Oğuz Metiner

Emanete riayet etmeli





Kendisine güvenilen dürüst kimseye “Emin” denir.

Emin olarak bilinen kişiye, bir süre koruyup saklaması için bırakılan mal ve eşya ya da “emanet” denir. Emanet bundan ibaret değildir, sorumluluğunu yüklediğimiz makam ve mevki, kiraladığımız yer, biriyle ortaklaşa kurduğumuz iş, yolda bulduğumuz bir eşyada emanettir. Birinin bize güvenerek söylediği sır, yanımızda konuşulan sözler de birer emanettir. Allah’ın bize verdiği beden, ruh sağlığı ve servet de birer emanettir.

Emanete hiyanet etmemelidir.

Allahü Teala’nın buyurduğuna ona göre kendisine bir şey emanet edilen o emaneti korumalı, zamanı gelince emaneti sahibine teslim etmelidir.

Çünkü emanete hiyanet çok kötü bir şeydir.

Kendisine güven duyulan kimse rabbi olan Allah’tan korkmalı ve üzerindeki emaneti ödemelidir.

Emanete hıyanet eden kimse, kıyamet gününde, hıyanet ettiği şeyin günahı ile gelir.(Davud)

Peygamber Efendimiz de şöyle buyurur;

“Sen emin bilene emanet ettiğin şeyi geri ver; sana hainlik edene, sen hainlik etme” (Davud), çünkü “Bizi aldatan bizden değildir”(Müslim)  fikri ve görüş değerli bulunduğu için kendisine akıl danışılan kimse, doğru bildiğini söylemeli, görüşüne başvuranın aldatmamalı ve onun sırrını saklamalıdır.

Bunu Resul-i Ekrem efendimiz şöyle ifade etmiştir; “ Kendisine fikir danışılan kişi güvenilir olmalıdır.”(Davud)

Emanetin hikayesi; Allahu Teala emaneti yaratınca, onu önce göklere, yere ve dağlara teklif etti. Emanetin sorumluluğunu hiçbiri yüklenmek istemedi; fakat insan emaneti yüklenmekten çekinmedi.(Ahzab)

Böylece İnsanoğlu hem büyük bir sorumluluğu üstlendi hem de Allah’ın emirlerine muhatap olduğu için üstün bir şeref kazandı.

Mü’min; emanetin önemini, değerini, şerefini bilir ve emanete riayet eder. Abdesti olmayanın namazı olmayacağı gibi, emanete riayet etmeyenin imanından söz edilmeyeceğini bilir (Ahmed/ Müsned) ve emanete kesinlikle hıyanet etmez.

Emaneti gözeten kimsenin ebedi kurtuluşa ereceğini hatırdan çıkarmaz.(Mü’minun, Mearic)

Bu konuda Peygamberini kendisine örnek alır; onun gibi emin adam olmaya, herkesin güvenini ve Allah’ın rızasını kazanmaya çalışır.

Sorumlu olduğunu her zaman hisseder.

İnsan nefsinin başkalarına haksızlık etmeye meyilli olduğunu bilir ve nefsin bu tür duygularını frenler.

Mü’min, emanete hiyanet etmenin münafığın, yani içinden kafir olduğu halde dışında Müslüman görünen kimsenin özelliği olduğunu unutmaz. (Buhari)

Üstesinden gelemeyeceği bir emaneti de kabul etmez.

Bu konuda şu misal pek ibretlidir;

Devlet işleri ve emanet;

Bir defasında Ebu Zer el- Gifari, Peygamber Efendimize geldi ve vergi memuru olmak istediğini söyledi. Peygamberimiz ona; “Ebu Zer Sen güçsüzsün yapamazsın” dedikten sonra bu işin emanet olduğunu, isteyerek kabul ettiği bir görev yerine getiremeyen kimse için, o emanetin, kıyamet gününde zillet ve perişanlık olacağını (Müslim) anlattı ve sözüne şunu ekledi;

Kıyamet günü, vefasız, hain, sözünde durmayan kimselerin arkasına bir bayrak dikilecek ve o bayrak vefasızlığın derecesi kadar yükseltilecek, sonra da:

“Bu bayrak, falan adamın gösterdi vefasızlığın işaretidir!” diyerek ilan edilecek;

Ne yazık ki en vefasız kimseler kamu yöneticileri arasından çıkacaktır. (Buhari)

Bir başka gün de, insanlar sırat köprüsünden geçerken, emanetin sanki canlı bir varlıkmış gibi, orada durup Emanete riayet etmeyenlerden hakkını alacağını bildirdi. (Müslim)

Emanet ehline verilmelidir;

Emanet, büyük bir sorumluluğu gerektirdiği için, onu en iyi şekilde yapacak kimseyle teslim etmek gerekir.

Bu sebeple Allahu Teâla emanetleri ehline teslim etmeyi emreder. (Nisa)

Birine işveren kimse, onun bu görevi layıkıyla yapıp yapamayacağını dikkate almalıdır. Çünkü bir emanet ehil olmayana verildiği zaman o işin çivisi, bu tür isabetsiz uygulamalar çoğaldığı zamanında dünyanın çivisi sökülür.

İşte bunun için Peygamber Efendimiz; “Emanet ehline verilmediğinde kıyameti bekle” buyurmuştur.

O zaman iyilik, güzellik, fazilet gibi değerlerin alt üst olacağını ve artık dünyada hayır kalmayacağını belirtmiş; hatta dünyanın son zamanlarında, yeryüzünde emanetin izi ve güvenilir kimse kalmayacağını, “Vaktiyle falan oğulları arasında Emin bir adam varmış.” diye konuşulacağını haber vermiştir. (Buhari)

Her mü’min emin olmak zorundadır. Çünkü herkes bir çobandır ve herkes üstlendiği görevden sorumludur. (Buhari)

Emanete riayet etmeli
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.