Harid Fedai

Ajans Royter’in Telgrafları





Seyf

09 Mart 1914

Pazartesi; Sayı: 98

Ajans Royter’in Telgrafları

Bulgar – Yûnân Münâsebât (İlişkileri)

Bükreş Mu’âhedesi (Antlaşması) mûcibince (uyarınca) Bulgar ve Yûnân Hükümetleri arasında tarafeyn (her iki taraf) üserâsının (esirlerinin) tahliyesi (serbest bırakılması) üzerine, münâsebât-ı siyâsiyye (siyasî ilişkiler) avdet edeceği mukarrer olduğu (kararlaştırıldığı); ve Mu’âhede (Antlaşma) ahkâmına (maddelerine) tevfikân (uygun olarak), Bulgarlar tekmil (bütün) Yûnân üzerâsını (esirlerini) adem-i tahliye (serbest bırakmama) hususunda (konusunda) ısrar etmekte (diretmekte) olduğundan, her iki hükümetin münâsebât-ı siyâsiyyesi (siyasi ilişkileri) şimdiye kadar i’âde olunmamıştı (gerçekleşmemişti).

Bu kere Yûnân Hükûmjeti tekmil (bütün) Bulgar esirlerinin tahliye edildiğini (serbest bırakıldığını) ve münâsebât-ı siyasiyyenin (siyasi ilişkilerin) avdet etmesine iki hükümet arasında bir mâni (engel) kalmadığını

Sofya’daki Fransa sefîri (elçisi) vasıtasıyle Bulgar Hükümetine tebliğ edildiğinden (bildirildiğinden); her iki hükümet yek-diğerlerinin (birbirlerinin) pây-i tahtlarına (başkentlerine) sefirler (elçiler) i’zâm ederek (göndererek) münâsebât-ı siyasiyyeyi (siyasî ilişkileri) tekrar te’sîse (kurmaya) karar vermişlerdir.

General Savofın Muhâkemesi

İstanbulovist Nezâret-i İcrâ-yı Muhakemesi hakkında Sofya’da teşekkül etmiş (oluşturulmuş) olan Mahkeme

tarafından Balkan muhârebâtında (savaşlarında) Bulgar ordusu Baş-Kumandanlığı vazifesini (görevini) îfâ etmiş (yürütmüş) olan General Savot dahi itthâm edilmiş (suçlanmış) olduğundan el-yevm (şimdilerde) memâlik-i hâriciyede (dış ülkelerde) ikâmet etmekde (yaşamakta) olan General, bâ-celbnâme (çağrı yazısı ile) mahkemeye dâvet olunmuştu.

Bu kere General Savaf tarafından Mahkeme Riyâseti’ne (Başkanlığı’na) vârid olan (ulaştırılan) istid’âda (dilekçede) General tedaviye muhtaç bulunduğundan Mahkemenin dâvetine etibbânın (doktorların) tavsiyesi üzerine, icâbet edemeyeceğini (gelemeyeceğini) ve muhâkemesinin (yargılanmasının) üç ay sonraya te’hîri (ertelenmesi) lâzım geldiğini beyan etmiştir (bildirmiştir).

Sofya’da bu muhâkemelerin (yargılanmaların) neticesine (sonucuna) sabırsızlıkla intizâr olunuyor (bekleniyor).

Avusturya – Rusya Münâsebâtı (İlişkileri)

Avusturya’da sâkin (oturan) İslâvların dûçâr olduğu (uğradığı) tazyîkât (baskılar), Rusya ve Avusturya hükümetleri arasındaki münâsebât (ilişkiler) üzerine fevka’l-âde (aşırı ölçüde) te’sîr (etki) icrâ ediyor (yapıyor).

Rus propağandasına âlet olan 200 İslâv, Avusturya Hükûmeti tarafından vatan hıyânetiyle) ithâm edilerek (suçlanarak) mahkemeye verilmiştir.

Bu haber, Rusya’da azîm (büyük) heyecan ve tehevvürü (öfkeyi/heyecanı) mûcib (sebep) olmuştur.

Rus matbûâtı (basını) mes’eleyi şiddetli bir lisan ile mevzû-ı bahis etmekte (ele almakta) ve Avusturya toprağında İslâvlara revâ görülen mezâlimden şikâyet eylemektedirler.

Diğer taraftan her iki hükümetin rekâbet-i askeriyesi derece-i nihâyeye (son dereceye) vâsıl olmaktadır (ulaşmaktadır).

Gerek Avusturya ve gerek Rusya hudûd kıta’âtının (sınır topraklarının) tahkîm ve takviyesine (yedeklenip güçlenmesine) fevka’l-âde (olağan-üstü) gayret edilmektedir.

Rusya’nın son teşkilât-ı askeriyesine mukâbil (karşılık) Avusturya Hükümeti de efrâd-ı ihtiyâtiyyeyi (yedek güçleri) kış mevsimlerinde hâl-i sefer-i berrîde (kara kuvvetlerinde) bulundurmağa karar vermiştir.

Lehistan (Polonya) hududundaki topçu ve istihkâm kuvvetleri şâyân-ı hayret (şaşılacak) bir surette tezyîd (artırılıp) ve tahkîm edilmektedir (güçlendirilmektedir.)

Âlem-i İslâm

Bir Fetvâ-yı Şer’î

Rusya’da münteşir (yayımlanan) “El-Din ve El-Edeb” mecmu’a-i İslâmiyyesinde (İslâm dergisinde) Âlemcân

el-Bârüdi imzasıyla neşr olunan (yayımlanan) fetvâ-yı şer’î’de fıtır, kurban ve zekât gibi vâcib ve farz’dan olan sadakaların (yardımların) ma’ârif (eğitim – öğretim) yoluna ve umûmen (hepten) milletin medenî (uygar) mü’esseseleri (kuruluşları) fâ’idesine (yararına) verilmesi şer’ân câ’iz olduğu beyan olunmuştur.

