yanlı olarak üyeliğe almakla bir çuval inciri berbat etti, sorunu içinden çıkılmaz boyutlara taşıdı. Belki de bu suçunu örtbas etmek için kraldan kralcı kesildi ve ‘yamalamacı’ mesleğini seçti. AB’nin körü körüne bir ülkede iki taraftan birini yok sayması, dışlaması ve KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üye olmasına hemen tepki koyması, ne denli Rum-Yunan aşığı olduğunun da göstergesidir. Adama ‘Semerkant’ta alınan karardan sana ne?’ diye sormazlar mı?
***
Hastürer bugün Londra’da defnedilecek
Gigik-Karagil-Songur ve Melek Saatcıoğlu
Aslen Küçük Kaymaklılı olup, 1969 yılından beri Londra’da ikamet eden, değerli dostumuz, meslektaşımız Hasan Hastürer’in kıymetli abisi Türker Salih Hastürer, namı diğer ‘Kaleci Türker’ bugün Londra’da sonsuzluğa uğurlanacak. Palmers Green Camisi’nde kılınacak cenaze namazından sonra Lavender Hill Mezarlığı’nda toprağa verilecek olan Türker Salih Hastürer, bir dönem Kıbrıs’ta ünlü kalecilerdendi.
Tüm akraba, dost ve sevenlerine üzüntü ile duyurulurken, sevgili eşi Ayşe Salih Hastürer, kızı ve damadı Derya-Ayhan Günsaya, torunları Ayşe ve Salime Günsaya, “Acımız sonsuzdur. Ömür boyu kalbimizde yaşatacağız. Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun” dediler.
Bu arada Doğancı’nın (Elye) sevilen ve saygın isimlerinden iyi insan Narin Gigik’in dün kendi köyünde defnedildiği tüm akraba, dost ve sevenlerine üzüntü ile duyuruldu. Sevgili eşi Hasan Gigik, kızları ve damatları Dilek-Kasım Akarsular, Pınar-Kemal Orakcıoğlu, torunları Hasan-Cemaliye Akarsular, Narin-Şerife Orakcıoğlu, yokluğuna asla alışamayacaklarını ifade ederek, acılarının büyük olduğunu belirttiler, nur içinde yatmasını, mekânının cennet olmasını dilediler.
Kardeşleri Nazife-Arif Efe, Av. Ahmet Nazım-İnci Nazım, Fatma Çınar, Pembe-Hasan Yoldaşlar, Emine-Özden Kuvvetlioğlu, Aydın-Mehmet Efendioğlu, Ceylan Çınar ve evlatları, yokluğuna asla alışamayacaklarını, acılarının sonsuz olduğunu ifadeyle, nur içinde yatması ve mekânının cennet olmasını dilediler.
Kurtuluş köyü ve civar köylerde tanınmış bir sima olan, iyi insan Hasan Karagil, dün kendi köyünde toprağa verildi. Önceki gün vefat eden Karagil’in ölümü tüm akraba, dost ve sevenlerine üzüntü ile duyuruldu. Sevgili eşi Fatma Hanım, evlatları İlker-Rengin Karagil, Ergün-Ufuk Karagil, Aygün-Ceyhan Hasan Karagil, Meryem Karagil, torunları Hasan, Simge, Ertan ve Açelya Karagil, Ömrüm ve Derin Dalkıran, “Acısını unutamayacağımız babamız, canımız dedemiz güzel insanı kaybettik. Acımız büyüktür. Nur içinde yatsın, mekânı cennet olsun” ifadelerini kullandılar.
Öte yandan aslen Bodamyalı (Dereliköy) olan, Mağusa’nın eski terzilerinden Fikriye Songur’un bugün Lala Mustafa Paşa Camii’nde kılınacak öğle namazından sonra Gazimağusa’da defnedileceği belirtildi. Merhum Ahmet Songur’un eşi olan Fikriye hanımın evlatları Şeniz-Salahi İyican, Sezgin-Hasan Macit Köroğlu, Ferda-Mark Stevens, torunları Fikriye, Ali, Ahmet İyican, Ahmet-Kader Köroğlu, Emel-Hasan Derman, Deren-Amy Stevens, Melis-Sam Turney, Sera-Karl Hughes ve torun çocukları “Annemiz, anneannemiz, nenemiz nur içinde yatsın, mekânı cennet olsun” dediler.
Bu arada Saatcıoğlu ailesinin çok değerli büyüğü, iyi insan Melek Saatcıoğlu’nun bugün son yolculuğuna uğurlanacağı tüm akraba, dost ve sevenlerine üzüntü ile duyuruldu. Evlatları Nilüfer Ersin, Violet Uluhan, Arman Saatcıoğlu, torunları Aylin ve Ece Ersin ile Melek Uluhan, torun çocukları Deren Öztürk, Elvin Ersen, damatları Aysın Ersin ve Soner Ersen “Acımız sonsuzdur. Yokluğuna asla alışamayacağız. Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun” dediler.





Yorumlar kapalı.