Akay Cemal

Hizipleşmeyi bırak, ödevini yapmaya bak!





   Başbakan Faiz Sucuoğlu ile Maliye Bakanı Sunat Atun arasında başlayan kriz, ömrü iki ayı bile bulmayan hükümetin sonunu getirirken, doğal olarak her kesimden çeşitli yorum ve değerlendirmelere neden olmaktadır. Bu arada koalisyon ortakları DP Genel Başkanı Fikri Ataoğlu, beş partili bir mutabakat hükümeti kurulması gerektiğini dile getirirken, öteki ortak YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı da geniş tabanlı bir teknokrat ile UBP-CTP hükümetinden yana… CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman ise, bu kadar büyük bir krizin ortasında bir maskaralık yaşandığını söyledi. HP Genel Başkanı Kudret Özersay da son gelişmeleri değerlendirirken,   “Acemice yazılmış bir senaryo ve acemice sahnelenen bir oyun” olarak niteledi, ülkedeki istikrarsızlığın asıl kaynağının, UBP’nin kendi içindeki istikrarsızlık olduğunu kaydetti.  

   Bu arada Sunat Atun, “Neyi niçin mi yaptığımı halkımız ve partililerimiz çok yakında daha iyi anlayacak ve bana hak verecek” derken, Faiz Sucuoğlu da, bazı çevrelere gönderme yaparak, “Ankara’yı bu işe karıştırmayın” diyerek göndermede bulundu. Sucuoğlu “Sürekli Ankara ve Anavatanı bu işe sokma gayreti içindeler. Türkiye bizim iç durumumuza karışmıyor. Ve bunu defalarca da söylediler. Anavatan bizim iç meselelerimize karışmıyor. Belli kesimler de bu söylemlerden vazgeçsin, Ankara bu durumlara karıştırılmasın” diye konuştu.

   Bazı kesimlerin öteden beri huyudur. ‘Tavuk ayağı’ gibi karıştırıp, her şeyi Ankara’ya bağlamaya gayret sarf etmekteler. Sarayönü’nde Dikilitaş’ın çevresinden bir tuğla sökülse, olayı Ankara ile ilişkilendirmeye çabalamaktalar. Dr. Küçük Bulvarı’nda trafik kazası sonucu bir tabela yerinden sökülse, nerdeyse ‘Ankara öyle istedi’ diyecekler. Çünkü ‘Ankara fobisinden’ bir türlü kurtulamadılar. Ama ne gariptir ki, Rum Yönetimi için, Kıbrıslı Türklere ‘çifte standart’ uygulayan, ‘Ambargoları kaldırın’ seslerini duymazdan gelen AB’ye ve ‘ötekilerine’ toz kondurma yok, tek bir laf yok! Halbuki bu Ada’da güvenliğimizi sağlayan, başımız sıkıştığında, dara düşüldüğünde yardıma koşan Anavatan Türkiye değil midir?   

   Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 19 Temmuz 2021 tarihinde CTP ve TDP’nin katılmadığı Cumhuriyet Meclisi’nin özel oturumunda şunları söylemişti:

   “Türkiye ve Kıbrıs Türkleri olarak, birilerinin ihsanıyla, lütfuyla değil, bedel ödeyerek geldik. Gencecik evlatlarımızın fedakârlıklarıyla geldik. Bu topraklarda elde ettiğimiz başarıyı çetin mücadelelerin sonucunda adeta söke söke kazandık. Son yarım asırda maruz bırakıldığımız onca ihanete, çifte standarda, saldırıya rağmen, mücadele azmimizi bir an olsun kaybetmedik. Haksızlık karşısında sessiz kalanlardan olmadık. Zulüm karşısında boyun bükenlerden olmadık. Hukuksuzluklara eyvallah edenlerden olmadık. Hakka inandık, halka yaslandık, başkalarına değil, kendi bileğimizin gücüne güvendik.”

   Aynı konuşmasında, farklı siyasi görüş ve yaklaşımların demokrasinin zenginliği olduğunu belirten Erdoğan, “Ancak KKTC’nin varlığı ve birliği her türlü mülahazanın üzerindedir. Cumhuriyet Meclisi’ni bu anlayış temelinde hızlı ve etkili bir yasama faaliyetiyle ekonomiyi canlandırmaya, mali yapıyı güçlendirmeye ve hayata geçirilmesi gereken reformları bir an önce sonuçlandırmaya yönelik adımları kararlılıkla atacağına inanıyorum. Yaptığınız her çalışmada yanınızda olacağımızdan hiç şüpheniz olmasın” demişti.

   Türkiye’de en yetkili makam olarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu görüş ve tavsiyeleri yapmasından bu güne bunca zaman geçti. Gelmiş geçmiş hükümetler ve Meclis çatısı altındaki tüm siyasi partiler hızlı ve etkili bir yasama faaliyetinde bulunabildi mi? Ekonomiyi canlandırmaya, mali yapıyı güçlendirmeye ve hayata geçirilmesi gereken reformları bir an önce sonuçlandırmaya yönelik adımları kararlılıkla atabildi mi? Hangisini yaptılar?   Hangi reformu hayata geçirdiler? Mali yapıyı güçlendirdiler mi? Zamanı boşa harcamakla bu halka hizmet edilmez. Türkiye’nin de, Kıbrıs Türk halkının da istediği bunlardır. Daha ne diyelim?

   Erdoğan’ın bu sözlerinde topun Türkiye sahasında değil de, KKTC sahasında olduğu net bir şekilde anlaşılmıyor mu? Hizipleşmeyi bırakın ve ödevinizi yapmaya bakın.

                                                                                           

Hizipleşmeyi bırak, ödevini yapmaya bak!
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.