Sedef Gürsoy Kutlu

İş sağlığı ve güvenliği alanının önemi





Her sabah işine gitmek üzere evinden çıkan bir çalışanın en temel beklentisi, akşam sağ salim evine dönebilmektir. Bu beklentiyi güvence altına almak için varolan uzmanlık alanı iş sağlığı ve güvenliğidir. İnsanın emeği olan her yerde risk mevcuttur. İş sağlığı ve güvenliği (İSG), çalışanların fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan en iyi koşullarda çalışmalarını sağlayan, iş kazaları ve meslek hastalıklarını önlemeye yönelik tüm önlem ve uygulamaların genel adıdır. Yani sadece iş kazalarını önlemek değil, aynı zamanda sağlıklı ve sürdürülebilir bir iş yaşamı inşa edilmesi amacıyla da vardır. İş kazalarından yalnızca rakamlarla bahsetmek mümkün değildir. Bazen bir ailenin yaşadığı kayıp, bir çocuğun babasız kalışı ya da bir çalışanın hayat boyu sürecek sakatlığı gibi travmalara da sebep olur. Bu yüzden İSG, hem insan onurunun korunması hem de iş verimliliğinin yükselmesi için vazgeçilmezdir.
Peki, iş güvenliği uzmanları hangi alanlarda görev yapar? İnşaat sektöründe yüksekten düşme, elektrik çarpması, makine kazaları gibi riskleri önlemek için sürekli denetim ve eğitim verirler; şantiyede güvenlik kültürünü oluştururlar. Okullarda yangın tatbikatları, tahliye planları, laboratuvar güvenliği, ergonomi ve öğrencilerin güvenli eğitim ortamı için rehberlik yaparlar. Sağlık alanında hastane enfeksiyonları, kimyasal madde kullanımı, radyasyon güvenliği ve atık yönetimi konularında kritik rol üstlenirler. Sanayi ve fabrikalarda ise makine koruyucuları, işaretlemeler, kişisel koruyucu donanım kullanımı, risk analizleri ve çalışan bilinci konularında çalışmalar yürütürler.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde iş sağlığı ve güvenliği konusunda İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası yürürlüktedir. Bu yasa işverenlere; işyerinde riskleri önceden tespit etme, çalışanlara uygun eğitim sağlama, kişisel koruyucu donanım temin etme ve gerekli sağlık gözetimlerini yaptırma yükümlülüklerini açıkça getirmektedir. Ayrıca yasa gereği, özellikle tehlikeli ve çok tehlikeli iş kollarında iş güvenliği uzmanı bulundurmak zorunludur. İnşaat sektörü, sanayi tesisleri, enerji üretim alanları, sağlık hizmetleri bu kapsamda en kritik alanlardandır. Mevcut yasaya rağmen denetimlerin sürekliliğin olmaması ve eğitimlerin yaygınlaştırılmaması nedeniyle uygulamada yetersizlik mevcuttur. Çalışma Dairesi verilerine göre, 2020–2024 yılları arasında kayda geçen iş kazalarının yarıdan fazlası inşaat sektöründe yaşanmış, ölümlü kazaların çoğu yine bu sektörde meydana gelmiştir. Bu tablo, yalnızca kanunların kâğıt üzerinde kalmaması, sahada uygulanması gerektiğinin açık göstergesidir. İş Kazası sayılarının kayıt dışı çalıştırılanlar ve bildirimi yapılmayan iş kazaları nedeniyle daha yüksek olduğu tahmin edilmektedir.
Avrupa Birliği, iş sağlığı ve güvenliğini sosyal politikanın ayrılmaz bir parçası kabul etmektedir. AB’nin 89/391/EEC Çerçeve Direktifi ve buna bağlı uygulama direktifleri, tüm üye ülkelerde çalışanların sağlığını korumak için bağlayıcıdır. Türkiye’de ise 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, bütün işyerlerini kapsayan modern bir çerçeve sunmaktadır. Bu kanun ile işyerleri tehlike sınıflarına ayrılmış; her işyerinde iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli görevlendirme zorunluluğu getirilmiştir. Örneğin, çok tehlikeli sınıfta yer alan maden veya inşaat sektöründe tam zamanlı iş güvenliği uzmanı bulundurulması gerekirken, az tehlikeli sınıfta yer alan ofis işleri için daha esnek yükümlülükler uygulanmaktadır.
Son yıllarda iş sağlığı ve güvenliği alanı önem kazanmıştır. İş güvenliği uzmanları sadece birer danışman değil, aynı zamanda işverenin yasal sorumluluklarını yerine getirmesinde kilit rol oynayan profesyoneller olarak görülmektedir. Bu konum mesleğe beraberinde ciddi riskler de yüklemektedir. Çünkü bir iş kazası yaşandığında, yalnızca işveren değil iş güvenliği uzmanı da hukuki ve cezai sorumluluklarla karşı karşıya kalabilmektedir. Uzmanların yükümlülükleri artarken, mesleki baskılar ve ağır sorumluluklar da yüklemektedir.
Bir iş güvenliği uzmanı yalnızca kaza olduğunda devreye giren kişi değildir. O, kazanın hiç yaşanmaması için riskleri önceden tespit eden, işverene yol gösteren, çalışanı bilinçlendiren kişidir. Aslında görünmez kahramandır; çünkü aldığı önlemlerle yaşanan kazaları değil, önlenen kazaları istatistiklere ekler. KKTC’de iş güvenliği uzmanlarının yalnızca sanayi ve inşaatta değil, okullarda, hastanelerde, belediyelerde ve kamu kurumlarında da etkin şekilde görev alması artık bir zorunluluk haline gelmiştir.
Sonuç olarak, iş sağlığı ve güvenliği sadece yasal zorunluluk değildir. İnsan hayatının korunması ve sağlıklı güvenli çalışma koşulları yaratılması için de önemlidir. KKTC’de bu kültürün güçlendirilmesi, denetimlerin artırılması ve Avrupa ile Türkiye’deki iyi uygulamaların örnek alınması, toplumun geleceği açısından önemlidir. Her kurum, her işveren ve her çalışan şu soruyu kendine sormalıdır: “Bugün aldığım önlem, bir hayatı kurtarabilir mi?” Çünkü iş güvenliği, aslında yaşamın güvenliğidir.

İş sağlığı ve güvenliği alanının önemi
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.