Semay Yücemöz

İyi niyetin zehri: Kobra etkisi





19. yüzyıl, İngiliz sömürgesi altında bulunan Hindistan’da şehirleri saran kobralar ciddi bir halk sağlığı sorununu da beraberinde getirmiştir. İngiliz yönetimi bu soruna yönelik çözümü, almış olduğu resmi bir karar ile gidermeye çalışır. Karar, bölgede yaşayanların getirecekleri her kobra ölüsü için para ödülü verileceğidir.
Uygulama ilk günler başarı hikayesini beraberinde getirir. Yetkililer masalarına yığılan kobra cesetlerine bakarak “işe yarıyor” der. Ta ki gerçeği fark edene kadar:
Halk, kobraları öldürmek yerine evlerinde üretmeye başlamıştır. Ödül sistemi kaldırıldığında ise yetiştirilen kobralar sokağa salınır ve sorun, başladığı noktadan çok daha büyük bir noktaya gelir.

Bugün bu hikaye, sosyal bilimlerde “Kobra Etkisi” olarak anılır.
Kobra Etkisi, iyi niyetle tasarlanan bir teşvik ya da düzenlemenin, insanların davranışlarına uyum sağlaması sonucunda tam tersi bir etki yaratmasıdır.
Sosyolog Robert K. Merton, bunu yıllar önce “öngörülmeyen sonuçlar” kavramıyla açıklar.
Merton’a göre insanlar, sistemlerin ruhuna değil, ödüllendirdiği davranışa tepki verir.
Sürece niyet değil, teşvik yön verir.
Bu etki, kamu politikalarında olabileceği gibi evlerimizin içinde ve sınıflarımızda da görülebilir.
Bir ebeveyn düşünelim. Çocuğunun sorumluluk almasını istiyor.
Ders çalıştığında hediyeler sunuyor, odasını topladığında cömertçe harçlıklar veriyor, iyi davrandığında
ekran süresini sınırsızlaştırıyor. Bu pekiştireçler sonrasında kısa vadede tablo parlak görünür. Çocuk
istenilen davranışları gösterir. Ancak zamanla fark edilen gerçek ortaya çıkar.
Ödül yoksa davranış da yoktur.
Bu durum, psikolojide içsel motivasyonun aşınması olarak da açıklanabilir. Edward Deci ve Richard
Ryan, Öz Belirleme Kuramı’nda şunu vurgular:
Davranış sürekli olarak dış ödülle desteklenirse, birey kendi iç motivasyonunu geliştiremez.
Ebeveyn “motive ediyorum” zannederken, çocuğa öğretmiş olduğu;
“Değerli olan davranış değil, karşılığıdır” mantığıdır.
İçsel motivasyonun geliştirilmemiş olması uzun vadede sorumluluk duygusu değil, koşullu itaat üretir.
Kobra etkisi tam da burada devreye girer.
Eğitimde kobra etkisinin sonuçlarına yönelik bir örnek; not yükselirken öğrenmenin düşüyor olmasıdır.
Ölçülen şey öğrenme değil, puan olduğunda öğrenciler de buna göre uyum sağlar:
Ezber, kısa vadeli bilgi, kopyaya yönelim, risk almaktan kaçınma yaklaşımları öne çıkar.
Eğitim araştırmaları, yalnızca performans çıktısına odaklanan sistemlerin derin öğrenmeyi zayıflattığını gösterir.
Alfie Kohn, ödül ve ceza merkezli eğitim anlayışının öğrenciyi öğrenmeden uzaklaştırdığını; öğrenmeyi bir “yarış”a dönüştürdüğünü söyler.
Bir sistemi değerlendirirken niyete değil, sonuçlara bakmak gerekir.
-Davranışı mı ödüllendiriyoruz, yoksa sonucu mu?
-Öğrenmeyi mi ölçüyoruz, yoksa performansı mı?
-Sorumluluğu mu destekliyoruz, yoksa itaatkarlığı mı?
İnsanlar, sistemlerin ne söylediğine değil, neyi ödüllendirdiğine bakarak hareket eder.
Belki de bazı sorunların büyümesinin nedeni, yanlış teşviklerle onları besliyor olmamızdır.
İyi niyetle başlatılan her düzenleme, insan davranışı hesaba katılmadığında kendi kobrasını üretebilir.
Olası gerçek, öldürmeye çalıştığımız şeyin, davranışımızla büyüme olasılığıdır.

İyi niyetin zehri: Kobra etkisi
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.