Akay Cemal

59 yıl önce Ayvasıl’da ilk toplu mezarı görmüştüm





‘Ayvasıl-Türkeli Şehitleri anıldı’ başlığını görünce, gözlerimi kapayarak derinlere dalmış gibiyim. Aradan 59 yıl geçti. O günlerde yine gazeteciydim. Genç bir muhabir olmakla birlikte, o genç yaşımda Yazı İşleri Müdürlüğü görevini de üstlenmiştim. Çünkü 21 Aralık 1963’te Rum saldırıları başlamış, hem yazı işlerinde, hem de teknik bölümdeki arkadaşlar cepheye çağrılmış, sadece birkaç kişi kalmıştık. Bayraktar Kenan Çoygun (Kemal Coşkun), Dr. Küçük’le görüşerek, mücahitlerin ve halkımızın morale ihtiyacı olduğunu, bu nedenle benim ve birkaç arkadaşımın ‘Halkın Sesi’nde kalmamızın şart olduğunu söylemiş, “Orası da bir cephedir ve mücahit olarak sizler de görevlerinizi orada yapacak, yayınlarınızla moral vereceksiniz” demişti.

Silah sesleri gece ve gündüz Lefkoşa’yı çınlatırken, Rumların kontrolündeki Kıbrıs Radyo Yayın Korporasyonu da, Türk halkının sürekli moralini bozan yayınlar yapıyor, halkımızın kafasını karıştırıyordu. Aileler değişik bölgelere göç etmiş, birbirlerinden habersizdi. Kasıtlı yayınlara inanmayanlar olduğu gibi, inananlar da vardı. Bu yüzden birçok kişi yollara düşmüş, ancak çoğu kaybedilmişti. Bu bakımdan birkaç gün içinde “Bayrak… Bayrak… Bayrak” diye duyulan sese herkes kulağını dikmiş, merak ve heyecan içinde ardından ne söyleneceğini işitmek için sabırsızlanmıştı.

Dün gibi hatırlıyorum, sağdan soldan araba aküleri toplanmış, Cumhurbaşkanlığı Sarayına nakledilmişti. Dr. Küçük’ün garajında Bayrak Radyosu’nun ilk temeli atılıyordu… Ve o ses her geçen saat daha bir gür çıkmaya, daha uzak mesafelere yayılmaya başlamıştı. Rum radyosunun yayınlarına rağbet etmeyen halkımız, artık doğru haberleri Bayrak’tan alıyordu.

BM Barış Gücü henüz Kıbrıs’a gelmiş değildi. Geçici olarak o görevi Ada’daki İngiliz askerleri yürütüyordu. Nihayet Dr. Küçük bir telaş içinde geldi ve “Hazırlanın, Ayvasıl’a gideceksiniz” dedi. Yeni ismiyle Türkeli’ne… Allah rahmet eylesin foto muhabirimiz Mustafa Özünlü (Foto Basın) ile yola koyulduk. Mesleğimde ilk karşılaştığım toplu mezar Ayvasıl’daydı. Bir kış günü köylüler mezarı kazıyor, çamura bulanmış cesetler çıkarılıyor, İngiliz askerleri de not tutuyordu.

Ne suçu, ne günahı vardı o insanların? Kıbrıs’ta Türk olmanın ne suçu vardı?

Görevimizi tamamlayarak Lefkoşa’ya döndüğümüzde durumu anlattık.

Aradan 59 yıl geçti ve Ayvasıl-Türkeli şehitlerini anma töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “İhtiyacımız birlik ve beraberliktir. İhtiyacımız, Anavatan Türkiye’nin desteğiyle bu devleti dünyaya tanıtmaktır” dedi ve çok bedeller ödendiğini, çok şehitler verildiğini söyledi. “Şehitlerin bizden beklentisi bu devlete sahip çıkmaktır, devleti yüceltmek, yüceltirken de halkımıza refah ve umut verebilmektir” diyen Tatar, özellikle seçim arifesinde kısa günün kârına siyasi bir takım söylemlerden uzak durmak gerektiğini söyledi.

