DUY DA İNANMA: Tam da üretimdeki elektrik fazlasını depolamak için 62 milyon Euro’luk bir projeyi gündeme aldıklarını açıklamışlardı ki, geçen hafta Güney Kıbrıs da ciddi bir enerji sorunuyla yüzleşti… Vasilikos Elektrik Santrali’ndeki bir güç ünitesinin kapanmasına neden olan arıza dolayısıyla, Güney Kıbrıs halkı, geniş çaplı elektrik kesintileri ile boğuştu… Rum hükümeti halkı elektrik tüketimini azaltmaya çağırmak zorunda kaldı… Güney’de her biri 40 dakikadan uzun sürmeyecek şekilde dönüşümlü elektrik kesintileri uygulandı… Rum halkından yağan tepkilerle telefonları kilitlenen Kıbrıs Elektrik Kurumu’nun Sözcüsü Dimitris Nathaniel, sorunun ülke genelindeki bölgeleri etkilediğini ve ekiplerin sorunu çözmek için fasılasız çalıştığını duyurdu… Sana da geçmiş olsun komşu…
*
TOPLANAN ÇÖPLER KALDIRILMAYINCA: Lefkoşa Türk Belediyesi taşeron uygulamayla sokak ve çevre temizliği yaptırıyor bu aralar… Temizlik imandan gelir, çok güzel bir çalışma bu da, kaş yapayım derken göz de çıkartılıyor… Afrikalı iççilerin oluşturduğu ekipler sokak çöpleri ve kuru otları kaldırdıkları toz – duman içinde toplayıp tepeleme yığıyorlar, ama çöp kamyonları hemen gelip bu yığınları kaldırmayınca ne oluyor?.. Toplanıp tepeleme yığılanları rüzgâr öyle bir dağıtıyor ki, ortalık daha da kirleniyor… Çöp kamyonları hemen gelip bu toplanan çöp yığınlarını kaldırmayacaksa, boşuna uğraş verilmesin… Çünkü olay meydanda: Emekler de, paralar da savrulup gidiyor işte göz göre göre…. Dostlar bizi alış verişte değil, yapıcı icraatta görsün yani…
Taşeron sokak çalışmalarında temizlik üfleme makineleriyle yapılıyor… Ki bunun da sakıncaları var… Akademisyen Zekâ Mazhar bu tür çalışmanın sakıncalarını şu satırlarıyla duyurdu bana:
“Kestikleri kuru otları üfleme makinesiyle yoldan ve kaldırımdan güya ‘temizliyorlar’. Tabii bütün bu pislik ve tozu, yabani ot tohumlarıyla beraber bahçelere, evlere dolduruyorlar. Yersen yani!..”
Çevrecilik bir bilim, duyarlılık, aidiyet duygusu ve sanattır…
*
ANLAŞILAMAYAN BONKÖRLÜK: Bir başka akademisyenimiz de pahalı et sorununun yaşandığı günümüzde kasaplara yapılan ve olumlu hiçbir yanı halka yansımayan o bonkörlüğün pek anlaşılamadığını belirten şu satırları attı adresime:
“4 Mayıs – 19 Haziran arası dönem için, yani tam bir buçuk ay için, 69 kasaba 10 milyon129,900 TL teşvik parası ödenmiş. Bir yaşından küçük kesilen her hayvan başına 1100 TL ödeme yapılmış yani… 10,129,900 böl 69 =146 bin 810 TL… Çok iyi bir para doğrusu. Peki, tüketicilerimizi Güney’e akıtan et fiyatlarında bir ucuzlama oldu mu?.. Ne gezer!.. Üstelik teşvik primi alan kasaplar üretici değiller. Onlar hizmet veren esnaf.
Düşünüyorum: Bir ara ete narh konulmuştu. Narh fiyatı maliyetin altında mıydı da şimdi bu kıyak çekildi?!.. Ben kasaplara yapılan bu bonkörlüğü pek anlayamadım…Anlayan varsa beri gelsin..”
*
ÖZDEN EDİZ’İN FOTOĞRAF ARŞİVİ KURTARILABİLDİ Mİ?: Değerli fotoğraf sanatçımız Özden Ediz’in yaşamını yitirdiği Londra’dan gelen acı haberdi… Ama bu haberin devamı acı haberi daha bir sarsıcı duruma getirdi… Ülkemizin kitap – kırtasiye sektörüne damgasını vurmuş olanlardan Kitapçı Cahit’in oğlu olan ve uzun yıllardır Londra’da olan Özden Ediz, orada belediyeye ait bir konutta ailesiz olarak yaşamaktaydı… Cenaze kaldırma masraflarının en az 8 – 10 bin sterline ulaştığı Londra’da Özden Ediz’in cenazesinin belediye tarafından kaldırılıp kimsesizler mezarlığına defnedildiği acıyla öğrenildi..
İşte bu acı bilgiye eklenen kötü haber ise, Özden Ediz’in paha biçilmez fotoğraf koleksiyonunun da evi temizleyecek olan belediye ekibi tarafından çöplüğe atılması riskiyle karşı kaldığıydı…
Çok kişinin bildiği gibi, Özden Ediz’in bir özelliği de, yıllardan beridir İngiltere’deki Kıbrıs Türk toplumu etkinliklerini, yaşamını ve insan manzaralarını bıkmadan ve usanmadan büyük özenle fotoğraflamasıdır… Yalnız başına bu konu bile onun bize önemli ve değerli bir görsel miras bıraktığını vurgular… İngiltere’deki Kıbrıs Türk toplumunun tarihi görsel belgeseli olan bu mirasa sahip çıkılması sorumluluğu ile karşı karşıya kaldık…
Önemli sorular: O miras belediye tarafından çöplüğe atılmadan kurtarılabildi mi?.. Yoksa o miras Özden Ediz’in birlikte yaşadığı bilinen Vietnamlı kadının tasarrufuna mı geçti?… O toplumsal mirasa sahip çıkma görevini üstlenenler var mı?.. Yoksa bu miras umursamazlıkla talana mı terk edildi?..
Londra’daki KKTC Temsilciliğinde görev yaparken Özden Ediz’i “Çok güzel, çok duyarlı ve çok nezaketli bir insanımız” olarak tanıyan Dilek Yavuz Yanık da şu temenniyi seslendirdi adresime attığı mesajda:
“Kültürel miras olarak, Londra’daki vatandaşlarımızın yaşam kültürünü yansıtan binlerce Özden Ediz fotoğrafının bir albüm şeklinde düzenlenmesini ben de çok ümit ederim… Oradaki Temsilciliğimizin bu görevi üstlenmesi çok anlamlı olur…”
İyi insanımız Özden Ediz’in ışıklar içinde uyuması ve sorularımızın olumlu ve de güzel yanıtlarının kısa sürede alınması dileğiyle…





Yorumlar kapalı.