Semay Yücemöz

Aile içi zorbalık modelleri ve bulaşıcı davranış





   Zorbalık, çoğu zaman eylemi yapan çocukların değil, onların yaşadığı evin hikayesidir. Anne babanın kendi kendilerine, birbirlerine eve çocuklarına kurduğu cümleler, çocuklarının arkadaşlarına kuracağı dilin modeli ve yaşanmışlık provası olan örneklerdir.

Öğretmen, teneffüste ağlayan öğrencisini fark etti. Küçük kız bir yandan içini çekerek ağlarken, bir yandan da hiddetli el kol hareketleri yapıyordu. Çocuk bir an tepkisel bir saldırganlık davranışı da sergileyerek, arkadaşının masa üzerinde olan kalemini alarak yere fırlattı ve üzerine basarken arkadaşına “Sen de hep böyle yapıyorsun!” diyerek öfkesini sözel ifadeleriyle de sürdürdü. Öğretmen araya girdiğinde, saldırganlık yapan çocuğun sesi titriyordu. Öğretmen neden böyle yaptın diye sorduğu zaman korkmuş bir bakışla öğretmenine dönen çocuk, arkadaşım beni çok kızdırdı, ne kadar çok kızdığımı onun anlamasını istedim. “Babam da anneme kızdığı zaman eşyalarını yere atarak üzerine basıyor dedi”.

   Zorbalık davranış örnekleriyle bulaşıcı olabileceği gibi bazen bir kelime veya ses tonunda yapılan dalgalanmadan esinlenilerek de örnek alınabilir. Çocuklar evde yaşadıklarını okulda tekrar etme eğilimindedirler.

Bugün öğretmenler de aileler de zorba davranış örneklerinin yoğunluğundan şikayetçi. Bu durum karşısında aileler eğitim sistemi temelinde okulu ve öğretmenleri suçlarken, öğretmenler de ailenin olumlu model olamayışından yakınıyor. İş birliği içerisinde ortak akıl ve ortak modeller yaratarak çözülmesi gereken bu soruna karşın birçok aile, okullarda düzenlenen bilgilendirme toplantılarına ya da farkındalık seminerlerine dahi katılma ihtiyacı duymamaktadır.

   Toplumsal eğitim yalnızca çocukların değil, yetişkinlerin de öğrenme sürecinde dinamik olması gereken bir durumdur. Aile üyeleri yaşam alanlarında çocuklarına olumlu model olmadıkça, sadece okullardaki çaba ile çocukların davranışlarında etkililik beklemek beyhudedir.

   Zorbalık bireysel bir davranış olarak algılanıyor olmakla beraber, toplumsal karakteri yansıtan bir aynadır. Çevremizi gözlemlediğimiz zaman yetişkin olarak kabul edilen insanların ilişkilerinde zorbalığın birçok farklı örneklerini görebiliriz. Trafikte, ekranda, siyasette ve sosyal medyada kullanılan dil; öfkenin, tahammülsüzlüğün ve küçümsemenin normalleştiği bir çevreyi yaratmıştır.Bugün için kültürümüzü tasarlayan çevre duyarsızlaşmıştır. Çocuklar ise bu kültürün etkilerini en sessiz, en kırılgan biçimde deneyimleyenlerdir.

Biz nasıl konuşuyorsak, onlar öyle konuşur, biz nasıl davranıyorsak onlar da o davranışları sergilerler.

   Mevlânâ der ki “Sevgi her şeyin anahtarıdır; sevgiyle bakmayı bilmeyen, gördüğünü de yanlış görür.” ErichFromm ise “Zorbalığın panzehiri cezalar değil, sevgiyi öğretebilmektir.” der.

   Zorbalık bulaşıcıdır; panzehiri olan sevgi, merhamet, anlayış ve güzellikleri taşıyan davranışlar da öyle.

Mesele Neyi bulaştırmak istediğimize karar vermiş olmamızdır.

Aile içi zorbalık modelleri ve bulaşıcı davranış
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.