Semay Yücemöz

Eğitim – liyakat ve toplumsal dinamizm





Eğitim ve öğretimin, kendini geliştiriyor olmanın, emek vermenin gerçekten bir karşılığı var mıdır?

Toplum içerisinde bu soru zihinlerde yaygınlaşmaya başladığı an liyakatsizlik ile ilgili eşik çoktan aşılmış demektir.

Soru farkındalığı arama çabasından çok eğitim ile iş hayatı arasındaki liyakate dayalı bağın zayıfladığının psikolojik yansımasıdır.

İnsanlar, çabanın değil çıkar ilişkilerinin, yeterliğin değil kişisel yakınlıkların belirleyici olduğu algısına kapıldığında, eğitim bir öğrenme süreci olmaktan çıkar, oyalanma ve oyalama sürecine dönüşür.

İşte bu zamanlarda üniversite eğitimi gören gençlere de okul bitsin de ne yapabileceğimizi düşünürüz gibi gölgeli seçenekler sunulur.

Eğitim ve liyakat arasındaki kopuşun ilk sonucu bireysel düzeyde ortaya çıkar.

Liyakat ile iş arasında bağ kuramayan bireyde üç temel psikolojik süreç gelişir:

Çaba ile sonuç arasındaki bağ koptuğunda, bireyde içsel motivasyon kaybı yaşanır.

Kişi “ne yaparsam yapayım fark etmiyor” noktasına sürüklendiği zaman öğrenilmiş çaresizlik doğar.

Eğitim ile liyakat arasında örtüşme kaybolduğu zaman insanlar gelişmeye değil, korunmaya; üretmeye değil, uyumlanmaya yatırım yapar. Üretim uyumlanma yönünde değişime uğrar.

Bu durumlarda ise eğitim, bireyi güçlendiren bir süreç olmaktan çıkarak, sistemin içerisinde eğreti de olsa var olma çabalarına hizmet eder.

Örgüt psikolojisi alanındaki bulgular nettir: liyakatten kopuk sistemlerde kurumsal güven azalır, örgütsel sinizm artar, sessiz istifa yaygınlaşır. Yetkin insanlar geri çekilir ya da sistem dışına itilir.

Böylece kurumlar, bilgi üreten yapılardan çıkarak, güç ve ilişki ağlarına dönüşür.

Eğitim ve liyakat arasındaki denge kaybı durumlarında, toplumsal düzeyde daha derin kırılmalar yaşanır.

Adalet algısı zedelenir. Sosyal sözleşme aşınır. Genç kuşak, başarıyı yeterlikte değil; konumda aramaya başlar. Bu yöneliş ise uzun vadede yalnızca kurumsal çürümeye değil, entelektüel yoksullaşmaya neden olur.

Liyakat gözetilmeyen toplumlarda eğitim, nitelik üretmez, kalabalık üretir. Uzmanlık gelişmez, görünürlük gelişir. Sorumluluk bilinci yerine, riskten kaçınma kültürü yerleşir.

Eğitim süreci ve eğitimde yaşanan sorunlar, pedagojik bir sorun olmaktan çıkar, doğrudan toplumsal sağlık meselesine dönüşür.

Adil değerlendirme algısı olmayan sistem, zayıflamış benlikler üretir.

Eğitim ile liyakat arasındaki ilişki, bir toplumun dengesidir. Bu dengede eğitim, potansiyeli üretir.

Liyakat ise üretilen potansiyelin nerede ve nasıl kullanılacağını belirler.

Bu bağ koptuğunda ise ne eğitim kalır, ne adalet, ne de sürdürülebilir bir gelecek.

Geriye kalan, çok şey bildiği halde az konuşarak güvensizlik yaşayan insanlar…

Çok konuşan ancak az üreten kurumlar…

Umut vaat ederken, icraat yapamayan sistemler…

Eğitim – liyakat ve toplumsal dinamizm
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.