Rusya’da Cemâ’at-ı İslâmiyye Kânûnu

Rusya Hükûmeti’nin cemâ’at-ı İslâmiyye idaresinde küllî tebdîlât (büyük oranda değişiklikler) icrâsına (yapılmasına) kalkıştığı ve bu maksad içün Petresburg’da bir kânûn lâyıhası (yasa tasarısı) tanzîm edilmekte (düzenlenmekte) olduğu ma’lûmdur (biliniyor).

Müslüman teba’asının (halkının) saadet ve refâhı, hürriyet-i mezhabiyye ve lisâniyyesi hususunda pek

müsâ’ade-kâr (ılımlı) olmayan Rusya Hükümeti’nin birtakım şer’î idareleri lağv edeceğini (kaldıracağını) ve

Cemâ’at-ı İslâmiyye’yi Ruslaştırmak içün bir kat daha tazyik (baskı) altına alacağını idrâk eden (anlayan) mütenevvir (aydın) Müslümanlar, Hükümetin bu hareketini takbîh etmişlerse de (ayıplamışlar ise de); Petresburğ müstebidlerini (zorbalarını) hatt u hareketlerinden (tutumlarından) çevirmek kâbil olamayacağını anladıklarından, hiç olmazsa, Dâhiliye Nezâreti’nde (İçişleri Bakanlığı’nda) teşekkül edecek (oluşturulacak) Lâyıha Encümeni’ne birkaç mütenevvir (aydın) Müslüman da’vet olunmasını taleb etmişlerdi.

Bu bâbda (konuda) efkâr-ı İslâmiye’yi (Müslüman görüşlkerini) anlamak için Ufa’da Baş-Müftü’nün riyâseti (başkanlığı) altında ictimâ’a (toplanmaya) davet olunur Şûrâ-yı Müslimân, Hükümetin emriyle dağıtılmıştır.

Bu kere Rus Hükümet-i Merkeziyye’si, Dâhiliye Nezâreti’nde (İçişleri Bakanlığı’nda) in’ikâd edecek (toplanacak) Meclis-i Müşâvere’ye dört müftü ve dört kadı da’vet etmeğe karar vermiş ise de; matbû’ât-ı İslâmiyye (İslâm basını) bu tedbiri (önlemi) gayr-ı kâfî (yetersiz) görmektedir.

Rusya’da kadı ve müftü olan zevât (beyler), Çar Hükûmeti müstahdeminînden (hizmetlerinden) addolunduğu (sayıldığı) içün Meclis’e gelecek kadı ve müftü Efendilerin “Merzî-i ‘Âlî”ye (Değerler Ortam’na) mağâyir (aykırı) harekâtdan (hareketlerden) ictinâb edeceklerini (çıkarılacaklarını) Rusya Hükümeti pek iyi biliyor.

Matbû’ât-ı İslâmiyye (İslam basını) Müşâvere Meclisi’ne (Danışma Kurulu’na) kadı ve müftülerle beraber dört de mütenevvir (aydın/bilge) Müslüman da’vet olunmasını musırran (ısrarla) taleb ediyorlar (istiyorlar).

Enver Paşa’nın Velîme Cem’iyyetleri

(Evlenme Törenleri)

Şah-zâde merhûm Süleyman Şevket Efendi’nin kerîm-i ismet-penâhîleri (seçkin kızları) Nâciye Sultân ‘aliyyetü’ş-şân (şanı yüce) ile milletin mâyeü’l- iftihârı (övünç kaynağı) Harbiyye Nâzırı (Savaş Bakanı) Enver Paşa Hazretleri’nin geçen hafta velîme cem’iyyetleri (evlenme törenleri) icrâ olunmuştur (yapılmıştır.)

Paşa-yı müşârü’n- ileyhi (Adı edilen paşayı) tebrîk ile tarafeyn beyninde (iki taraf arasında) hüsn-i ma’âşeret (iyi geçimler) temennî ederiz.

Vatanın en kıymetdâr (kıymetli) evlâdlarından tayyareci Fethi ve Sadık Beyler Şam’dan Kuds-i Şerîf’e (Mekke’ye) tayerân etmekteler (uçmaktalar) iken tenha bir noktada düşüp şehid olmuşlardır.

Milletin en güzîde (seçkin) bu iki kahramanın zıyâı (yitirilmesi) dünyanın her yerinde mücib-i hüznü keder (üzüntü nedeni) olduğu gibi, biz ve umûm (bütün) Kıbrıs İslâmları da elem ve teessürlerimizi ızhâr ile âile-i keder-dîdelerine (kederli ailelerine) arz-ı ta’ziyet ederiz (baş-sağlığı dileriz).

Sultân Selîm-i Sâlis (Üçüncü Selim) Drednotu

Mısır’dan son vürûd eden (ulaşan) Vakit nâm (adlı) Rûm cezîresinin (adasının) Londra’dan aldığı ma’lûmâta (bilgilere) nazaren (göre) Hükûmet-i Osmâniyye ile Armstrong fabrikası arasında akd edilen (yapılan) bir mukâvele (anlaşma) mûcibince (uyarınca) 28,000 tono hacm-i istî’âbîsinde (alım gücünde) bulunan üçüncü bir

drednotun iştirâsı te’min edilmiş (pazarlığı sağlanmış) ve “Sultân Selîm-i Sâlis” (Üçüncü Sultan Selim) teşmîye olunmuştur (adı verilmiştir). Nisan ibtidâsında (başlarında) Reşadiye ve “Osmân-ı Evvel” (Birinci Osmân) drednotları İstanbul’a vâsıl olacakları gibi, mayıs nihayetlerine doğru da “Sultân Selîm-i Sâlis” drednotunun teslim edileceği te’min ediliyor.

