Ülkemiz toplumsal değerlerindeki çöküş, siyaset kurumunu da yerle bir etti. Aynaya bakma ihtiyacı her zamankinden daha elzem.
Ülkemiz günümüzde ne yazık ki toplumun tümünde insan niteliğinin en düşük olduğu seviyede.
Hiçbir beceriye sahip olmadan üniversiteyi bile bitirip, bu sistemde akademik kariyer bile yapabiliyoruz.
Bunun farkında da değiliz. Diploma var ya tamamdır.
Herkes uzman, herkes ehil ama ülkede hiçbir şey üretilmiyor ve devletin yapıları çökmüş.
Bir de buna 40 yıllık ganimet kültürünün bir mirası olan “adamını bulursam, ya da birilerinin adamı olursam tamamdır” anlayışını ekleyin.
Siyasetteki durum?
Yukarıdaki yansıma siyasi sistemimizi durdurdu. Durağanlık toplumda yozlaşmaya, doğada kokuşmaya neden olur.
Gündem? “Cumhurbaşkanlığı adayları kimler olacak?”
UBP ve süreç
UBP’de önce kurultay sonra bakanlık belirleme sürecinde yaşandı. Detaylar akıllara zarar.
Müdür ve mevki atamaları keza aynı durumda.
“Liyakat?”, “Bu görevi yapabiliyor mu?”
“Bu konuda deneyim ve becerisi var mı?”
“Üretken, proje yürütebilen, yönetim bilgisine ve becerisine sahip mi?”
Görev verecekler ve alacaklar bu soruları kritik etti mi?
Gerek yok.
“Falancanın adamıyım, seçimlerde koşturdum, bayrak salladım, mitinglere gittim, partinin çay, çorba, meyhanelerine katıldım, İSTERİM.”
Olmadı mı, KANLI ÇATIŞMA.
Bu durum siyasetin genel durumu.
Ama bugün irdelediğimiz UBP.
Bakan olamayanlar, kurultaydan yenik çıkanlar, atanamayanlar, dedikleri olmayan partinin eski ve yeni ileri gelenleri, günlük deyimle “kanaat önderleri” garip bir mücadeleye girişti.
Nasıl mı?
Son mücadele alanı “Cumhurbaşkanlığı seçimi ve aday belirleme”.
Hesaplar buradan çalıştırılıyor. Temel argümanlar;
CB AKINCI KAYBETSİN
DB ÖZERSAY SAĞIN ÇATI ADAYI OLMASIN
BB TATAR DEVRİLSİN
CTP BAŞKANI ERHÜRMAN CUMHURBAŞKANI OLSUN.
“Hepsini anladık da CTP’li Erhürman ne alaka?” demeyin.
İlk üçünün aynı anda olabilmesi ancak Erhürman’ın CB olması ile mümkün olur.
Üstelik bunu sadece bir akıl yürütme değil, UBP içindeki “Tatar ve Özersay” ile çatışma halinde olan önemli bir kesim aylardır dillendiriyor.
Süreç nasıl işliyor?
Tam da yukarıda tanımlanan “neyin ne olduğuna bakmaksızın aday olma, aday gösterme” alışkanlığına uygun, bir çok isim gündeme getiriliyor. Tabi ki bunlar kabul görmüyor. Zayıf ve sakıncalı bulunuyor.
“Akıncı devrilmesi lazım, Özersay’ı istemiyoruz, bizim adayların durumu da ortada o zaman Erhürman’ı destekleyelim” algısı oluşuyor, oluşturuluyor.
“Yani milliyetçi, muhafazakar, iki devletliliği” savunan sağ kesimin adayı, federatif bir felsefeye sahip, rakip başkanı Erhürman.
Peki taban nasıl ikna edilecek?
“Türkiye de Erhürman’ı istiyor” tezi mi işlenecek?
“Aslında o da Türkiye aşığı, milliyetçi, muhafazakar, iki devletliliği savunacak ama şimdi sessiz” mi denecek?
Varsayalım ki UBP aday keşmekeşinden çıkamadı ve Erhürman kazandı, Özersay kaybetti, hatta aday bile olamadı, haliyle başarısız olan Tatar da hem hükümetten hem de parti başkanlığından oldu.
Bunun siyasi bedelini kim ödeyecek?
UBP tabanına artık “iki devletli bir çözüm” üzerinden politika yapıp oy istenebilecek mi?
Bugünlerde durağanlaşan, ülke geleceği ile ilgili gündemlerde bile politika beyan etmeyen, ettiği de belli olmayan CTP’yi yükseltmenin gerekçesi açıklanabilecek mi?
“Akıncı kaybetsin, Tatar devrilsin, Özersay aday bile olamasın, CTP cumhurbaşkanlığına otursun. Ama iki devletliliği savunalım. KKTC ilelebet yaşasın mı denecek?”
Bunlar olursa, ne mi olacak?
UBP ve Türkiye yönetim fraksiyonlarının desteklediği hiçbir sol aday seçilemez, seçilemedi de. Böyle bir durumda CTP’de partililer bile, başkanları olsa dahi o adaya oy vermez. Bir önceki seçimde olduğu gibi.
Akıncı yine seçilir. Attığınız kurşun boşa gider.
Belki Tatar devrilir ama elinizde parti değil yıkıntı kalır.
Hükümet bozulur. Bakan olmak için, müdür atanmak için dökülen kanlar da boşa gider.
Mecburen yapılacak olan seçimlere bu görünümle gidilir. Herkes hesaplaşmaya seçimde de devam eder ve parti büyük bir oy kaybına uğrar.
Alternatif yok sanmayın?
“CTP adayına yönlendirilen seçmen için her parti artık UBP’nin alternatiftir.”
Örneğin, seçimden önce “en büyük büyüme potansiyeli var parti” dediğimizde , “olamaz, meclise bile giremez dediğiniz”,
YDP %25 oy alır.
Başka ne mi olur?
Parti içi iktidar çatışması nedeni ile defalarca bölünen UBP yine BÖLÜNEBİLİR.
Olamaz mı? Öncekiler de “olamaz” dediğini hatırlayalım. Sonra feveran. Serdar Denktaş da tetikte.
Son söz
Temsil edilen siyasi düşünceye sahip bu toplum kesimini siyasal olarak örgütleyecek sağlam, ayakları yere basan, nitelikli ve uyumlu bir parti örgütüne sahip bir UBP’ye ihtiyaç var?
UBP ya da CTP gibi sağda ve soldaki bu büyük partilerin çok nitelikli olması, ülke geleceği açısından elzemdir.
Her iki parti de düzgün yönetilmelidir. “Bölelim parçalayalım, sinelim bakalım ne olacak” ile parti yönetilmez. Küçük kişisel hesaplarda ülke kaybediyor. Bu hesaplarla yılların mücadelesi ile kurulan bu partiler yıpratılıyor.
Sonra da bir kısmımız “biz yönetemiyoruz gelin bizi yönetin”, diğer kısmımız “bunlar ne karışıyor?” diyor.
Neden mi?
Cevabı Aynada.





Yorumlar kapalı.