Kıbrıs’ta kalıcı çözüm AMAÇTIR.
Amaca ulaşma yolunda ise müzakereler, barışçıl en doğru yöntemdir, ARAÇTIR.
Amaçla, araç yer değişirse, zamanla amaç olan çözüm unutulur. Araç olan müzakereler değerli hale gelirdi.
Uzun yıllardır bu böyledir.
Kıbrıs Türk tarafı çözüm istediğini doğru dürüst anlatamadığı zaman Rum liderliğinin “müzakereye hazırım” söylemi, uluslararası camiada sempati toplar.
Bırakın uluslararası camiayı, bizim aramızdan bazı arkadaşlar da çözümün esas olduğunu unutup, verimli müzakere için seslendirilenleri ayak sürüme olarak görebiliyor.
***
Geçtiğimiz günlerde uluslararası sorunların etkili taraf kabul edilen bir ülkenin elçilik yetkilileriyle görüştüm..
Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili söylediklerimi buraya aktarayım.
***
Garantör ülkeleri bir kenara bırakıp, Kıbrıs sorununun iki ana tarafı olan Kıbrıs Türk ve Rum tarafına bakalım.
21 Aralık 1963’te başlayan Rum saldırıları sonrası Kıbrıs Cumhuriyeti anayasal kimliğini kaybetti, bir anlamda Kıbrıs Cumhuriyeti yönetiminde Rum işgali başladı. Kıbrıs Cumhuriyetinden dışlandığımızı anlatamamamız bizim liderliğimizin önemli hatasıdır.
Kıbrıs’ta Barış Gücü’nün BM Güvenlik Konseyi kararıyla göreve başladığı 1964 Mart’ı Kıbrıs Sorunun da kabul edilen en doğru, tarihidir.
20 Temmuz 1974’te Türkiye garantörlük hakkını kullanarak adaya müdahale ettiğinde Kıbrıs sorunu zaten vardı. Kıbrıs sorunu o gün başlamadı.
***
21 Aralık 1963’ten bu güne Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasına engel olan, Annan Planı, Crans Montana gibi çözüm fırsatlarının kaçırılmasının nedeni Kıbrıs Rum tarafıdır.
Mevcut çözümsüzlük ortamı ya da statüko Kıbrıs Rum tarafı için, konforlu, çözümü gerekli kılmayan bir durumdur.
Böyle olduğu için, Rum tarafı -miş gibi çözüm ister görünüp, müzakerelerle vazıyeti idare ediyor.
Maalesef hiç bir Rum lider, cesaret edip, bunun dışına çıkamadı.
***
Bunca yılın deneyimi göstermiştir ki, bu noktadan sonra KIBRIS SORUNU, MÜZAKERELER VE DEVAMINDA ORTAYA ÇIKACAK SONUCUN, EŞ ZAMANLI OLARAK KIBRIS TÜRK VE RUM TARAFINDA REFERENDUM VE İKİ EVET BEKLENTİSİYLE ÇÖZÜLEMEZ.
Rum tarafının çözüme en yakın noktaya gelindiği zaman bir yolunu bulup, kıyamet kopardığı, masayı devirdiği tartışmasız bir gerçek.
Bir biçimde bir çözüm planı referandum aşamasına geldiği zaman Rum liderliğinin, Rum kilisesinin, tüm yolları deneyerek HAYIR’ı sağlamayı başardığını da gördük.
Çözüm için geriye ne kaldı?
1960’ta olduğu gibi, yaşayabilir bir çözümü sağlayacak bir anlaşmanın hazırlanması ve Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum liderlerinin imzalaması.
“1960’ta olduğu gibi” derken, anlaşmaya şekil verebilecek tarafları anlatıyorum.
İmzalanacak yürürlüğü girecek.
2004 Annan Planı’nda referandum hakkımızı kullanıp, kendi kaderimizi belirleme hakkı olduğunu gösterdik. Bu defa gerek yok.
***
1974’e kadar çözümün temeli 21 Aralık 1963 sonrasında ortaya çıkan durumdu. 1974’ten sonra ise zemin 1974’te ortaya çıkan, iki bölgeli, iki toplumlu, iki yönetimin varlık ve eşitliğine dayalı mevcut durumdur.
Çözümün bu olduğunu Rum liderliği bilmiyor mu? Elbette biliyor.
Ancak, Rum halkına doğruyu söylememek bir yana, onları ters yönde tahrik ediyorlar.
***
1974’teki sakinlerin, Kapalı Maraş’a, dönme şansı zaman zaman doğdu. Keskin çıkışlarla engel olan Rum liderliği oldu. Hatırlarım, dönemin Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kapalı Maraş’a yönelik yeni kapı açılmasını gündeme getirtmişti. Kapalı Maraş’ta taşınmaz malı olan Rumların o günlerdeki kaygıları Rum basınında yer almazken, Larnaka’ya bağlı Ksilofagu, köyüne dikilen ve erkek cinsel uzvuna benzeyen patates heykeli daha çok yer almıştı. Maraşlı Rumların öfkeyle karışık tepkisine o zaman tanık olmuştum.
Sonuç… Kıbrıs’ta çözüm isteyen ülkelerin ve uluslararası kuruluşlar karar verecek… KIBRIS’TA ÇÖZÜM MÜ, SONUCU OLMAYAN MÜZAKERELER Mİ İSTİYORLAR?
Bu kadar basit…





Yorumlar kapalı.