Der-Sa’âdet Meb’ûsları

(İstanbul Millet-vekilleri)

İttihâd Terakki nâmzedlerinden (adaylarından) İstanbul meb’ûs-ı sâbıkı (eski millet-vekili) Yağcı-zâde Şefik Bey 450, İstanbul meb’ûs-ı sâbıkı (eski millet-vekili) Ahmed Nesîmî Bey 448, sâbık (eski) meb’ûs (millet-vekili) Emanuel Karasu Efendi 446, Şehir-Emâneti (Şehremâneti / Belediye) mu’âvinliğinden (yardımcılığından) müsta’fî (istifa etmiş) İsmet Bey 445, İstanbul meb’ûs-ı sâbıkı (eski millet vekili) Hüseyin Cahid Bey 444, Sabık (eski) Selânik Umûr-ı Ecnebiyye (Yabancı işleri) Müdürü Viktor Bey 443, Da’vâ Vekili (Avukat) Haralambidi Efendi 439, Ashâb-ı Emlâk’dan (Emlâk Sâhiblerinden) ve “Kalem” gazetesi muharriri (yazarı) Salâh Cimçöz Bey 434, Sâbık (eski) meb’ûs (millet-vekili) Kirkor Zöhrâb Efendi 427 (Rey-oy-ile intihâb edilmiştir – seçilmiştir-)

Re’sen (bağımsız olarak) nâmzedliklerini (adaylıklarını) vaz’ edenlerden (koyanlardan) Mîzân muharriri (yazarı) Murâd Bey 8, Dersim meb’ûs-ı sâbıkı (eski millet – vekili) Lütfi Fikri Bey 6, Tokat meb’ûs-ı sâbıkı (eski millet-vekili) İsmâ’il Paşa dahi 6 re’y (oy) almışlardır.

Edebiyat

Şâ’ir-i Muhterem, Hazret-i Mîr-i “Ekrem”in

Rûh-ı Kerîmine

Ey kıble-i erbâb-ı yakîn, ‘ârif-i ekmel

Üstâd-ı Mübeccel!

Ey kişver-i fazl u hünerin, zât-ı necîbi

Kıymetli edîbi!

Ey şâ’ir-i pâkize-seyr, zemzeme pîrâ,

Şevk u tarab-efzâ

Gaybûbetin itdi beni nâlende vü ebkem,

Ey Sevgili Ekrem!

Olmakda idim, bir gemân eltâfına nâ’il

Mahsûd u emâsil!

“Şişli”de olup ni’met-i valsın ile sir-âb

Defa’âtle şeref-yâb

Yok zerre senin şükrini ifâ müte’essir!

Belki müte’ezzir

Şermende-i ihsânın olup bir nice müddet

Eyfâsıl-ı yektâ!

Nâmenle dahi abd-ı hakiri edüp es’âd

Mahzûnını dil-şâd

Hayfâ ki tebâh oldı o ümmîd-i sa’âdet

Geldi dem-i hasret!

Sen Gülşen-i firdevsi makar eyledin ammâ

Ben dem’alar icrâ

Gülzâr-ı safâ içre ola rûh-ı kerîmin

“Nâmık” da nedîmin

Kaytaz-zâde Nâzım

 

Ajans Royter’in Telgrafları
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Harid Fedai

Ajans Royter’in Telgrafları





Seyf

23 Şubat 1914

Pazartesi; Sayı: 96

 

Ajans Royter’in Telgrafları

 

Bâb-ı Âlî’ye Tebliğât

İstanbul’dan vârid olan (ulaşan) haberlere göre, Adalar mes’elesi hakkındaki karar-ı düveli (Büyük Devletler’in kararı) Bâb-ı Âlî’ye de tebliğ olunmuştur. Devletler, bu teblîğe Bâb-ı Âlî’den tahrîrî (yazılı) bir cevap taleb etmişlerdir (istemişlerdir).

İstanbul’da Te’sîrât (Etkilenmeler)

Türkler’in ümid ve intizârı (beklentisi) hılâfına (aksine) olarak Devletler’in verdiği karar, İstanbul’da pek ziyade te’sîr icrâ etmiştir.

Mahâfil-i resmiyyede (resmi çevrelerde) tebliğ-i Düveli (Devletlerin bildirimi) iğbirâr-ı umûmîyi (genel bir düş-kırıklığını) mûcib olmuştur (yaratmıştır.)

Ma’a-mâ-fih, İtalya işgali altında bulunan adalarla Midilli ve Sakız’ın mübâdelesi (değiş-tokuşu) hakkında doğrudan doğruya Yûnân’la müzâkerât icrâsı (görüşmeler yapılması) gayr-ı mümkin (imkânsız) olacaktır.

Bâb-ı Âlî’nin Cevâbı

Tebliğ-i Düveli (Devletler’in bildirimi) hakkında Bâb-ı Âlî’nin i’tâ eylediği (verdiği) cevapda, Boğaz’a ve

Anadolu sahiline karîb (yakın) olan adaların alâkadarânca (ilgililerce) memnuniyet-bahş olacak bir sûret-i tesviyeye (çözüm şekline) rabtı (bağlanması) ümid edilmekde olduğu halde; karar-ı Düvalî (Devletler’in kararı) bu ümid (beklenti) hilâfına (aksine) çıktığından, Devlet-i Osmâniyye sulh (barış) ve müsâlemet (dostça yaşam) içün kendi vazifesini takdir etmekle beraber, hukûk-ı meşrû’asını (doğal haklarını) bizzat istihsâle (elde etmeğe) azmetmiş olduğu (karar verdiği) bildirilmiştir.

Yûnân’ın Cevâbı

Atina’dan bildirildiğine göre, Yûnân Hükûmeti de dün tebliğ-i Düvelî’ye (Devletler Bildirimine) cevap vermiştir. Bu cevapta Yûnân Hükümeti, Düvel-i Mu’azzama’nın (Büyük Devletler’in) kararına ittibâ’a (uymaya) âmâde (hazır) olduğunu bildirmiştir.

 

Seyf

23 Şubat 1914

Pazartesi; Sayı: 96

 

Taşra Gazetelerinden İktibâs Olunmuşdur

(Dış Basından Alıntılanmıştır)

 

Yûnânistân’ın Deridnot’u

Şimdiye kadar Yûnânistân Hükûmeti’nin filân veya filân hükûmetinden bir zırhlı satın aldığına dair birtakım şâyialar deveran ediyor ve bu hususta pek muhtelif haberler söylenîyordu. Son günlerde bu rivayetler daha kat’î bir suretde devrana başlamıştır.

