Kıbrıs’ta geçirdiğim her günün sabahına, güne ülkenin nabzını tutan gazetelerin manşetlerini inceleyerek başlıyorum. Bugün, 10 Nisan Perşembe… Bütün gazetelerin en ön sayfalarında dikkatimi çeken bir başlık var: “Hava ulaşımına yeni soluk ve devamı gelecek.” Bu başlık, 350 yolcu kapasiteli Boeing 777 tipi 2. uçağının hizmete girdiği duyuruluyor. Bu gelişme, ada ülkesi olarak bizim için umut verici. Ancak bu tür haberler, ulaşım altyapımızı gözden geçirmemiz gerektiğini de hatırlatıyor.
Hava ve deniz yolu etkin kullanılmalı
Ada ülkelerinin dış dünyaya açılan iki temel yolu vardır: deniz ve hava. Ne yazık ki, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde denizyolu ulaşımı hem sınırlı kapasitesi hem de yeterince teşvik edilmemesi nedeniyle etkin kullanılmıyor. Özellikle turistler, zaman ve konfor açısından daha cazip buldukları hava ulaşımını tercih ediyor. Ancak bu noktada karşımıza çıkan sorunlar da büyük: Yetersiz uçuş seferleri, yüksek bilet fiyatları ve sınırlı havayolu ağı.
Oysa KKTC; iklimi, doğası, tarihî ve kültürel mirasıyla gerçek bir turizm ülkesi olma potansiyeline sahip. Ancak turizm, sadece doğal güzelliklerle değil, bu güzelliklere ulaşılabilirlik ile de mümkündür. Akdeniz’deki diğer ada ülkelerine baktığımızda tablo açık: Uçuş sıklıkları ve filo genişlikleri Kıbrıs’ın çok ötesinde. Özellikle Ege’deki Yunan adalarına sürekli inip kalkan uçaklar, ulaşımın turizme nasıl can verdiğinin göstergesi.
KTHY’nin kapanışı ülke turizmini çok etkiledi
Bir zamanlar Kıbrıs Türk Hava Yolları, ülkenin göğsünü kabartan bir markaydı. Ne yazık ki, geçmişte yapılan hatalarla bu değerli şirketi kaybettik. Bugün geriye, sadece Lefkoşa’da Merit Otel karşısındaki binasında yer alan tabela kaldı. Oysa yerli bir hava yolu, hem fiyat istikrarı sağlayabilir hem de turist girişini artırabilir. Bugün için bu eksiklik, butik otellerden ev kiralama sistemlerine, hatta 3-4 yıldızlı otellere kadar birçok işletmenin gelişimini engelliyor.
Son dönemde gündeme gelen helikopter taşımacılığı ise geniş halk kitlelerine değil, daha çok özel durumlara hizmet edebilecek bir seçenek. Singapur–Macau hattı gibi başarılı örnekler bulunsa da, bu modelin ülkemiz için sürdürülebilir ve yaygın bir çözüm olduğunu söylemek zor.
Eğer gerçekten bir “turizm ülkesi” iddiasında bulunacaksak, bunu sadece söylemde değil, uygulamada da göstermemiz gerekir. Bunun için birkaç temel kriter ön plana çıkmalı: kaliteli ve erişilebilir oteller, eğlence merkezleri, tarihî ve doğal güzelliklerin korunması, güvenli ve temiz plajlar, kontrollü konaklama alanları ve elbette yerel kimliği yansıtan özgün gastronomi merkezleri…
Ancak tüm bunlardan önce, ziyaretçilerin adaya kolayca ulaşabilmesini sağlamalıyız. Turizmin kalbi ulaşımda atıyor. Ve bu kalp, ne kadar sağlıklı atarsa, ada ekonomisi de o denli canlı kalır.





Yorumlar kapalı.