Hakan Gündüz

Devlet eliyle saldırıya uğramak





   Kamu düzenindeki kargaşa akıl ve mantık sınırlarını aştı.
   Mandırada başka hayvana zarar veren davar hemen kasaba gider. Bizim düzende ne mi oluyor?
   Bu hafta bir gazeteye verdiğim röportajda şiddet suçlarının nedenlerinden bahsettim.
   Yazının temel düşüncesi “Yarattığımız Kargaşa düzeni nedeni ile bireyler ‘ne yaparsam yapayım bana bir şey olmaz’ “diyerek suç işlerken içsel hiçbir çekince yaşamıyorlar.
   Bir de “birey olarak başımıza gelmediğimiz sürece tepki göstermemek”
   Röportaj üzerinden hafta geçmeden benzer olayın başıma gelmesi, Trajikomik bir durum
   Evim Taşkent’te. Günlerdir yol çalışması var. Ancak yollar açık.
   Evden çıktım, 12 suları. Birkaç yüz metre sonra çalışma olan anayola ulaştım.
   Günlerdir olan çalışma devam ediyor. Her zamanki gibi Lefkoşa yönüne döndüm.
   Çalışanların birkaçı etrafta. Sökük asfaltlar arasından devam ettim. Taa ki bir iş makinesi, bir kamyon, bir pickup yolu tıkadığı noktaya kadar.
   Bekledim, izledim. Herhangi bir uyarı yok. Etrafta çalışan yok. Makineler çalışmıyor, kamyon çalışmıyor, pickup çalışmıyor, etrafta kimse yok.
   Kullandığım araba küçük.  İş makinesi ile kamyon arasından çok yavaş geçmeye çalıştım. Hala etrafta biri yok. Geçtim de. Bir baktım ki, iş makinesinden atlayan bir çalışan, yola çıkmış, şiddetle bağırıyor. Bir şey oldu sandım. Aracımdan indim. Baktım ki bana bağırıyor. Bir taraftan da üzerime doğru yürüyor.
   “Ben kim oluyormuşum ki geçiyormuşum?”
   Dedim “halkım, yol açık, geçtiğim yol boyu kapalı olduğuna dair hiçbir uyarı yok. Makineler çalışmıyor, belki ve de yüksek olasılı köyle arası, sığdığım yerden geçtim.”
   Ama bu arada bağırma, çağırma ve haddimi bildirme tavrı devam.
   Saldırı boyutunda üzerime gelip, bana temas edince, birbirimizi iteledik. Tabi bir anda 5 kişi etrafımızı sardı. Kalabalıklaşınca sözlü saldırının boyutu ve fiziksel saldırı niyeti daha da arttı. Tehditler çoğaldı. “ağzıma yumruk vurma niyetleri, haddimi bildirme niyetleri” aldı başını gitti.
   Yol kesikmiş.
   Tamam, da benim yolum kesik değil. Yol yüz metrelerce öteden kesilmiş görme ihtimalimiz yok. Bizim sokak tam ortasında.  Birden fazla çalışanın arasından yavaşça ilerledim. Kimse uyarmadı. Makineleri yolun ortasına bırakıldı, bir Allahın kulu etrafta yok.
   “Nereden gelmişim?” Dedim ki “evimden çıktım, uyarı levhaların yok, yolu kesmediniz, 1 kilometre öteden kestiğin gugoları benim görmem imkansız, olduğun yerden sen bile göremiyorsun”
   “E haklısın madem evinden çıktın!”
   Tamamda bana saldırdınız hakaret ettiniz. Halka hizmet edeceğin yerde suçsuz halka saldırı ve sövme sayma!. Halka hizmet anlayışına bak. Eylem ayrıca “suç”.
   Aslında sorunun kaynağı kamu idaresinin ve bu düzenin vahameti.
   Sıkıntı sadece siyasi kanatta değil. Toplumun tümünde.
   Kendimizi olduk varsaydığımız çağdaş, batılı devletleri bir kenara bırakın bu tavır Ortadoğu ülkelerinde bile yok.
   Kamu adına iş yapan, özel şirket de olsa, kamu işi yaptığı müddet kamu çalışanıdır.
   Karayolları Dairesi Müdürlüğü ihaleyi alan şirketlerle oturup bunları düzenlemelidir.
   Bu örnekte işi özel şirketlerin yapması, Karayolları Dairesi’ni bu konuda sorumsuz kılmaz. Her türlü kamu yasası orada geçerlidir ve tüm yetki ve sorumluluk dairededir.
   Hele de yollarda olan dramatik can kayıplarından sonra, Daire gözünü dört değil bin açması denetimleri tam yapması gerekir.
   Yazık, yarattığımız bu düzene.
   Yazık, ses çıkarmadan oturan vatandaşa.
   Yazık “kamuda halka hizmet anlayışını” bilmeyen ve öğrenmemede ısrar eden siyasi anlayışa.
   Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar, Vekiller, Bürokratlar, Memurlar, Kamu çalışanları!!!
   Sadece ve sadece “Halka Hizmet” için oradasınız.
   Sorumluluğunuz halka.
   İşvereniniz halk.
   “Halkın hizmetçisi” olmaktan gocunmayın. Çünkü işgal ettiğiniz pozisyon o.
   Kendinizi başka pozisyonda görüyorsanız bilgisizliğinizi hemen giderin zira bilmiyorsunuz demektir.

 

Devlet eliyle saldırıya uğramak
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.