Bu cümleden olmak üzre şehrimizde münteşir (yayımlanan) Proodos gazetesi, hususî istihbaratına nazaren, Yûnân Baş-Vekili Venizelos’un Londra’da bulunhurken bir zırhlı iştirâsına (satın alınmasına) muvaffak olduğunu yazıyor.

Bu zırhlı yine mezkûr (adı edilen) gazetenin rivayetine göre 28 bin ton hacminde olan ve 50, 30 santimlik on iki ve 50,20 santimlik on iki ve 10 santimlik on dört topu muhtevî bulunan (içeren) Arjantin’in Rivadoya Deridnotu’dur ve bu gemi mart ibtidasında teslim edilecektir.

Venizelos Atino’ya avdet eder etmez bu zırhlının mübâya’asını (satın alındığını) resmen i’lân eyleyecektir.

 

Bâb-ı Âlî’ye (Başbakanlık’a) Verilen

Nota’nın Süretidir

Vâzı’ül-imzâ (imza sahipleri) Avusturya, İtalya, İngiltere sefirleriyle (elçileriyle); Fransa, Almanya, Rusya devletleri maslahat-güzârları (delegeleri), hükûmetlerinin emrine tevfikan (uygun olarak) âtî’ül-zikr (aşağıdaki) mevâdı (maddeleri), Hükûmet-i Seniyye’nin (Osmânlı Hükûmeti’nin) nazar-ı ıtlâğına (bilgilerine) arz etmekle kesb-i şeref eylerler (şeref duyarlar):

Balkan Hükûmât-ı Müttekifası’yle (Birleşik Hükümetleriyle) Devlet-i ‘Aliyye (Osmanlı Hükûmeti) meyânlarında (aralarında) 17-30 Mayıs 1913 tarihli akd edilen (imzalanan) Londra Mu’âhedesi’nin beşinci maddesi; ve Bâb-ı Âlî (Başbakanlık) ile Yûnân Hükûmeti arasında Atina’da imza edilen 01 Teşrîn-i Sânî (Kasım) 1913 tarihli mu’âhedenin 15. Maddesi mûcibince Hükûmet-i Seniyye (Osmânlı Hükûmeti) Adalar’ın mukadderâtını (geleceğini) ta’yîn hususunu (belirleme konusunu) Düvel-i Mu’azzama’nın (Büyük Devletler’in) kararına terk eyleyeceğini ta’ahhüd eylemişti (kabul etmişti). Binâ’en-aleyh Düvel-i Mu’azzama mes’eleyi dikkatla müzâkere ve müdâvele-i efkârdan (fikir tartışmasından) sonra Hükûmet-i Yûnâniyye’nin İmroz ve Tenedos adalarını Devlet-i Aliyye’ye (Osmanlı Hükümeti’ne) terk; ve taht-ı işgâlinde (işgal altında) bulunan diğer adaları sûrat-i kat’iyyede (kesinlikle) muhâfaza eylemesine karar verdiler.

Kastillerize (Meis) adası dahi Hükûmet-i Seniyye’ye (Osmanlı Hükûmeti’ne) iâde edilecektir.

Düvel-i Mu’azzama, Hükûmet-i Yûnâniyye’nin Devlet-i Aliyye’ye karşı mezkûr (söz-konusu) adaları tahkîm

(güçlendirme) ve bir maksad-ı bahrî ve askeri (deniz ve asker konularıyla ilgili) isti’mâl eyleyeceğine (kullanacağına); ve Adalar ve sahil arasında kaçakçılığı men’ (önleme) içün tedâbîr-i kat’iyye (kesin önlemler)

ittihâz edeceğine (alacağına) dâir, gerek kendilerine ve gerek Devlet-i Aliyye’ye (Osmanlı Devleti’ne) te’mînât-ı kâfiye (kesin garanti) verilmesine karar verdiler. Düvel-i Mu’azzama bu şerâ’iti (şartları) kulûs ile (güzellikle) icrâ (uygulamasını) ve muhâfaza eylemesini (korumasını) te’mîn (sağlamak) içün Hükümet-i Yûnâniyye üzerinde i’mâl-i nufûz eylemeyi (baskı yapmayı) mütekâbilen (oy-birliğiyle) kabul etmişlerdir.

Düvel-i Mu’azzama bundan mâ’adâ (başka) Adalar’da mevcûd-ı ekalliyetde (azınlıkta) bulunan Müslümanlar’ın hukûkunu (haklarını) himâye edeceğine (koruyacağına) dâ’ir te’mînât-ı kâfiye (kesin garanti) vermesini de Hükümet-i Yûnâniyye’den taleb edeceklerdir (isteyeceklerdir).

Düvel-i Mu’azzama, mukarrerât-ı sâlifeye (değinilen kararlara) Hükûmet-i Osmâniyye tarafından ri’âyet olunacağına (uyulacağına) i’timâd ederler (güvenirler).

 

Büyük Bir Esr-i Sahâvet (Cömertlik Olayı)

Hindistan Râcaları’ndan (Prensleri’nden) birinin İngiliz Bankası’na mevdû (yatırılmış) bir milyon İngiliz lirasını Hicaz şimendüferine (trenine) terk ve teberru’ eylediği (bağışladığı) iş’âr olunuyor (bildiriliyor) Müşarü’n- ileyh (adı edilen kişi), meblâğ-ı mezkûrın (adı edilen paranın) sırf Mekke-Medine hattının (demiryolunun) inşâsına (dönüşmesine) hasrolunmasını (harcanmasını) şart koymuştur.

İbrâz-ı semâhat (iyilik-severlik) ve sahâvet (cömertlik) eden (gösteren) Hind Râca’sı (Prens’i), ahîren (sonra da) Efâ-yı farîza-i hac (hac görevini yerine getirmek) içün Mekke-i Mükerreme ve Medîne-i Münevvere’yi ziyâret eylemişti.