Bu arada Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği Başkanı Gürsel Benan ile bazı dernek üyeleri, Milli Günleri Kutlama Merkez Komitesi’nce alınan kararı, yapılan konuşma sırasında ağızlarını bantlayarak protesto etti.

***

Ozan Zeki Fikret Hocamızı kaybettik

Tanınmış simalardan emekli psikoloji öğretmeni Ozan Zeki Fikretoğlu da yaşama veda etti. Dün Lefkoşa’da toprağa verildiği tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyuruldu. 1935 doğumlu olan Fikretoğlu uzun yıllar lisede öğretmenlik yapmış, nice değerli öğrenciler yetiştirmişti. Vefatı derin üzüntü yarattı.

Sevgili eşi Işık Hanım, kızı ve damadı Özenç-Onay İbrahim, torunu Deren İbrahim, kızı ve damadı Deniz Fikretoğlu-Graham Pancio, torunu İsabella Pancio, yokluğuna asla alışamayacaklarını ifade ederek, “Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun” dediler. Yarın saat 15.00’te Kumsal’da Müftü Ziyai Efendi Camisi’nde mevlit okutulacağı belirtildi,

Öte yandan Çomunoğlu ailesinin değerli büyüğü, Mücahit, TMT mensubu, milliyetçi, ülkesine bağlı, vefakâr, herkesin sevgisini ve saygısını kazanmış, emekli Polis Çavuşu Ferhan Çomunoğlu dün Cihangir’de toprağa verildi. Tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyuruldu. Sevgili eşi İmren Hanım, evlatları Fügen-Özel Nizam, Tanju ve Feryal Çomunoğlu, torunları Özce-Fatoş Nizam, Övgü Nizam, Göktuğ ve Ertuğ Çomunoğlu, Asım-Melisa Eymen ve İmren Eymen, “Acımız sonsuzdur. Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun” dediler.

Bu arada aslen Baf’ın Aydın köyünden olup, Aşağı Bostancı’da ikamet eden, Taşpınar ailesinin çınarı, iyi insan Hüseyin Taşpınar’ın dün Yuvacık’ta defnedildiği tüm dost ve akrabalarına üzüntü ile duyuruldu. Sevgili eşi Nurten Hanım, evlatları Enver-Emine Taşpınar, Mustafa-Ayşegül Taşpınar, Nazemin Taşpınar, Murat-Ayşe Taşpınar, torunları Mehmet, Hüseyin ve İlter Taşpınar (merhum), Aziz Gözgen, Nurten Gözgen Atmaca, Nurten Taşpınar Yavaşerler, Gülay Taşpınar Ergün ve Mehmet Cemal Çiftgül “Acımız büyüktür. Yattığın yer nur, mekânın cennet olsun” dediler.

Diğer yandan Tülin Kıryağdı’nın sevgili eşi, Ece ve Halit’in biricik babası, Pembe Kıryağdı ve Ahmet Şahinsoy’un kayınpederi, Laren, Ceren ve Talya’nın çok sevgili dedesi Süleyman Kıryağdı dün Lefkoşa’da sonsuzluğa uğurlandı. Tüm eş, dost ve akrabalara üzüntüyle duyurulurken, nur içinde yatması ve mekânının cennet olması dileğinde bulunuldu.

Bu arada KKTC Merkez Bankası, banka personeli Ece Kıryağdı Şahinsoy’un kıymetli babası Süleyman Kıryağdı’ya Allah’tan rahmet, yaslı ailesine sabır ve başsağlığı dileğinde bulundu. Ayrıca Merkez Bankası Çalışanları Kooperatifi Mer-Koop Ltd Yönetim Kurulu ve Üyeleri de benzeri mesaj yayınladı ve üzüntülerini dile getirdi. Koopbank da Bankanın Genel Koordinatör ve Genel Müdür Vekili olarak görev yapmış olan Süleyman Kıryağdı’ya Allah’tan rahmet, yaslı ailesine başsağlığı dileğinde bulundu.

59 yıl önce Ayvasıl’da ilk toplu mezarı görmüştüm
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.