Joseph K. her zamanki gibi yatağında uyurken kapısı çalınır. Karşısında polisleri görür ve tutuklanır. Yanlış hiçbir şey yapmadığını biliyordu, birileri kendisi hakkında yalanlar söylemiş olmalıydı. Franz Kafka’nın meşhur romanlarından biri olan “Dava” böyle başlamaktadır.
Başkahramanımız durduk yere tutuklanır. Ne tutuklanmasının ne de yargı sürecinin içeriğinin kendisine açıklanmadığı garip bir süreç yaşamaya başlar. Haksız yere tutuklanan Josef K.için sözde güçlü yetkililer davasının ivmesini durdurmaya çalışsalar bile, kesinlikle başaramazlar. Bunun nedeni ise kimseyi korumayan yasalara herkesin uymak zorunda olmasıdır. Kafka’nın hikayeleri sadece sinir bozucu bürokrasi hakkında değil, ruhu kıran ve mantıksız olan, trajediden çoktan geçmiş ve komedi olarak geri dönen bürokrasi hakkındadır.
Yazısında, deniz tanrıları kendi okyanuslarını keşfetmek için evrak işleriyle çok meşgul olmaktadırlar, sanatçılar kendilerini sanat adına açlıktan öldürmektedirler. Gereksiz, sinir bozucu olaylar örgüsü saçmalık temaları birbirini izler. Bu günlerde hepimizin ruh hali bu olsa gerek. Çoğumuz kendisini biraz Josep K. gibi hissetmiyor mu? Bilim adamları Kafka’nın bu durumuna isim de vermişler; “Kafkaesk” yani kafkavari durum. Gereksiz, sinir bozucu olayları tanımlamak için kullanıyorlar bu kelimeyi.
Mesela ülkemizin bürokrasinin labirentlerinde gezmek de biraz kafkavari durumu yansıtıyor olsa gerek. Tüm yönetim kademelerinin değişmesi, ama gönderilenlerin hayatlarına müşavir olarak devam etmeleri, iktidara gelen ve gelmeyi isteyenlerin de bu müşavir ordusunu kaldıracaklarını söylemeleri, sağlık sistemini düzelttik demelerine rağmen onkoloji hastalarının ilaçlarını bulamamaları, cumartesi günü sokağa çıkma yasağı varken açık pazarları açmaları, borçlanmaya giderken, yüz yüze eğitime geçemeyeceğimizi bilmemize rağmen, adaya gelen üniversite öğrencilerinin karantina bedellerini ödememiz. Tüm bunları özetleyen bir kelime kafkaesk.
Hayatımızın her alanında ciddi sonuçları olan gitgide karmaşık hale gelen kararlara bel bağlamaya alıştık sanırım! Belki bir gazete veya web sayfasında gördüğümüz kamu bankasına yapılan atamanın sonuçlarını hepimizi etkileyecek. Ama dediğim gibi artık bu herkes için normal hale geldi. Kamu hizmetinde, makamlara getirilenlerin belli bir siyasi görüşe hizmet etmelerini çok yadırgamıyorum açıkçası. Önemli olan yapılan atamalarda liyakat, eğitim, tecrübe şartlarının aranıyor olması ve bu atananların da değişen siyasetçilerle beraber gitmeleridir. Çok değerli bürokratlarımız, çok değerli siyasetçilerimiz var. Bu ülke için çalışan çok değerli insanlarımız var. Bir şeyler yapacaksak makam, mevki için değil bu ülke ve geleceğimiz için yapmalıyız. Bu günlerde sabahlar zor başlıyor vesselam biliyorum. Gece yatağa girdiğimizde, işimizi, okul taksitlerini kredileri, biriken faizleri, kiraları düşünüyoruz her şey belirsiz günü yaşıyoruz. Hatta daha ileriye giderek paranoyakça, güneşin aynı saatte doğup doğmayacağının endişesini bile taşıyoruz. Sabah ise uyandığımızda hemen mobil aygıtlara başvurup kabuslara büründüğümüz gece boyunca korkularımızın ne boyutta gerçeğe dönüşüp dönüşmediğini kontrol ediyoruz. Acaba ne gibi kararlar çıktı, vaka sayısı nedir? Diğer bir deyişle, resmen kafkaesk bir duygu yoğunluğuyla güne başlamaya çalışıyoruz.
Pandeminin türbülansı tüm sosyal yapılarımızı aşındırdı ve onları savunmasız olarak ortaya çıkardı. Sağlık, eğitim, ekonomi sistemlerimiz bunların en güzel örneği. Yaşanılan dönüşümün ekonomik krizle birlikte yeni bir evreye geçmesi ve sosyal hayattaki etkilerinin artık net bir biçimde gözlemlenmesi, bu tabloya neden olmaktadır. Her şey iyiye gidiyor propagandası ile daralan manevra alanını kapatmaktan artık vazgeçilmelidir. Tüm bu Kafkaesk gelişmeler, “dönüşümün” ve krizin etkilerini hayatımıza yansıtırken, işlerin sessizce kabulleniş noktasında kalamayacağını karar vericilerin görüp ona göre önlem alması gerekir. Türkiye’den para almayı ve buna göre günü geçirmeyi başarı olarak gören anlayışı artık bir kenara bırakmak gerekir. Karar vericilerin bu ülkeyi yönetirken geleceğe karşı sorumlu olduklarını unutmamaları ve buna göre davranmaları gerekir. Bu sistemin artık herkes tarafından değiştirilmesi gerekir. İçinde bulunduğumuz bu Kafkaesk durumları artık değiştirmemizin zamanı gelmedi mi?





Yorumlar kapalı.