 

Taşoz Adası

Londra’dan istihbâr olunduğuna (bildirildiğine) göre, Mısır Hükûmeti, Taşoz Adası’nın Hidîv’e ‘â’idiyyetinden (aid olduğundan) bahisle, Yûnânîler’in cezîre-i mezkûreyi (adı edilen ada’yı) işgal eylemelerinden dolayı protesto edeceklerdir.

Amaltiya’dan:

Avrupa’da bulunan Hüseyin Câhid Bey, Türkiye – Yûnânistân ser-levhasıyle (başlığı ile) Fransız gazetelerine yazdığı bir mektubda şöylece idâre-i kelâm (söz) ediyor:

“Türkiye’de Yûnânlılar’ın düşmanı diye tanındım. Halbuki balkan-şebeh (ormanlık) cezîresinin (adasının) aldığı şekl-i ahîr (son şekil) üzerine, Yûnânistân’la te’sîs-i münâsebât (ilişkiler kurma) lüzumundan bahseden en evvel ben olmuştum; ve benim işbu teşebbüsüm (girişimim) yalnız kalmayıp jön-Türkler meyânında (arasında) dahi Yûnânistân’a yanaşmak içün büyük bir cereyan uyanmıştı. Bâb-ı Âlî (Başbakanlık) ise işbu mes’elenin ehermmiyyetini takdir ederek Yûnânistân’la dost geçinmeyi düşündü ve nîm-resmî (yarı-resmî) bazı teşebbüsâtda (girişimlerde) bile bulundu.

“Teessüf ederim ki işbu vesile ile bazı ifşââtda (açıklamalarda) bulunacağım: İttihâd ve Terakki Cem’iyyeti, murahhaslarından (delegelerinden) Hallacyan ve Orfanidileri Patrik-hâne ile işbu mes’eleye dâir müzâkere etmeye (görüşmeye) me’mûr etdi (görevlendirildi).

“Kaleme alınan proje, Patrik tarafından Yûnânistân’a irsâl olundu (ulaştırıldı). Fakat tam bu sırada Kıral Corc Selânik’de katlolundu (öldürüldü). Ve ma’lûm olduğu (bilindiği) üzre Bulgarlar ile Yûnânîler’in arası açıldı. Ve böylece işbu teşebbüsümüz akîm (yarıda) kaldı.

“Acaba kabahat yine Türkiye’nin mi?

“Patrik tarafından tasvib edilen (onaylanan) proje, Atina’da mazhar-ı kabul olmadı (kabul edilmedi). Çünki Venizelos istemiyordu.

“Sonra Makedonya Müslümanları’na Rûmlar tarafından revâ görülen (yakıştırılan) mezâlim (zülûmler) ve Adalar’ı kat’iyyen (kesinlikle) muhâfaza etmeğe (elde tutmaya) Dâir Yûnânistan’ın aldığı vaziyet-i ahîre (son tutum), Yûnânistân’ı bize dün olduğu gibi bugün ve yarın da düşman diye tanıtmıştır.

“Adalar, Yûnânistân içün hayat ve memât  mes’elesi mi? Hayır! Acaba Yûnânistan’ın menfa’ati iktizâsı (gereği) değil midir ki Türkler’i Bulgarlar ile i’tilâfa (iş-birliğine) takarrub etdirecek (yanaştıracak) sebebiyetlerde (tutumlarda) bulunmasın? Bi’l-akis (aksine), Türkler ile i’tilâf edüp (yakınlık kurup) Bulgarlar’a karşı gelmek, menâfi’i (çıkarları) iktizâsından (gerekliliğinden) değil midir?

“Bugün değil ise yarın mutlaka bir muhârebe (savaş) zuhûr edecektir (baş gösterecektir). Böyle bir muhârebe (savaş) zuhûrunda (çıkmasında) Yûnânistân bî-hiss (sessiz) kalamaz. Ve yalnız Adalar’ı değil, Selânik ve Kavala’nın muhâfazası içün kuvve-i bahriyesini (deniz gücünü) tezyîd etmek (artırmak) mecburiyetindedir.

“Bir Deridnot iştirâsı (pahası) içün sarf ettiği üç milyon lirayı şimendüfer (tren), yol ve mekteblerine (okullarına) sarf etmek daha münâsib değil miydi? Halbuki Adalar’da kaldıkça başka türlü hareket edemez. Her iki memleket de rekâbet-i bahriye (deniz – gücü yarışı) altında harâbiyete (yok olmaya) doğru sürüklenecektir.

“Her iki memleket de bundan mutazarrır (zarara uğramış) olacaksa da, Yûnânistân nisbetle (bir oranda) daha mutazarrır (zararlı) olacaktır. Ve bu zarar ve ziyanlar yalnız, evet yalnız birkaç Adalar içindir.

“Halbuki iyi düşünen kafalar İslâvlığa bir sedd-i âhenîn (demir sınır) çekmek için acaba bir zemîn-i i’tilâf (anlaşma ortamı) bulamazlar mı?

“Benim fikrimce Adalar’ın halle (çözümü) içün yegâne (tek) çare şudur:

“O da Adalar’ın bî-taraflığını (tarafsızlığını) i’lân etmek ve idaresini Düvel-i Mu’azzama (Büyük Devletler) kontrolüne tevdî etmektedir (vermektedir).”

İngiliz Gazetelerinde Görülen Mütâlâ’ât (Yorumlar):

 

Romanya ve Adalar Mes’elesi

Adalar meselesinden dolayı Türkiye ile Yûnân arasında bir harb (savaş) zuhûr ettiği (çıktığı) takdirde Romanya Gükûmeti bî-taraf (yansız) bir seyirci halinde kalamayacağını Bâb-ı Âlî’ye (Başbakanlığa) ithâm etmişdir (bildirmiştir. Bu haber Paris’de büyük memnuniyetle telâkki olunmuştu (karşılanmıştır).

Fransa mahâfilinin (çevrelerinin) zan ve i’timâdına göre Romanya’nın bu tebliği, Bâb-ı Âlî’ye (Başkanlığa) Devletler’in kararına mutâva’at edilmesi (uyulması) lüzumunu (gereğini) ihtar demek olacağından, Türkiye’nin bu tebliğpi lâyık olduğu ehemmiyetle telâkki edeceği (sayacağı) şüphesiz addolunuyor (sayılıyor).

