Tarih 2 Temmuz 1878… Akdeniz’deki İngiliz Kraliyet Donanması’na Londra’dan, Osmanlı toprağı Kıbrıs adasına çıkarma yapması emrinin verildiği gün… Kıbrıs’taki 307 yıllık Türk yönetimine, böylelikle ibret verici bir nokta konulmuş oluyordu…
Neden ibret verici?
Çünkü anlaşmaya göre, Osmanlı İmparatorluğu’yla yapılacak bazı siyasal dayanışmalar karşılığında, adanın yönetimi Osmanlı adına İngilizler tarafından yürütülecekti. Ne var ki, İngiltere yapılan bu anlaşmaya uymayacaktı… İngilizler, aradan 40 yıl bile geçmeden, diplomatik mazeret bulmakta hiç zorlanmadan, adayı sömürgeleri arasına katacaklardı… Hem de tek kurşun atmadan, tek damla kan dökmeden ve tek sent harcamadan… Dünya tarihinde bu denli kolay bir işgalin ve sahiplenmenin benzeri çok azdır…
Oysa, Kıbrıs adası 1571’de 414 gün süren çok kanlı ve çok çetin bir savaşın sonunda Osmanlı egemenliğine girerken, Türk ordusunun kaybı 80 bin şehitti… Yabancı tarihçiler tarafından da doğrulanan bu sayıda abartma yok… Bir yıldan fazla süren savaş nedeniyle Osmanlı Devleti’nin hazinesi de epeyce kayba uğramıştı. Astronomik insan kaybı ve parasal harcamayla Türk egemenliğine giren bu stratejik adayı İngilizler hiçbir külfete katlanmadan ve yağdan kıl çekercesine zimmetlerine geçirmiş oluyorlardı…
***
Osmanlı Sarayı, Sultan Abdülhamit döneminde süresi 100 yıl olan o talihsiz anlaşmayı İngiliz siyasetçileriyle neden yapmak zorunda kalmıştı?.. Tarihin bu önemli kesiti irdelenirken, işte bu sorunun yanıtının da verilmesi gerekir… Yanıt da şöyle:
Osmanlı İmparatorluğu, Çarlık Rusya’sı ile giriştiği savaşta yenik düşer… Ağır koşullar içeren Ayastefanos Antlaşmasını imzalamak zoruna kalır… Ülke baştanbaşa kargaşanın ve moral bozukluğunun girdaplarındadır… Balkanlarda isyanlar birbirine eklenmekte… Batum, Ardahan, Kars gibi doğu illeri Rus işgalinde… Avusturya, Avrupa’daki Türk topraklarını istila etmekte… Bosna, Hersek, Bulgaristan ve Yunanistan bağımsızlık savaşlarına soyunmakta… Osmanlı Payitahtı siyasal fırtınalarla sallanmakta ve çatırdamakta… Bölgede üstünlük sağlama peşindeki İngiltere, Fransa, Almanya, Avusturya ve İtalya, Osmanlı’yı hırpalayan entrikalarını gittikçe tırmandırmakta… Balkanlarda ilerleyen Rus orduları bugünkü adı “Yeşilköy” olan Ayestefanos’a kadar gelip dayanmışlardır…
***
İşte böylesi bir ortamda, İngiliz diplomatlar şöyle bir savla Osmanlı Sarayı’na yaklaşırlar:
“Çarlık Rusya’sı, Batı’da ve Anadolu’da işgal ettiği yerlerle yetinmeyecek… Rusya’yı gemlemek için bir savunma ortaklığına gereksim var. Anadolu’yu Rusya’ya karşı savunacak bir askeri üs olarak, Kıbrıs adasının İngiltere’ye bırakılması çok uygun olacak.”
İngilizler, Osmanlı’nın derin sıkıntısından yararlanarak dayattıkları bu oldubittide başarılı olurlar. Kıbrıs’ın anahtarını böylece ellerine geçirirler… 40 yıl kadar sonra da, Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşı’nda Almanya’nın safında yer almasını gerekçe göstererek adayı tümden sahiplenecekler ve bu yeni oldubittiyi de Lozan Antlaşmasıyla sözüm ona meşrulaştıracaklardır…
***
Efsaneleşen bir gerçek olarak dilden dile dolaşan Horoz Ali Ağa direnişinin de anılmasını gerektiren tarihtir aslında 1 Temmuz… Sadık ve otoriter bir Osmanlı memurudur Horoz Ali Ağa… Adanın el değiştirdiği dönemde, Lefkoşa’daki Girne Kapısı’nın bekçisidir… 1878’de Larnaka’ya çıkan İngiliz görevlilerin bir bölümü, başkenti teslim almak üzere, o zamanlar “Edirne Kapı” diye bilinen Girne Kapısı’na dayanır… Osmanlı’nın memurları aylardır maaş yüzü görmemiştir… Parasızlıktan devlet hizmetleri felç olmuştur… Ve İngiliz sömürgecilerinin ilk öncüleri, katırlara yükledikleri şilin dolu torbalarla, başkenti teslim almaya gelmişlerdir…
Ülkedeki olağanüstülükten dolayı hayli tedirgindir Horoz Ali… İngiliz heyetini kapıda aşılmaz otoritesiyle durdurur… Hayatında ilk kez gördüğü bu özel üniformalı, değişik tipli insanları gözü tutmamıştır… Şehrini onlara verme niyetinde değildir… Amirlerinden kapıyı açma emrini almadığını bildirerek onları
karşıdaki mezarlığın ağaçları altında dinlenmeye davet eder…
Diplomatik kriz patlamak üzeredir. Kentin Osmanlı yetkilileri pürtelaş olay yerine gelerek Horoz Ali’yi uyarırlar ve kapıyı açması için ikna ederler… Kıbrıs’ın yeni efendilerini törenle içeriye alırlar…
Horoz Ali Ağa’nın görevine bağlılığı ve otoritesi İngilizleri etkileyecektir… Onu görevinde bırakırlar… Horoz Ali Ağa’nın Girne Kapısı önünde nöbetteyken çekilmiş tarihi fotoğrafı, halen Kapı’nın iç duvarında ziyaretçilerini selamlamaktadır…
Ahmet Tolgay
Diğer Yazıları
Köşe Yazarı





Yorumlar kapalı.