Akay Cemal

Ataoğlu’nun önerisiyle “Maraş, Türk Dünyası Kültür Başkenti”





Yüzde 99’u vakıf malı olan Maraş’ın ne tür dalaverelerle Rumlara geçtiğini tarih çok iyi biliyor. Türkleri yok etmeyi amaçlayan Akritas Planı’nın uygulamaya konulduğu 21 Aralık 1963’ten, Barış Harekâtı’nın ikinci aşamasının başladığı 14 Ağustos tarihine kadar Kıbrıslı Türkler, bu ata yadigârı toprağa sokulmamıştı. Üstelik de toplumlararası çatışmaların başladığı günden itibaren kentin yüksek binalarına yerleştirilen uçaksavar dahil, her türlü silahlarla Mağusa halkına yıllar boyu kan kusturulmuştu.

   Bunlar unutulmuş değildir ve o günleri yaşayanların çoğu halen hayattadır. Maraş, aynı zamanda tedhiş örgütü EOKA’nın çekirdeğini oluşturuyordu. Örgütün lideri Grivas EOKA ile ilgili bildirilerini üç papazın da görevli olduğu Apostolos Varnavas Manastırı’nda hazırlar, ilk zamanlar faaliyetlerini oradan yürütürdü.

   Maraş’ın, Osmanlılar tarafından fethiyle orada meydana getirilen Türk eserleri zamanla ortadan kaldırılmak istenmiş, Mağusa’daki soydaşlarımızın tepkilerine neden olmuştu. Örneğin Bilal Ağa Mescidi kendi kaderine terk edilmiş, bir başka Türk eseri olan Pertev Paşa’nın türbesi çeşitli gerekçelerle ortadan kaldırılmak istenmişti.   Pertev Paşa, Türklerin Kıbrıs’ı fethettikleri sırada, Maraş bölgesini almakla görevlendirilen komutan idi.

   Barış Harekâtı’ndan sonra 46 yıl kapalı kalan ve ‘hayalet kent’ diye anılan Maraş’ın yeniden insanlığa kazandırılmasıyla hem Bilal Ağa Mescidi, hem de Pertev Paşa’nın mezarı layık olduğu duruma, hak ettiği konuma getirilmiş bulunuyor.

   Geçmişin anılarından sonra gelelim bu güne. Bursa’da yapılan TÜRKSOY 39. Kültür Bakanları toplantısının açılışında konuşan Başbakan Yardımcısı Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, KKTC’nin ileriki dönemlerde Türk Dünyası Kültür Başkenti için Maraş’ı önerdi ve “Türk Dünyasının bir parçası olmaktan onur duyuyoruz” dedi. Fikri Ataoğlu, Kıbrıs Türkünün, Ada’daki Türk varlığını ve kültürünü, Türkiye’nin de destekleriyle insanlık dışı izolasyonlara rağmen, geleceğe taşıma inanç ve kararlılığında olduğunu vurguladı.

   Ataoğlu özetle şunları söyledi:

   “Siyasi, ekonomik, sportif, sanatsal, ulaşım ve insan hak ve özgürlüklerinden yıllarca tecrit bir yaşama mahkûm bırakılmak istenen Kıbrıs Türk halkı, Türklüğüne, inanç ve kültürel değerlerine sonuna kadar sahip çıkma mücadelesinde, Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin gönül ve kardeşlik birlikteliğinden kaynaklanan desteği başta olmak üzere, her alandaki kıymetli katkı ve destekleri, bizlere en büyük motive ve güç kaynağı olmuştur.”

   Başbakan Yardımcısı Fikri Ataoğlu konuşmasında, Kapalı Maraş’ın açılması ile birlikte, ileriki dönemlerde Türk Dünyası Kültür Başkenti olarak ilan edilmesi görüşünü ortaya koydu, “Akdeniz’i Türk kültür ve sanatı ile buluşturmanın heyecan ve mutluluğunu yaşayarak, tüm dünyaya Türk kültürü ve sanatının eşsizliğini, derinliğini ve güzelliklerini KKTC’den yansıtalım” dedi.     

   Kıbrıs Rum Meclisi, Ada’yı kana bulayan, yüzlerce Türk, Rum ve İngiliz’in kanını akıtan, nice ocakların sönmesine neden olan Rum yer altı tedhiş örgütü EOKA’nın kurucusu ve lideri Grivas’ın, Lefkoşa’nın Rum kesiminde saklandığı evi müzeye dönüştürmeye karar verirken, gelecek kuşaklara bir o kadar daha kin ve nefret aşılamakta, düşmanlığı körüklemektedir. Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun da ifade ettiği gibi, EOKA liderinin anılarını canlı tutmak için müze açma kararı, Kıbrıs’ta iki ayrı egemen devlet vizyonunun ne kadar haklı olduğunu göstermektedir.

   Kıbrıs’ta insanlara en büyük kötülüğü yapan EOKA liderinin evinin müze olmasına karşın, Turizm Bakanı Fikri Ataoğlu’nun, Maraş’ın ileriki dönemlerde ‘Türk Dünyası Kültür Başkenti’ ilan edilmesi fikrinin ne denli insancıl, turizm, kültür ve sanatın bütünlüğünde barışı simgelediği net olarak görülebilmektedir. Özetle Güney’de kin ve nefretle anılan bir faşiste verilen ehemmiyet, Kuzey’de ise, insanların ortak değeri kültür ve sanata verilen önem. İşte aradaki fark!     

                                                                                      ***

Orhan Aydeniz’den:

Engelleyiciler ve zarar vericiler

   “… Ülkemizde taş taş üstüne konulmasını engellemeyi misyon kabul eden içimizdeki zayıf haklara artık devletin gereken yanıtı vermesi kaçınılmazdır. Özellikle temsil ettikleri bir kesimin çıkarlarını korumak amaçlı STÖ yöneticilerinin, her konuya karışmasına izin verilmemeli. Çünkü bunların isteklerinin gerçekleşmesi durumunda, KKTC coğrafyası, Güney’in yanında gecekondu mahallesi gibi kalacak. Kuşkusuz demokratik hukuk devletinde herkesin her konuda görüşlerini açıklaması normaldir. Fakat Kıbrıs Türk halkına hizmet edilmesini, ülkeye yararlı eserler, zenginlik kazandırılmasını engellemeye çalışmak demokratik hak olmayıp, Kıbrıs Türk halkının çıkarlarını baltalamaktır.”

                                                                                      ***

Umuroğlu, yarın Mağusa’da defnedilecek

   Aslen Geçitkale (Köfünye) köyünden olup, uzun yıllardan beri Gazimağusa’da ikamet etmekte olan, Umuroğlu ailesinin çınarı Behiye Umuroğlu’nun yarın Mağusa’da son yolculuğuna uğurlanacağı tüm akraba, dost ve sevenlerine üzüntü ile duyuruldu. Evlatları Göksel-Sadiye Umuroğlu, Ersal Umuroğlu (merhum), Türker Umuroğlu, Tülin-Mehmet Arif, Münüre-Hüseyin Avaş, torunları Onur-Olgu, Kaan-Yaman, Oran-Angelina, Mehmet-Havva, Ferhan-Erin, Ersu-Amangül, Behiye-Diva, Rüzgar, Kaylan, Azay-Aya, çok sevdikleri anneleri ve ninelerinin vefatından dolayı acılarının çok büyük olduğunu ‘ifade ettiler, ‘Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun’ dediler.

Ataoğlu’nun önerisiyle “Maraş, Türk Dünyası Kültür Başkenti”
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.