Fransa efkâr-ı umûmiyyesi (kamuoyu), bu Romanya ihtarının (hatırlatmasının) tebliği (açıklanması) üzerine, karar-ı Düvele’nin (Devletler kararının) bilâ-te’hîr (gecikmeden) Bâb-ı Âlî’ye (Başbakanlığa) bildirilmesi lüzumuna kâil olmaktadır (inanmaktadır.)

– Seyf: Hafta içinde gelen telgraflar, aylardan beri söylenip durmakta olan hüd (bilinen) Devletler kararının Bâb-ı Âlî’ye tebliğ edilmiş olduğunu bildiriyor. Ma’a-mâ-fîh (Bununla birlikte) tebliğ-i vâkı’ada (bildirme olayında) İ’tilâf-ı Müselles (Üçlü Anlaşma) Devletleri’ne tervîc edilmiş (kabul ettirilmiş olan “Beyne’l-Düvel Muhafaza-i vaz’iyyet” (Devletler-arası Durumun Korunması) düsturu (kuralı) münderic olmamasından (içinde bulunmamasından) Avrupa’nın Yûnân hesabına bekçilik vazifesini de der-uhde etmedikleri (üstlenmedikleri) anlaşılıyor.

Rekâbet-i bahriyede (deniz gücü yarışmasında) Türkler’den geri kalacağı muhakkak (kesin) olan Yûnân’ı, Devletler’in haksız ve tarafgîrâne (yantutucu) kararlarından münfa’il (kırılmış/gücenmiş) olan Hükûmet-i Osmâniyye’nin bir hücum muhtemelinden (ihtimalinden) kurtarmak için Yûnân Baş-Vekîli (Baş-Bakanı), karar-ı

Düvelî teblîğ-nâmesine (bildirgesine) zirk olunan (adı geçen) tehdîdleri (korkutmaları) derc ettirmeğe (kaydettirmeğe) muvaffak olamayınca, Bükreş’e baş-vurmuş ve bi’l-vâsıta (bu suretle) Romanya Hükûmeti’ne bir tehdid (korkutma) nümâyişi (gösterisi) yaptırmıştır.

Edirne’nin istirdâdı (geri alınması) üzerine, ayni tarzda Romanya tarafından bir tehdid nümâyişi (korkutma

gösterisi) daha icrâ edilmiş (yapılmış) idiyse de; o vakit Türkiye o nümâyişe (gösteriye) hiç ehemmiyet vermemekle mukâbele etmiş (karşılık vermiş), ve Romanya Kıralı’nın Zât-ı Şâhâne’ye (Padişah’a) keşide ettiği (çektiği) telgraf, İstanbul Mu’âhedesi’nin (Antlaşması’nın) akdıyle (imzalanmasıyle) yarı Türkiye’nin bizde kalmasına mâni olamamıştı.

Şimdiki tehdîdin de (korkutmanın da) Fransa mehafilinde (çevrelerinde) zannolunduğu derecede bir te’sîr (etki) îkâ edemediği (yapamadığı) Devlet-i Osmâniyye’nin karar-ı Düvelî’ye (Devletler kararına) i’tâ etmiş (vermiş) olduğu cevap me’âlinden (anlamından) istidlâl olunuyor (anlaşılıyor).

Karâr-ı Düvelî (Devletler Kararı) tebliğ-nâmesiyle (bildirisiyle) Bâb-ı Âlî’nin cevabı, Royter’in telgraflarına aid kısmında mündericdir (bulunmaktadır).

Ajans Royter’in Telgrafları
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Harid Fedai

Ajans Royter’in Telgrafları





Seyf

02 Şubat 1914

Pazartesi; Sayı: 93

Ajans Royter’in Telgrafları

İngiltere’de Buhrân-ı Vükelâ (Bakanlar Bunalımı)

Bahriyye (Denizcilik) bütçesi hakkında Mâliye ve Bahriyye Nâzırları (Bakanları) arasındaki ihtilâf-ı efkârın (fikir ayrılığının) bir kabine buhranını intâç eylemesi (sonuçlandırması) muhtemel olmadığını liberal gazeteler beyan ediyorlar. Ma’mâ-fîh her iki nâzırın (bakanın) nokta-i nazarları (görüşleri) arasında büyük mübâyenet (aykırılık) mevcud olduğu mahsûsdur (bellidir).

Meclis-i Vükelâ (Bakanlar Kurulu), fevka’l-âde (olağan-üstü) ictimâ’lar (toplantılar) akd etmektedir. Bahriyye Nâzırı’nın teklif etdiği Bahriyye büdcesi, Mâliye Nâzırı’nın i’tirâz-ı şedîdi (aşırı derecede karşı çıkması) üzerine mühim tenkihâta (ayırmalara) uğramakla beraber, nihayet 35 milyon liraya tenzil edilebilmiştir (indirilebilmiştir) ki, yine geçen senelere nisbeten (oranla), azîm (büyük bir yekûn (toplam) teşkil eden bu meblâğı te’mîn (sağlamak) içün yeniden virgûlar tarh olunacağı) muhakkak (kesin) addolunmakdadır (sayılmaktadır).

Yûnân İstikrâzı (Borçlanması)

Paris’te çıkan Liberte gazetesinin verdiği havadise nazaren Paris’te bulunmakda olan Yûnân Baş-Vekili (Baş-Bakanı) Venizelos, yirmi milyon liralık bir iktikrâz akdı (borçlanılması) içün Fransa Hükümeti’yle ve büyük mü’essesat-ı mâliye (mâlî kuruluşlar) ile müzâkerâstda (görüşmelerde) bulunmuştur.

