Yaşadığımız coğrafyada kara bulutlar azalacağı yerde maalesef giderek artıyor. Gazze’yi öldürmek için hava operasyonları yetmedi, kara harekâtı da başlatıldı. Dünya kamuoyu bir yandan da, Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi Olağanüstü Ortak Zirvesi’ne çevirdi. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, zirvede yaptığı konuşmada, Katar’a yönelik pervasız saldırılar karşısında İsrail’e kayıtsız şartsız destek verenler de tepki göstermek mecburiyetinde kaldıklarını söyledi.
Tepki göstermek zorunluluğunu duydular, çünkü Katar, abur cubur sıradan bir devlet değildir.
Bu aralar zirveden çok ne var? Örneğin Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, 26 Eylül’de New York’ta BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile bir görüşme yapacak. Bu, ikili bir zirvedir. Ertesi günü, yani 27 Eylül tarihinde Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in de katılımıyla üçlü bir zirve gerçekleştirilecek.
Peki; Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ne diyecek bu ikili ve üçlü görüşmelerde? Ona geçmeden önce yine şu kapılar konusuna bir bakalım. Maalesef bir ilerleme yok! Ersin Tatar, Metehan’daki sıkışıklığı dikkate alarak, her iki halkın da yararına olması bakımından Haspolat’ta ve Akıncılar’da kapı açılmasını önerdi. Bunlar sadece Kıbrıs Türk halkının yararına değil, aynı zamanda Rum halkının da yararına. Böyle olmasına rağmen, Hristodulidis, nor diyor, peynir demiyor. Bir başka örnek verelim. Hiç olmazsa bilmeyenler, duymayanlar da bilmiş ve duymuş olur. Mehmetçik (Galatya) köylüleri için-tabii artık köy olmaktan çıkmıştır- ‘Kurşunu yer, garantinaya girmez’ derler. O denli inatçıdırlar.
Rum lider Hristodulidis de, Tatar’ın bu makul önerisine bir türlü olumlu yanıt vermiyor. Rum halkı da Akıncılar bölgesinde bir kapı istiyor. Dolambaçlı yollardan gitmeye ne gerek var. Tamam de, açılsın bu Haspolat ve Akıncılar kapıları.
BM Genel Sekreteri Guterres, iki taraf arasında iş birliği istiyor. Tatar, iş birliğinin artırılmasına yönelik devam ettirmek niyetinde olduklarını özellikle vurguladı ve bazı örnekler de verdi. Limasol bölgesinde çıkan büyük yangında, gerek havadan, gerekse karadan her türlü yardım edebileceklerini söylediğini, ancak ret cevabı aldıklarını söyledi.
Halbuki Limasol yangınında örnek işbirliği de yapılabilir ve güzel bir başlangıç olabilirdi. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, New York’ta karma evlilikler konusunu yeniden gündeme getireceğini ifade ederek, “Kendi vatandaşlarımız arasında yapılan ayrımcılığı asla kabul edemeyiz” dedi. Tatar, Güney Kıbrıs’ın meseleye çok farklı bir gözle baktığını kaydetti.
Tatar, Kıbrıs Türk tarafının tezini bir kez daha yinelerken, adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir anlaşma olacaksa, statü eşitsizliğinin ortadan kaldırılması, egemen eşitliğin ve eşit uluslararası statünün kabul edilmesi gerektiğini belirtti. “Bu kadar haksızlık altında, hala izolasyon, engellemeler, kısıtlamalar ve hatta ambargolarla yaşamımızın zorlaştırılması için baskıcı unsurlarla zorluklar çıkaran bir idare ile karşı karşıyayız” dedi.
Bunlar ortadan kaldırılmadan bu ülkede bir uzlaşmaya varabilmek mümkün mü diye sormak gerek. Kıbrıs Türk halkının sıkıntıları Rum yönetiminin umurunda mı? Onlar şimdi adayı silah deposu haline getirmekle meşgul. Televizyon haberlerine göre, İsrail’den temin edilen silahlar belirli yerlere yerleştiriliyormuş!
En basit konularda bile iş birliğinden kaçınanlar, Kıbrıs sorununda mı iş birliği yapacak?
***
Nurten Atakan’a başsağlığı
Atakom Ailesi adına yayınlanan mesajda, “Değerli direktörlerimiz Halil Atakan’ın eşi ve Tolga ile Mert Atakan’ın değerli annesi Nurten Atakan’ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Merhumeye Allah’tan rahmet, kederli ailesine sabır ve başsağlığı dileriz” denildi.
Bu arada Ömer ve Serpil İnanlı, Bukey İnanlı, Buğra ve İpek İnanlı ile Derin İnanlı da yayınladıkları mesajda şöyle dediler: Sevgili dünürümüz Halil Atakan’ın eşi, oğlumuz Tolga Atakan’ın ve Mert Atakan’ın melek kalpli annesi Nurten Atakan’ı kaybetmenin derin üzüntüsü yaşıyoruz. Merhumeye Allah’tan rahmet, kederli ailesine sabır ve başsağlığı dileriz.





Yorumlar kapalı.