Kıbrıs davasına unutulmaz hizmetleri olan dönemin Başbakanı Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın idam edilmelerinin yıl dönümlerinde bir kez daha rahmetle, saygıyla anarız.
Bülent Fevzioğlu arkadaşımız, birkaç günden beri “Bir Başbakanın İdamı ve Yassıada’daki Sır!” başlıklı araştırma yazılarında önemli tarihi olguları dile getirmektedir. ‘Menderes, Zorlu ve Polatkan’a saygıyla’ diye başlayan yazı dizisinin 9’uncu bölümünde özetle şöyle demektedir:
“Dışişleri Bakanı Sn. Fatin Rüştü Zorlu, görevde bulunduğu süre içerisinde, Türk Mukavemet Teşkilatı’nı hiçbir zaman yalnız bırakmayacak, TMT’nin yalnızca silahlanmasının değil, aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetleri’ne mensup subaylar tarafından eğitilmesi yönünde de yapılması gereken ne varsa yapacak, yaptıracaktı.
Fatin Rüştü Zorlu, Dr. Küçük ve Denktaş ile 2 Ocak 1958 günü Dışişleri Bakanlığı’nda bir araya gelir. Gündem oldukça yoğundur. Çünkü yaklaşık bir buçuk yıl sonra, Kıbrıs’ta Türk ve Rum halklarının ortaklığında kurulacak olan Kıbrıs Cumhuriyeti için aylardan beri Ankara, Atina ve Londra’da yürütülmekte olan diplomatik temasların çalışmaları da devam etmekte, Cumhuriyetin kurulmasına adım adım yaklaşılmaktadır.”
Rauf Denktaş, ilk kez karşılaştığı Fatin R. Zorlu ile toplantı sonrasına ilişkin anılarını şöyle aktarır:
“Ben, K. T. Kurumları Federasyonu Başkanı olduktan 1 yahut 1 buçuk ay sonra Dr. Küçük’le beraber Ankara’ya, ilk ziyaretimi yapıyorum. Dr. Küçük, Kıbrıs Türklerinin isteklerini duyurduktan sonra söz aldım ve dedim ki:
“Efendim, böyle böyle bir teşkilatımız var, silah isteriz, uzman isteriz. Bunları EOKA’nın yaptığı gibi, Türkiye’nin eğitmesini ve idaresini isteriz.
‘Silah gönderirsek alır mısınız?’ diye sordu Fatin Bey. ‘Alırız’ dedim o gençlik heyecanı içerisinde. Dr. Küçük tecrübeli, kurt bir lider, dedi ki:
“Efendim siz bir araştırın alabilir miyiz, alamaz mıyız, yakalanırız rezil olursunuz, onun için bir bakınız.”
Esaslı bir araştırma yapan gazeteci-yazar Bülent Fevzioğlu arkadaşımız, bu vesile ile yeni kuşaklara da Kıbrıs Türk halkını çok yakından ilgilendiren tarihi bilgileri aktarmış oldu.
Türk demokrasisine kara bir leke olarak geçen idamların yıl dönümünde bazı anıları da paylaşmadan edemiyoruz.
Zabıtlara göre, Fatin Rüştü Zorlu, darağacına götürülmeden önce abdest aldı, dini telkinde bulunan Hocanın hatalarını düzeltti… İskemleyi çekme işini cellada bırakmadı, kendisi tekmeledi. Bir saat ipte asılı kaldı.
Yavuz Donat arkadaşımız bu konuda şunları kaydediyor:
Darbeciler, yargılayanlar, idam edenler bugün tarihin çöplüğündeler. Fatin Rüştü Zorlu 16 Eylül, Menderes ise 17 Eylül’de idam edilmişti. İdamdan önce Menderes’in bulunduğu yere iki din adamı gelmişti. Ethem Akalın ile Abdurrahman Hürdoğan. Dini telkinde bulunacaklardı, fakat konuşamıyorlardı. Ağlıyorlardı. Menderes ‘zahmet etmeyin’ dedi. Yapmak istediğiniz vazifeyi ben yerine getirdim.
Resmi tutanağa göre, Menderes’in son sözleri şöyleydi:
“Hayata veda etmek üzere olduğum şu anda devletime ve milletime ebedi saadetler diliyorum. Bu anda karımı ve çocuklarımı şefkatle anıyorum.”
Eski Dışişleri Bakanlarından Hasan Esat Işık’a göre, Menderes ve Fatin Bey’i devirenler Amerikalılardı. Ona göre, Menderes ve Zorlu’nun işbaşından uzaklaştırılmasını Amerikalılar herkesten çok istiyorlardı.
Her neyse; bir yıl dönümünde daha Menderes, Zorlu ve Polatkan’ı rahmetle, saygıyla anarken, Kıbrıs Türk halkının ayakta kalabilmesi için canları pahasına her türlü fedakârlığa katlanan Menderes ile Zorlu’nun birer heykelleri veya büstlerinin olmaması KKTC adına ayıp değil de nedir?





Yorumlar kapalı.