İngiliz Gazetelerinde Görülen Mütâlâ’ât (İzlenimler)

 

Mısır’da Meclis-i Millî

 

Mısır’da yeni Kânûn-ı Esâsî (Anayasa) mûcibince teşekkül eden (oluşturulan) Meclis-i Millî’nin resm-i güşâdı (açılışı), kânûn-ı sânî’nin (Ocak ayı’nın) 22’nci günü Hıdîv-i Mısır (Mısır Vâlisi) tarafından merâsim-i mahsûsa (özel törenle) icrâ olunmuştur (yapılmıştır).

Sâbık Şûrâ-yı Kavânîn makâmına kâ’im olacak olan bu Meclis, bir dereceye kadar Hükûmât-ı Meşrûta Mecâlis-i Umûmiyyesi’ne müşâbih (benzer) olup, ehalinin Hükümeti murâkabe etmesi hususunda, bir derece daha fazla hukûka mâlik meb’ûsları ile bir Meclis-i Meb’ûsân’ı andıran Şûrâ, 82 meb’ûsdan mürekkeb bulunmaktadır.

Şûra’nın hukûku mahdûd ise de, büdce hususunda hakk-ı nezâret ve murâkabesi ve iktisâdî mesâ’il zımnında teklîf-i kavânîn hakkı kabul edilmiştir.

Şûrâya ileride daha vâsi salâhiyyât bahşeyleyeceği Hıdîv’in nutk-ı iftitâhîsinde imâ’en (i’mâ yoluyla) zikrolunmuştur.

 

Kanada ve İngiltere Bahriyyesi

Kanada hazinsinde İngiltere donanması içün üç drednot inşâsı hakkındaki Lâyiha-i K’ânûniyye (Yasa Metni) Kanada Hükümeti tarafından Meclis-i Umûmî’ye (Genel Kurul’a) tevdi olunmamaıştır (sunulmamıştır). Kanada Baş-Vekîli (Baş-Bakanı) Lâyiha’nın Meclise ‘adem-i tevdî’i (verilmemesi) esbâbını (nedenlerini) şerh ederken (yorumlarken), “ba’zı taraflardan Lâyıha’nın reddolunacağı îmâ olunduğundan, Anavatan’a yardım etmekten resmen Kanada’nın istinkâf ettiğini (çekindiğini) cihana (dünyaya) göstermemek için Hükûmet, Lâyıha’yı getirmemiştir. Ma’mâfîh vakt-i merhûm (süresi) gelince Lâyiha Meclise tevdî olunacaktır (sunulacaktır) demiştir.

Geçen seneden beri tasavvur edilen Kanada drednotları mes’elesinin kuvveden fi’ile çıkmaması (gerçekleşmemesi), ihtimal ki, İngiltere Bahriyye büdcesinde mühim zammiyât icrâsına (eklemeler yapılmasına) sebep olmuştur.

 

Kalküta’da Bir Cinâyet-i Siyâsiyye

Kalküta polis müfettişlerinden biri, tramvaydan inerken, şehrin en kalabalıklı bir noktasında başından vurularak katledilmiştir.

Kâtil, 22 yaşında bir mektebli (okullu) Hindu’dur.

Benden birkaç ay evvel yine Kalküta polislerinden biri daha bu suretle katlolunmuştır.

Ma’lûmdur ki, Hükûmet aleyhindeki Hindû teşkilât-ı hafiyesinin (gizli teşkilâtının) başlıca merkezi Kalküta şehridir.

Hattâ bu sebepten Hindistan idaresinin merkeziyeti ahîren (son günlerde) şehr-i mezkûrdan (adı edilen şehirden) Delhi’ye naklolunmuştur.

 

Aden’de Katlolunan Zâbit (Subay)

109. Hindistan Piyade Alayı efrâdından (kişilerinden) bir Hindili asker tarafından ‘Aden’de katlolunan Zâbit (Subay) Kaymakam rütbesini hâ’iz Valker isminde ve 47 yaşında bir muktedir (erkli) kumandan olup Afrika, Bülücistan ve Somali seferlerine iştirak ederek kesb-i temeyyüz etmiştir (ün kazanmıştır).

 

Sırb – Bulgar Hududu

Istromeniçe cihetinde Sırb ve Bulgar hükûmetleri arasında münaza’a-fih (tartışma konusu) olup, hakem suretiyle halli (çözümü) bir Rus Generaline tevdî edilmiş (verilmiş) olan hudud (sınır) mes’elesi, Bulgarlar’ın lehine hallolunmuştur.

Hakem, Sırblılar’ın tekmîl (bütün) müdde’âlarını (savunmalarını) haksız bulmuştur.

 

Harbiyye Nâzırı’nın Teblîğâtı

(Milli Savunma Bakanı’nın Bildirisi)

Ordu Müfettişlikleri ile Kol-Ordular ve Fark-ı Müstakile Kumandanlıkları’na ve Devâ’ir-i Harbiyye Rü’esâ ve Müdîrâtına, Harbiyye Nâzırı Enver Paşa tarafından tebliğât-ı âtiyye icrâ olunmuştur:

Dînsiz bir ordunun hiçbir vakit muvaffak olamayacağı bence kat’iyyen muhakkakdır. Vazîfesini yapmak hususunda askeri teşcî eden ve her dürlü fedâkârlığı göze aldırtan sevâ’ik içinde en mü’essiri ve en kuvvetlisi dîn ve îmân-ı kâmildir.

Nezâhet-i ahlâkı ve tasfiye-i kalbi emreden dîn, askerlikte intizâm ve vahdet-i emeli te’sis edecek ğavâ’il-i ma’neviyyedendir (rûhî sıkıntılsrdandır.)

Binâ’en-aleyh gerek Müslim ve gerek Hristiyan olsun, her askerin ferâ’iz (dînî farzlar) ve ahkâm-ı dîniyyesine son derece i’tinâ (özen) ile temessük etmesini (kucaklaşmasını) kat’iyyen taleb ediyorum (istiyorum). Âmirlerin dahi, kimsenin bu hususta mübâlâtsızca (özen göstermeksizin) hareket edememesine i’tinâ etmelerini sûret-i kat’iyyede tavsiye ederim.

