Semay Yücemöz

Nezaket konuşur, farkındalık görür, samimiyet kalbe dokunur





“Olgunlaştıkça kimseyle uğraşasın gelmiyor, kendini yetiştirememiş insanlardan uzaklaşıyorsun…”
Freud’a atfedilen bu söz, günümüz ilişkilerinin görünmez çatlaklarının da nedenlerinden biridir. İnsan geliştikçe, zihni berraklaştıkça ve duygusal sınırları güçlendikçe, nezaketsizliğe karşı tahammülü azalıyor. Görülmediği, anlaşılmadığı, değersizleştirildiği ilişkilerde kalmak bir zulüm gibi geliyor.
İnsanın yalnızlaşması, insanların olmadığı bir ortamda oluşu tanımlamaktan çok insana incelikle dokunan temasların eksikliğinin neden olduğu bir durumdur.
Nezaketin varlığı, onu yaşayanlara güven verir. Farkındalık görünürlüğün göstergesidir.
Yalnızlıktan çıkış ise samimiyetin kalbe dokunuşunun bir sonucudur.
Nezaket, farkındalık ve samimiyet yalnızca birer davranış değil, günümüzün giderek artan psikolojik problemlerden biri olan yalnızlık hissine karşı güçlü bir koruma kalkanıdır.
Nezaket, insanın dünyaya bıraktığı parmak izidir.
Dilin grameri neyse, kişilerarası ilişkilerde nezaketin işlevi de odur. Nezaket ilişkilerdeki düzeni kurar, anlamı yaratır ve ilişkilerin varlığının koruyucusudur.
Kelimelerin seçimi, ses tonunun ölçüsü, yüzün ifadesi dili oluşturur. Bu dil bazen bir tebessümle, bazen yumuşak bir hitapla, bazen de yalnızca karşımızdakinin varlığını kabul eden bir baş hareketiyle mesajlar verir.
Eğitim ortamlarında nezaket, yalnızca davranış biçimi değil, aynı zamanda pedagojik bir modeldir.
Öğrencinin benlik algısının, güven duygusunun ve öğrenme motivasyonunun ilk hareket noktası, öğretmeninden görmüş olduğu nezakettir.
Farkındalık ise bu dilin görsel karşılığıdır. İnsanı gerçekten görüyor olmaktır.
Modern psikolojide “görülme” duygusu, bireyin psikolojik sağlamlığının en temel belirleyicilerinden biridir.
Kendini görülmemiş hisseden insanda içsel bir yalnızlık başlar. Bu yalnızlık, yalnız başına olma hali değil, “başkaları arasında görünmez oluş” duygusudur.
Farkındalığın olmadığı ilişkilerde insanlar birbirinin hikayesinden bihaberdirler. Bu tür ilişkilerde yan yana olan insanlar birbirlerinin heyecanlarına ve hayallerine dokunamazlar.
Farkındalık, yanımızdakinin heyecanını, duygusunu, niyetini, kırılganlığını, yorgunluğunu sezme kapasitesidir. İlişkilerde inceliğin gözle görülen biçimidir.
Samimiyet ise dil ve gözün kalpte tamamlandığı bir düzeydir.
Samimiyet, kişinin kendisiyle uyum içinde olma halidir.
Düşündüğünü sakınmadan söylemek değil, söylediği her sözün sorumluluğunu taşıyacak bir inceliğe sahip olmaktır.
Samimiyetin olmadığı ilişkiler, dışarıdan kalabalık görünse bile özünde tenhadır.
Toplumsal samimiyet zayıfladığında güven duygusu çöker. İnsanlar birbirine daha yakın olmak yerine daha fazla mesafe koyar. Mesafelerin artışı ise yalnızlaşmayı derinleştirir.
Tam da bu nedenlerle, nezaketin konuştuğu, farkındalığın gördüğü ve samimiyetin kalbe dokunduğu ilişki biçimleri kişisel bir ihtiyaç olmakla beraber, toplumsal bir iyileşme sürecinin de temelidir.
İlişkilerde incinmenin de iyileşmenin de başlangıç noktası insan davranışının desenlendiği nezaket, farkındalık ve samimiyet temeline dayanır.
Bu üç erdemin varlığı, bozulan insan ilişkilerinin dokusunu onarırken, güven, sıcaklık ve aidiyet duygusu da yükselen bir değer olarak ortaya çıkar.

Nezaket konuşur, farkındalık görür, samimiyet kalbe dokunur
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.