 

Harbiyye Nâzırı

(Millî Savunma Bakanı)

Ve

Erkân-ı Harbiyye-i Umûmiyye Re’îsi Enver

Tasvîr-i Efkâr Gazetesi

Türkiye Yeni Sefâ’in (Gemiler) Alıyormuş

Hronos gazetesinin Bükreş’den aldığı husûsî bir telgraf-nâmede, Türkiye’nin Şili’den üç kruvazör ile dört torpido-geçer ve bir drednot daha satın almak üzre bulunduğu hakkında Berlin’den Bükreş gazetelerine ihbârâtda bulunduğu beyan ediliyor.

 

Tasvîr-i Efkâr Gazetesi

 

 

İ’âne-i Bahriyye Münâsebetiyle Söylenmişdir:

Nevâ-yı Emel

 

İ’lâ içün milleti

Elden bırakma gayreti

Âfâkı tutsun şöhreti

Göster, ‘ulüvv-ı himmeti!

Şâd eyle dîn ü devleti!

 

Cehd eyle hem ikbâline

Hem satvet ü iclâline

Aldanma dehrin mâline

Göster, ‘ulüvv-i himmeti’

Şâd eyle dîn ü devleti!

 

Bu kâr-gehde ey civân

Görsen de sad-gûne ziyân

Ye’se kapılma bir zemân!

Göster, ‘ulüvv-i himmeti

Şâd eyle dîn ü devleti

 

İdbâr sonı ikbâl olur

Âlem yine hoş-hâl olur

A’dâ-yı Hakk pâ-mâl olur

Göster, ‘ulüvv-i himmeti

Şâd eyle dîn ü devleti

 

Mahzûn ise millet bugün

Hem-hâl olup sen de döğün

Lâzım mı yâ, artık düğün

Göster, ‘ulüvv-i himmeti!

Şâd eyle dîn ü devleti!

 

Bu hayır içün bak dâ’imâ

Her yerde gayret rû-nümâ

Lâyık mıdır durmak sana!

Göster ‘ulüvv-i himmeti!

Şâd eyle dîn – devleti!

 

“Hubbü’l-vatan” îmân iken

Îmâna bağz etmek neden?

Şâyân-ı hürmetdir vatan!

Göster, ‘ulüvv-ı himmeti!

Şâd eyle dîn ü devleti!

 

Kaytaz-zâde Nâzım

 

Havâdis-i Mahalliyye

(İç Haberler)

 

Bir Hind Tavuğu Bin Kuruş

Baf Hürriyyet Kulübü a’zâsından Kadı-zâde İbrahim Sıdkı Efendi – iki sene mukaddem yine Donanma nâmına icrâ edilen müzâyededen (açık artırmadan) uhde-i hamiyetinde kalan – bir Hind tavuğu, Donanma-yı Osmânî menfa’atine müzâyedeye (açık artırmaya) ve ashâb-ı hamiyet (yurt severler) tarafından dokuz yüz kuruşa kadar artırılmıştır. Bundan sonra tavuğun ihâle-i kat’iyyesi icrâ edilerek yüz kuruşta tüccardan Ahmed Râşid Efendi uhdesine takarrur eylemiş; mûmâ-ileyh ibrâz ettiği âsâr-ı hamiyyetden dolayı alkışlanmıştır. Bu müzâyedede son derece hizmetleri sebkat eden (geçen) Mehmed Fellâh ile Hammâl-başı Hasan Bulli Ağalar şâyân-ı takdîr görülmüşlerdir.

Osmânlı Sinematoğraf Kumpanyası

Kunturacı Mehmed Kâzım ve Terzi Derviş Efendiler tarafından bu kere mücedded (yepyeni) bir sinematoğraf makinesi ve alât-ı sâ’ire celb edilerek, önümüzdeki Pazar akşamından i’tibâren gâyet hoş manzaralar göstermeğe başlayacaktır.

Her şey’i mükemmel ve manzaraları lâtîf olan bu Osmânlı sinematoğrafına rağbet-i İslâmiyyeyi celb ederiz.

 

Tenzîl ve Kat-ı Ma’âş

(Derece İndirimi ve Ma’aş Kesintisi)

Aldığımız ma’lûmât-ı mevsûkaya nazaren (inanılır bilgilere göre) İskele Polis Tercümânı C. Cebi Efendi, vazifesinde gösterdiği teseyyüb ve tekâsülden (tembellik ve ihmalden) dolayı; beşinci sınıftan yedinci sınıfa tenzîl edilerek (indirilerek) Karantina Dairesi’ne becâyiş edilmiştir (aktarılmıştır.)

Bu hesapta Mister Cebi, altı lira aylık alır iken bu mücâzâtdan (cezalandırılmadan) sonra yalnız üç lira alacaktır.

 

Ta’yîn ve Tebrik

Baş-Kumandanlık’da müstahdem (çalışan) Abdurrahman Şeref Efendi, beşinci sınıfa terfi’ân Lârnaka Polisi Kitabet ve Tercümanlık’a; ve Komiserlik’de (Kaymakamlık’da) Mustafa Fâzıl Efendi altıncı sınıfa terfî’ân Baş-Kumandanlık’a ta’yîn olunmuşlardır.

Hükûmet, bu iki genç ve muktedir (erkli) Türk me’mûrlarını terfî etdirdiğinden dolayı  kendisine teşekkür ve mumâ-ileyhim (adı edilen) efendileri dahi tebrîk ederiz.

İşitdiğimize göre Fâzıl Efendi’nin yerine, Lefkoşa Komiserliği (Kaymakamlığı), Türk kâtip ve tercümânlığına, Lârnaka’da Karantina’da muvazzaf Albert Karloti ta’yîn olunmuştur.

Mister Karloti daha evvelden yine bu dâ’irede mülâzemet ettiğinden (çalıştığından); işleri belki bilebilsin, fakat bir Türk kâtib ve tercümânın Türkçe olarak vazîfesini kat’iyyen göremeyeceğine Hükûmeti te’mîn eder ve Fâzıl Efendi’nin yerine bir Türk kâtibin ta’yînini recâ ederiz.

Ajans Royter’in Telgrafları
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.